İnsan Hakları / Kent Hakkı

Kentte kimler yaşıyor, sorunlarımız ne?

Çarşamba, 9 Kasım 2016

“Eşitlik İçin İzmir Buluşması”nda Almanya, Hollanda ve İzmir’den yerel siyasetçiler, akademisyenler ve uzmanlar ‘Kentte kimler yaşıyor? Sorunlarımız ne?’ sorularının cevabını aradı.

Konak Kent Konseyi, Siyah Pembe Üçgen İzmir Derneği ve Kaos GL Derneği’nin düzenlediği “Eşitlik İçin İzmir Buluşması”nın ilk oturumunda Konak Kent Konseyi Eşitlik Meclisi Başkanı Demet Yanardağ’ın moderatörlüğünde köşe yazarı Teodora Hacudi, Konak Belediyesi Meclis Üyesi Ali Yangır, Ege Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Psikoloji Bölümü’nden Kaos GL Danışma Kurulu Üyesi Prof. Dr. Melek Göregenli, Berlin Eyaleti Eşit Muamele ve Ayrımcılıkla Mücadele Ofisi Uzmanı Florencio Chicote, Hollanda Haarlem Belediyesi’nden Herman Lock ve Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği (BMMYK) Türkiye Bürosu Ege Bölge Sorumlusu Fatin Allami konuştu.

“TDK ve kanunlarda eşitlik tanımlanıyor ama hayat farklı ilerliyor”

İlk söz alan Hacudi, ayrımcılığın çocuklar için de geçerli olduğunu söyleyerek kızının okulda yaşadıklarını aktardı. Kızının okulda isminden dolayı diğer çocuklar tarafından ayrımcılığa uğradığını hatırlatan Hacudi, “Eşitlik kavramının TDK’ya, kanuna göre belli anlamları var ancak hayatta başka türlü ilerliyor” dedi. Hacudi konuşmasının devamında çalıştığı mahallede Suriyeli çocukların yaşadıklarını aktardı.

Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği (BMMYK) Türkiye Bürosu Ege Bölge Sorumlusu Fatin Allami ise kendisinin de mülteci çocuğu olduğunu söyleyerek, “Mülteciler nerede yaşarlarsa yaşasınlar hayatlarımızı şekillendiren kavram ve kurumların dışında değildir. BMMYK olarak bu alanda belediyelerin rolünü çok önemsiyoruz. Mültecilere çok kapsamlı hizmetler verilebilir” dedi.

Berlin homofobi ve transfobiyle mücadele eylem planı

Berlin Eyaleti Eşit Muamele ve Ayrımcılıkla Mücadele Ofisi Uzmanı Florencio Chicote, “Gökkuşağı Şehri Berlin” sunumunda ayrımcılığa ilişkin görüş ve tutumlarını açıkladı. Berlin Eşit Muamele ve Ayrımcılığa Karşı Eyalet Dairesi’nden bahsetti. İş piyasası ve çalışma hayatında ayrımcılığa da değinen Chicote, Berlin Senatosu’nun LGBTİ politikasını anlattı.

Berlin Eşit Muamele ve Ayrımcılığa Karşı Eyalet Dairesi’nin etnik köken, cinsiyet ve toplumsal cinsiyet, din ve inanç, engellilik, yaş, cinsel yönelim ve cinsiyet kimliği temelli ayrımcılığa karşı mücadele ettiğini vurgulayan Chicote sözlerine şöyle devam etti:

“İşe isimsiz başvuruların yapılması ve bu sayede İK sorumlularının bir adayı iş görüşmesine çağırma kararının kesinlikle yeterliliğe ve niteliğe ilişkin bilgilere dayanması için bir pilot projemiz var. Bir şirket ya da kamu kurumunun nasıl trans dostu işyeri/ortam yaratabileceğine ve trans bireylerin iş piyasasına erişiminin nasıl geliştirileceğine ilişkin tavsiyelerde bulunuyoruz.”

“İşyerinde Trans Olmak” gibi broşürler hazırladıklarını da vurgulayan Chicote, Berlin homofobi ve transfobiyle mücadele eylem planlarında eğitim ve farkındalık arttırmadan kamu yönetimi ve yasal eşitliğe; LGBTİ tarihi araştırmalarından LGBTİ mültecilerin güvenliği ve desteklenmesine çok sayıda başlık olduğunu söyledi.

Konak Belediye Meclis Üyesi Ali Yangır, “Biz Romanlar olarak dışlanmadan çok çektik. Bizim Selanik’ten göçmemiz 1900’lerin başına tekabül ediyor. O dönemden beri diğer toplumlara nazaran çok mağdur olduk” şeklinde konuştu.

“Güçlendirme politikalarını geliştirmemiz gerekiyor”

Melek Göregenli, güçlendirme politikalarını geliştirmek gerektiğini belirtti. Ayrımcılığın küresel bir sistem sorunu olduğunu hatırlatan Göregenli, “Bir yandan sistemi değiştirmeye çalışırken hayatı daha yaşanılabilir kılabiliriz. Ayrımcılık; uygulanan grupları güçsüzleştirmeye, öyle hissetmeye zorlarken bizim güçlendirme politikalarına önem vermemiz gerekir” ifadelerini kullandı.

Muhafazakar ve otoriter bir iktidar tarafından yönetildiğimizi, bütüncül ayrımcılıkla karşılaştığımızı hatırlatan Göregenli sözlerine şöyle devam etti:

“Nasıl bir iktidar tarafından yönetildiğimiz avantaj ve dezavantajlı olma durumlarımızı belirleyen bir şey. Muhafazakarlıkla demokratlığın bir araya gelebileceği illüzyonu yaratıldı ancak teorik ve pratik olarak biliyoruz ki bu mümkün değil. Türkiye’ye özgü bir muhafazakarlık da yok. Muhafazakarlığın iki temel göstereni var. Biri eşitsizliklere karşı tutum. ‘Ayaklar baş olmaz’ sözüyle anlatılan durum. Diğeri ise değişime direnç. Bu iki politik tavır alış dezavantajlı ve avantajlı olmanın sınırlarını belirliyor. Muhafazakarlık arttıkça insan haklarından taraf olmak azalıyor.”

“Temas olmadan ayrımcılıkla mücadele edilemez”

“İzmir, hep beraber yarattığımız ve sevdiğimiz bir illüzyon” diyen Göregenli, bir kentin kamusal mekanlarını o kenti oluşturan bütün farklılıkları görünür kılabilecek şekilde düzenlemek gerektiğini söyledi. İzmir’in bu noktada iyi bir durumda olduğunu belirtti. “Ama hayat temsilden ibaret değil” diyen Göregenli, çeşitliliklerin temsilinin yetmeyeceğini, temas ve karşılaşma olması ve ayrımcılıkla mücadeleye duyarlı kent planlaması yapılması gerektiğini vurguladı.

Hollanda Haarlem Belediyesi’nden Herman Lock ise Haarlem şehrinin orta büyüklükte bir şehir olduğunu söyledi. Hollanda’da göçmenlerin kendilerini değersiz hissettiğini söyleyen Lock, “Çeşitlilik zenginleştirir” misyonuyla hareket etmeye çalıştıklarını vurguladı. Ayrımcılıkla Mücadele Bürosu’nun çalışmalarını anlatan Lock, “LGBT’lerin toplumsal kabulü için çalışıyoruz. Gökkuşağı kent ortaklarımız var. Açılma Günü’nde etkinlikler yapıyoruz” dedi.

İlgili haber:

Konak Belediye Başkanı Pekdaş: Önyargıları kırmak bizim görevimiz

*Bu etkinlik, Hollanda Büyükelçiliği’nin ve İsveç Uluslararası Kalkınma ve İşbirliği Ajansı’nın (SİDA) desteği ile düzenlenmektedir. Bu, etkinlik içeriğinin büyükelçilik ve SIDA’nın resmî görüşlerini yansıttığı anlamına gelmemektedir.