Yaşam / Dünyadan

“Bölgesel çabalarımız hayatta kalmamızın önemli bir parçası”

15 Kasım 2016

ERA-LGBTİ, Eşit Haklar Derneği’nden Amarildo Fecanji: Güçlendikçe daha büyük sorunlarla karşılaşıyoruz. Bu nedenle, ortak bölgesel çabalarımız, gelişmemizin ve hayatta kalmamızın çok önemli bir parçası.

Equal Rights Association – Eşit Haklar Derneği (ERA) Sırbistan Parlamentosu’nda 15 Eylül 2015 tarihinde resmi olarak kuruldu. Kaos GL’nin de kurucuları arasında yer aldığı dernek o günden bugüne Avrupa Birliği sürecinden bölgesel dayanışmaya farklı alanlarda çalışmalar yürüttü.

Dernekten isimler Aralık ayında Sosyal Hizmet temasıyla düzenlenecek 5. Ayrımcılık Karşıtı Sempozyum’da konuşacak.

Sempozyum öncesi, ERA-LGBTİ, Eşit Haklar Derneği’nin Batı Balkanlar ve Türkiye eş-direktörü Amarildo Fecanji, derneğin çalışmalarına ilişkin sorularımızı yanıtladı.

Öncelikle kendinizi ve kurumunuzu tanıtır mısınız?

İsmim Amarildo Fecanji, ERA-LGBTİ Eşit Haklar Derneği’nin Batı Balkanlar ve Türkiye eş-direktörüyüm.

Derneğinizin kuruluş süreci ve geçmişinden biraz bahseder misiniz?

ERA, Batı Balkanlar ve Türkiye bölgesindeki farklı ülkelerden LGBTİ örgütlerinin 10 yılı aşkın dayanışma ve ağ oluşturma faaliyetlerinin bir sonucu. Sarajevo Open Centre, Labris, Subversive Front vb gibi öncü örgütler ilkin 2014’te bir çalışma grubu oluşturdular. Ortak düşünce; bölgemizdeki ülkelerin ortak tarihi mirasla birlikte ortak sorunlar, fırsatlar ve AB entegrasyonunu içeren ama bununla sınırlı kalmayan işbirliği çerçevesini paylaştığıydı. İnsan hakları standartlarındaki legal, toplumsal ve kültürel benzerlikler, farklılıklardan oldukça fazlaydı. Zorluklar konusunda bölgemizdeki örgütler ortak bir geçmişi paylaşıyorlar: örgütsel gelişme ihtiyaçları, kapasite geliştirme, savunuculuk stratejileri ve uğraşlarında işbirliği, maddi sürdürülebilirlik, farklı inisiyatifleri destekleme ve güçlendirme vs. 2015’te bu ihtimal 25 LGBTİ örgütü Avrupa Komisyonu’nun da desteğiyle stratejik toplantılar ve danışma toplantıları yapıp ERA’nın oluşmasıyla sonuçlanınca daha da somutlaştı. Bunun bölgemiz ve LGBTİ hareket için çok önemli bir adım olduğunu düşünüyorum ve artık ulusal düzeyde başarılanların, daha fazla ortak planlama ve koordinasyon sayesinde önemli süreçleri hızlandıracağı belli oldu. Yönetici grup olarak bizim stratejik ve sonuç odaklı olmamızı gerektiriyor, ayrıca mevcut ve/veya gelecek fırsatları kaçırmamamızı sağlıyor.

Bahsetmek istediğin bir başarı hikayesi veya örgütünüzdeki herhangi bir gelişme var mı?

ERA, ulusal düzeyde LGBTİ hareketlerini 1990lar ve 2000lerle kıyaslanamayacak biçimde güçlendirmek için var. Yukarıda da bahsettiğim gibi bu yalnızca üyeliğimiz ve ülkelerimizin dahil olduğu farklı süreçler – en belirgini AB entegrasyonu- nedeniyle yarattığımız ivme sayesinde mümkün oldu. İlk yılki aktivitelerimizde ERA’nın finansal sürdürülebilirliğinin yanında örgütsel gelişimini de güvenceye almak için çok yoğun çalıştık. Şu anda kapasite geliştirme programımızın temeli olan üyelerimizle birlikte çok kapsamlı bir örgütsel kapasite değerlendirmesi yürüttük. Gelecek yıl içinde, üyelerimizin ihtiyaç ve istekleriyle doğrudan bağlantılı bir dizi kapasite geliştirme eğitimi yürüteceğiz. İkinci olarak, ulusal düzeydeki hareketlerin istek ve hedeflerine cevap veren savunuculuk stratejimizi tasarladık ve şu an uyguluyoruz. Bu evrede önümüzdeki dört yıl içinde neler başarılabileceğini bilmek önemli. LGBTİ toplumu adalete erişim, yasalarca cinsiyet kimliğinin tanınması, aile kurma hakkı, kamusal tutum ve algılara göre nerede duracak?

İşimiz bu alanlara fazlaca yoğunlaşıyor ve 2016 boyunca bizi buraya yönlendiren pek çok aktivite de yapıldı: kamusal kampanyalar, stratejik planlama; savunuculuk/ strateji/ danışma toplantıları; 170 aktivisti, hükümet temsilcileri, Priştine, Kosova’daki işbirlikçiler ve donörleri biraraya getiren ilk bölgesel konferansımız… Centre for Equality and Liberty (CEL) ve Kosovo and Centre for Social Group Development (CSGD) örgütleriyle beraber yaptığımız bu konferans hükümetler-arası işbirliği ve bölgemizde LGBTİ haklarıyla ilişkilenme konusunda olduğu kadar bölgedeki hareketin ilgilendiği birçok alanda kapasite geliştirme ve stratejik planlama konularında da önemli sonuçlar ortaya çıkarmıştır. Sonuç olarak, UNDP ile işbirliği içinde Arnavutluk, Bosna Hersek, Makedonya ve Sırbistan’da savunuculuk ve yasal öncelikler odağında 4 ulusal yuvarlak masa toplantısı düzenledik.

2016’da bölgemizdeki LGBTİ’leri ilgilendiren en önemli araştırma projesinde uygulayıcı partner olduk. Dünya Bankası’nın desteği, IPSOS Stratejik Pazarlama ve Williams Araştırma Enstitüsü’nün partnerliğinde AB Temel Haklar Ajansı anketi, Batı Balkanlar bölgesinde tekrar edilecek. Bu araştırma LGBTİ bireylerin yaşam koşullarına detaylı bir bakış sunacak. Daha spesifik söylemek gerekirse araştırma; homofobi ve transfobi, ayrımcılık deneyimleri, farkındalık, güvenli çevre, şiddet, taciz ve toplumsal şartlara olan algıyı ve verilen cevapları inceleyecek. Trans ve interseks bireylerin ihtiyaçları ve tecrübelerine daha ayrıntılı dikkat çekilecek. Sonuçları 2017’nin ikinci yarısında çıkacak olan bu araştırma, bölgemizdeki en faydalı savunuculuk ve farkındalık yaratma araçlarından biri olacak. Tabii ki bu dataları nasıl kullandığımıza da bağlı...

Ayrıca, ILGA-Europe işbirliğiyle LGBTİ haklarına yoğunlaşan yıllık bir kalkınma raporu üzerinde çalışıyoruz. Ortak çabalarımız sayesinde bu raporda ilk defa eşcinsel sendikalar, yasalarca cinsiyet kimliğinin tanınması ve interseks haklarıyla ilgili önerilerimiz yer alacak.

Bunlar 2016’daki başarılarımızdan bazılarıydı.

ERA’da kaç kişi çalışıyor ve yoğunlaştığınız etkinlikler neler?

2016’daki organizasyon şemamız; programlara, yönetim, kaynak geliştirme, araştırma, savunuculuk ve iletişim gibi alanlarda çalışan 6 personeli içeriyor. Şu an 4 kişi istihdam etme kapasitemiz var ve beşinci kişi de yakında işe alınacak.

2016 boyunca aktivitelerimiz, savunuculuk, kaynak geliştirme, görünürlük çalışmaları, kapasite değerlendirme, ve araştırma, kapasite geliştirme, kaynak geliştirme, kampanya ve savunuculuk faaliyetlerimizin stratejik planlaması üzerine yoğunlaşıyor. 2016’nın en göze çarpan etkinliği Priştine, Kosova’daki yıllık konferansımızdı. Bu etkinlik, Kosova Hükümeti ve oradaki 2 üyemizle ortaklaşa organize edildi ve tüm bölgede bu yıl gerçekleşen en büyük savunuculuk, kapasite geliştirme ve farkındalık yaratma faaliyetiydi.

Yeri gelmişken; şimdiden yerel üyelerimizle hazırlığına başladığımız yıllık konferansımızın önümüzdeki sene Karadağ’da yapılacağını da duyurmaktan mutluluk duyuyoruz.

Şu anda bölgenizdeki LGBTİ’lerin ve hareketin durumunu değerlendirebilir misiniz?

Genel olarak Batı Balkanlar bölgesindeki LGBTİ hareketi hatrı sayılır bir gelişme gösterdi. Geçmişte neredeyse görünmez bir toplulukken taban örgütlerini ve gruplarını kapsayan tam örgütlü bir hareket haline geldik. Neredeyse tüm ülkelerde yasal süreçler başarıya ulaştı, hatta bazı hükümetler ulusal eylem planlarını ve LGBTİ bireylere faydalı diğer politikaları da onayladılar.

Buna rağmen, çok zor şartlar altında çalışmaya devam ediyoruz. LGBTİ örgütler için olan alanlar diğer ‘daha az tartışmalı’ hareketler veya toplumsal davalarınkiler kadar ulaşılabilir değil. Bölgemizdeki hükümetler LGBTİ örgütleri, birlikte çalışıldığında büyük bir değişimler getirebilecek uzman partnerlerden ziyade imajlarına ve itibarlarına karşı bir tehdit olarak algılıyorlar. Maddi olarak hareketimiz uluslararası desteğe bağlı. LGBTİ bireyler vergilerini düzenli vermelerine rağmen, bu noktada toplumsal farkındalığın, hizmetlerin ve diğer ihtiyaçların geliştirilmesinin üzerine gidebilecek ulusal hükümetlerden hiçbir destek almıyorlar. Bu yüzden de LGBTİ örgütler, topluluğa yasal yardım, psikolojik toplumsal danışmanlık ve diğer önemli hizmetleri vermede zorluklar yaşıyorlar. Birçok taban grubu kolay organize oldu; fakat kaynak yokluğundan ve düzenli donörlerden fon sağlamanın zorluğundan ötürü çabuk dağıldı. LGBTİ spektrumu içinde LBT kadınlar, biseksüel, trans ve interseks kişiler çoğu zaman görünmezler. Bu durum örgütleri, topluluğu nasıl destekledikleri, onların haklarını nasıl savundukları ve işlerini nasıl organize ettikleri konusunda oldukça zayıf bir duruma sokuyor. Yapılan çalışmalar algılardaki gelişme/ iyileşme süreçlerini gösterse de homofobik ve transfobik önyargılar halen devam ediyor. Bu şartlarda tek çare görünürlük. Genel nüfusta LGBTİ bireyleri tanıyan kesim daha açık ve arkadaş canlısı olmaya daha yatkın. Şiddet de bir tehdit ve büyük bir sorun olmaya devam ediyor. Genç LGBTİ’ler, trans kadınlar, aktivistler ve etnik/ dini veya diğer azınlıklara ait LGBTİ kişiler şiddet, taciz ve sosyo-ekonomik ötekileştirme tehdidine daha çok maruz kalıyorlar. Eğitim, sağlık hizmetleri ve ekonomik güçlenme yönündeki çabalar halen çok düşük seviyelerde. Toplumun büyük çoğunluğu LGBTİ hakları konusunu en iyi ihtimalle önemsiz bir mesele ve en kötü ihtimalle de ulusal kimlik ve bir bütün olarak topluma bir tehdit olarak algılıyor. Kalpleri ve kafaları kazanmanın yolu uzun ve inişli çıkışlı...

Buna rağmen hareket çok coşkun ve haklarımızı geliştirmede rol alan tüm taraflarla çalışmalar çok yoğun. Ve fakat hâlâ eksik olansa: LGBTİ haklarının hem ulusal hem uluslararası düzeyde anaakımlaştırılması, bakanlıklara eşit erişim, siyasi katılım ve temsil, varolan kanunların etkili bir şekilde uygulanması, aile hakları ve cinsiyet kimliği konusunda yasal değişiklikler yapmak için daha yüksek bir siyasi isteklilik, nefret suçlarına/ nefret söylemlerine/ okullardaki homofobik ve transfobik zorbalıklara dikkat çekecek daha etkin bir performans…

Güçlendikçe daha büyük sorunlarla karşılaşıyoruz. Bu nedenlerle, ortak bölgesel çabalarımız, gelişmemizin ve hayatta kalmamızın çok önemli bir parçası.

Topluluğunuzdaki LGBTİ örgütlerin yaklaşık sayısı nedir? Nasıl çeşitleniyorlar? Bu LGBTİ örgütlerle ilgili söylemek istediğiniz başka bir şeyler var mı?

Ekim 2016’da üye sayımız informal taban gruplarından güçlü savunuculuk ve politika odaklı örgütlere kadar uzanan totalde 40 üye örgüte ulaştı. Üyelerimiz, LGBTİ bireylerin aileleriyle, nefret suçu mağdurlarıyla, gençlerle, HIV+/AIDS ile yaşayan insanlarla, merkezi ve yerel yönetimlerle, parlementolarla, medyayla, uluslararası topluluklar vb ile çalışıyorlar. Savunuculuk, topluluk güçlendirme, araştırma, kampanya yapma ve görünürlük faaliyetleri içinde bulunuyorlar. Onlar ERA’nın çalışmalarının temeli, kalbi ve ilham kaynağı...

Birçok örgüt, aktivizm ve temsilin en iyi örneklerini yansıtıyor. Daha az temsil edilen grupların güçlendirilmesi de faaliyetler arasında: Örneğin, Queer Karadağ örgüt içerisinde biri LBT kadınların haklarına diğeri de trans haklarına yoğunlaşan iki bağımsız grubun yaratılması ve tanıtımında etkili oldu. İki grup da kendi başlarına potansiyel olarak bağımsız örgütler olabilirler. Tetovo’daki LGBT United işte kesişimselliğin en parlak örneklerinden biri. Arnavutluk’ta mesela LGBTİ Sığınma Evi “Streha”, deneyimlerini kendileri de birer LGBTİ sığınma evi açmak isteyen Kosova ve Makedonyalı örgütlerle paylaşıyor. Sırbistan’da Da Se Zna! Örgütü nefret suçlarına daha stratejik ve somut yaklaşılabilmesi gereğiyle yeni kuruldu. Bosna Hersek CURE Vakfı, işteki feminist örgüt örneklerinden biri. Hırvatistan’da trans çocukların ebeveynleriyle ve onlar için çalışan yeni bir örgüt var. Farklı hedefler ve ilgi alanlarında çalışan birçok başka örgütün olması bizim ilham verici, güçlendirici ve gelecek vaat eden olarak nitelendirdiğimiz bir şey. Tüm örgütlerimiz ve yaptıkları inanılmaz işlerle ilgili bilgi almak isteyen okurlarınızı www.lgbti-era.org sayfamıza davet ediyorum.

Yakın gelecekteki en temel amaçlarımızdan bir tanesi; Batı Balkanlar ve Türkiye bölgesinde harekete büyük değişiklikler getireceğine inandığımız taban inisiyatiflerine yardımcı olmak ve onları güçlendirmek.

Türkiye’den üyelerimiz Kaos GL, Pembe Hayat, SPoD, LİSTAG, Kırmızı Şemsiye ve İstanbul LGBTİ+ Onur Haftası Komisyonu. Türkiye’deki diğer LGBTİ örgütlerini de bize üye olmaya çağırıyoruz.

Türkiye’deki LGBTİ aktivistlerine hayranlığımı, saygılarımı sunmak ve onlarla dayanışma içinde olduğumu belirtmek istiyorum. Yaşanan tüm olayları büyük bir ilgiyle takip ediyor ve Türk toplumunun, demokrasiyi, özgürlükleri ve köklü değerleri korumak ve savunmak için gerekli gücü, enerjiyi ve ilhamı kendi içinde bulmasını umuyoruz. Türkiye ile ülke özelindeki sorunlara ve gerekliliklere dikkat çekmek için ve değişimi getirecek yolları bulmak için çok yakından çalışıyoruz. Ve bu konuda yakın gelecekte tamamlanmayı bekleyen birçok çalışmamız da var.

Çeviri: Damla Umut Uzun

İlgili haberler:

Dünyadan LGBT Örgütleri: Zagreb Pride

Bosna Hersek’ten feminist bir vakıf: CURE