İnsan Hakları / Sağlık

“HIV’le yaşayan birini görmek, yeni tanı alan biri için hazine”

4 Aralık 2016

1 Aralık Dünya AIDS Günü etkinlikleri kapsamında Ankara’da Kaos GL ve 1 Aralık Derneği HIV Farkındalık Konferansı düzenledi. Konferansta Yunanistan’dan Rafael Bilidas ücretsiz test merkezi hizmetlerini, araştırmacı Furkan Hancıoğlu HIV’le yaşayan kişilere dönük ayrımcılık araştırmasını anlattı. Pozitif-İz’den Yasin Erkaymaz ise, “Homofobik, transfobik sağlık personeli gibi sorunlar süreci sancılı kılıyor” diyerek yaşanan sorunlara ve akran danışmanlığının önemine dikkat çekti.

1 Aralık Dünya AIDS Günü dolayısıyla Ankara’da Kaos GL ve 1 Aralık Derneği’nin HIV Farkındalık Konferansı’nda HIV’e dayalı damgalama, HIV ve AIDS ile yaşayanlar için akran danışmanlığı ve HIV enfeksiyonun Avrupa’daki yansımaları konuşuldu.

3 Aralık Cumartesi günü gerçekleşen konferansta Pozitif-iz’den HIV akran danışmanı Yasin Erkaymaz, araştırmacı Furkan Hancıoğlu ve Yunanistan’dan aktivist Rafael Bilidas konuşmacı olarak yer aldı. Konferansın moderatörlüğünü 1 Aralık Derneği ve Kaos GL Derneği’nden HIV ve AIDS danışmanı Hasan Andreas Atik yaptı. Düzenlenen konferans 1 Aralık Derneği’nin ilk etkinliği olma özelliği taşıyor.

1 Aralık Derneği kuruluyor

Etkinliği açan Hasan Andreas Atik, LGBTİ örgütlerinin alana ilgisinden, LGBTİ örgütlerinin HIV’e dayalı politikalarından bahsetti. Atik, Kaos GL Derneği bünyesinde 2015 yılından beri verilen test öncesi ve test sonrası danışmanlık hizmetini anlattı.

1 Aralık LGBT Derneği’nin kuruluyor olmasından da bahseden Atik, amaçlarının heteroseksist dünyada, heteroseksist bir dil kullanmadan HIV ve AIDS anlatmak olduğunu söyledi. Dernek, Ankara merkezli olarak çalışmaya başlayacak.

“HIV’le yaşayan insanların %23'ü HIV statüsünü bilmiyor”

Etkinlikte ilk olarak Yunanistan’dan Rafael Bilidas söz aldı. Bilidas, Yunanistan’daki örgütü Positive Voice’un çalışmalarından bahsetti. 2009’da kurulan Positive Voice’un amaçları; HIV’le yaşayanlara yönelik danışmanlık, HIV yayılımının önlenmesi, test desteği kapsıyor. Örgüt, 400 HİV+ üyeden, 25 çalışandan ve 650 gönüllüden oluşuyor.

Bilidas sözlerine şu şekilde devam etti:

“Ana aktivitelerimiz, savunuculuk ve iletişim. Danışmanlık verdiğimiz kişiler arasında uyuşturucu madde kullanıcıları ve seks işçileri de yer alıyor. Yine bu kapsamda proflaksi ilaçlar ve damgalamaya kaşı kampanyalar yürütüyoruz.

“Araştırma ve Geliştirme konusunda Avrupa’daki araştırmalara katılıyoruz. Gelecek politikalar ve düşünülen araştırma sonuçları ile bağdaştırıyoruz. Arnavutluk, Bulgaristan, Kıbrıs ve Makedonya ile test merkezlerimize yönelik partnerlik çalışmalarımız var.

“Sağladığımız en önemli hizmetlerden biri test merkezi. Merkezimizde ücretsiz HIV, HCV, HBV ve Sifilis testleri sağlanıyor. Yine bu merkezde HIV ve AIDS danışmanlığı veriyoruz. Merkezler Atina ve Selanik’te. Merkezimizde geçtiğimiz yıl %38,5 oranında yeni HIV pozitif tanısı vakasıyla karşılaştık. Bunların %95 tedaviye ulaştı.

“Sokak çalışmalarımız, kondom dağıtımı, cinsel yolla bulaşan hastalıklara dair materyal dağıtımını içeriyor ve Atina ve Selanik’te haftada 3 kere yapılıyor. Bu kapsamda 217.412 kondom 2015 yılı içerisinde dağıtıldı.

“Hapishanelerde kondom dağıtımı, 240 akran danışmanlığı ve homofobiye karşı çalışmalar yürütüyoruz. Yunanistan’da faaliyet gösteren Kırmızı Şemsiye örgütü ile birlikte seks işçilerine yönelik güçlendirme çalışmaları yapıyoruz. Kondom ve kayganlaştırıcı dağıtımı yapıyoruz.

“Yunanistan’da ilaca erişim, HIV kliniklerin durumu, damgalama ve ayrımcılık, cinsel yolla bulaşan hastalıklara karşı önleme çalışmaları ve düzenli test konusunda zorluklar yaşayabiliyoruz. PReP’e ulaşımı hala zor. Bu bir hükümet politikasına dönüşemiyor çünkü hükümet PReP’e yapılacak yatırımın tehlikeli olduğunu düşünüyor.

“Yunanistan’da bir yasa olmasına rağmen, yasaları var ama uygulamada sıkıntılar ile karşılaşılıyor. Bunun yanında %23 oranında HIV’le yaşayan insanlar HIV statüsünü bilmiyor.

“Son olarak ise mültecilerin cinsel sağlığı bizim ve sizin için önemli bir konu. LGBT mültecilere ulaşmak zor. Biz kamplarda toplantılara ve testlere başladık. Mülteciler Yunanistan’da bulunduğu sürede, Yunanistan’ın Avrupa Birliği üyesi olmasından dolayı kanunen tedaviye ulaşması gerekiyor. Mülteci meselesi hala bizim için çalışılması gereken bir konu olarak duruyor.”

“HIV’le yaşayan birinin hayatta olduğunu görmek yeni tanı alan biri için hazine”

Oturumda ikinci olarak Pozitif-iz Sivil Toplum girişiminden Yasin Erkaymaz söz aldı. Pozitif-iz’in adının ilerleyen günlerde bir sivil toplum girişimi olarak daha çok duyulacağından bahseden Erkaymaz, verdiği akran danışmanlığını ve güncel zorlukları anlattı.

Alınan tanıların ameliyat öncesi testler, evlilik öncesi testler, gebelik, iş yerinden istenen kan testleri, kan bağışı sonrası, hastaneye yatışlarda daha çok alındığından bahseden Erkaymaz, bu süreçte yaşanan travma ve kabul etme sürecinden bahsetti. Bu süreçlerin, psikolojik tepkiler, korku, stres, fizyolojik tepkilerden sonra inkar ve kaçınma, depresyon, hiv tanısını kabul etmeye yönelik bilgi edinme, plan yapma gibi kanallar ve olaylarla HIV’le yaşamayı öğrenmeye ulaştığını anlatan Erkaymaz bu süreçlerde akran danışmanlığının önemi vurguladı:

“Akran danışmanlığı şöyle önem taşıyor: Bu adımları aşmış birinin hayatta olduğunu görmek yeni tanı alan biri için hazine. Tanı süreci çok sancılı bir süreç. Tanı alınan zaman, ne zaman alındığı, bilgi eksikliği, damgalama ve ayrımcılıkla karşılaşma, sağlık personelinin bilgisi, sağlık çalışanlarının negatif tutumları, homofobik, transfobik sağlık personeli gibi sorunlar süreci sancılı kılıyor.

“HIV tanısı almakla beraber; aile, eş partner, sosyal çevre, iş hayatı, gelecek planları, sağlık gibi durumlar engellenmiş oluyor ve psikolojik sorunlara neden oluyor. Biz bu süreçte akran danışmanlığı ile devreye giriyoruz ve HIV yayılımı akran danışmanlığı ile azalıyor.”

 

“HIV’li kimlik” tecrit ediliyor

Oturumda son olarak araştırmacı Furkan Hancıoğlu söz aldı. HIV ile yaşayan kişilere yönelik farklı ayrımcılık türevlerinin ne denli geniş bir sosyo-politik alana yayıldığını halen devam eden bilimsel çalışması üzerinden anlatan Hancıoğlu, HIV’in bireysel yönünün neredeyse sadece toplumsal bir konu olarak odaklaştırıldığını vurguladı. Modern tıbbın günümüz koşullarında, hastalığa karşı savaşı toplumun yürütmesi beklendiğini ve bu durumun HIV’e dayalı damgalamanın daha sert biçimde yeniden üretilmesine neden olduğunu belirtti. Bu sorunun da HIV’i önlenmesi gereken bir virüs olmak yerine toplumun savaş alanında yenmesi gereken bireyler inşa eder hale dönüştürdüğünü belirtti.

Halen devam eden çalışmasında, HIV ile yaşayan yaklaşık 4000 kişiye ulaşmaya çalıştıklarını ve bu kişilerden büyük oranıyla mülakatlar yapılmış. Çalışma sonucunda elde edilen verilerin çoğunlukla toplum tarafından HIV ile yaşayan bireylere yönelik uygulanan damgalamanın kişilerin kendi kendilerini de damgalamalarına (iç damga) neden olduğu üzerinde duruldu. Bunun da en önemli nedeninin, toplum sağlığının kendimiz üzerimizden ve genel olduğu iddia edilen ahlâk üzerinden korunma yaklaşımının benimsemesi. Böylece HIV’in bulaşı yolu olarak toplumda tabu, yasak, ahlâk olguları karşısında en popüler olan cinsellikle tanımlanıyor olmasının damgalamanın boyutunu arttıran bir etmen olarak karşımıza çıkıyor.  

Devam eden çalışmanın henüz yayınlanmadığını, ancak 1 Aralık Derneği ortaklığında bilimsel bir makalenin yanı sıra herkesin ulaşabileceği bir raporlama şeklinde sunulmasının da olduğunu belirten Hancıoğlu, çalışmanın HIV’e yönelik damgalamada aktörlerin damgayı nasıl yeniden ürettiği ve anlamlandırıldığı konuları etrafında şekilleneceğini söyledi.

Çalışma kapsamında yapılan anket uygulamasından örnek soru-cevaplardan da bahsedildi. Bu örnekler, HIV’e yönelik damgalama karşısında HIV ile yaşayan kişilerin maruz bırakıldıkları nefret söylemi ve nefret suçu gibi ayrımcılık türevlerine maruz bırakılma biçimlerini açıkça gözler önüne seriyor.

Konferans son olarak soru-cevaplar ile devam etti.

*Bu konferans İsveç Uluslararası Kalkınma İşbirliği Teşkilatı SIDA ortaklığında yapılmıştır.