Gökkuşağı Forumu

Kerimcan Durmaz’a dair...

Pazartesi, 5 Aralık 2016

Kerimcan Durmaz’a dair şimdiye kadar söylenen çoğu şey, sözleri söyleyenlerin ne kadar "düzen içi" bir pencereden olaya baktığını bize gösteriyor. Meseleyi daha kapsamlı ele alabilmek için bütünlükle ve daha politik bir hat çizmek gerektiğini düşünüyorum. Şimdi bazı şeyleri adım adım, tane tane konuşuyor olmamız gerekiyor:

1- Günümüz kapitalist toplumlarında bireylerin ünlü olma maceralarında her yol mubahtır. Bunu eleştirmek için, kapitalizmin sanata yaklaşımını eleştiriyor olmak zorundasınız. Mesela Demet Akalın da, Kerimcan Durmaz da vasıfsız, yeteneksiz insanlardır. Eleştireceğimiz noktaları da feminen olmaları vs. gibi özellikleri değil, sanat anlayışlarının yozluğu ve çürümüşlüğüdür. Bu sorun, düzenin sorunudur. Kapitalizm yıkıldıktan sonra ikisi de işlevsiz paçavralar olacaklardır, üzgünüm...

2- Kerimcan'ın düzen içi bir figür olması, muhafazakar bir karakter makyajıyla karşımıza çıkması, kimilerine göre "sahte" ve "itici" olması vs. gibi özellikleri, ona eşcinsel olmasından dolayı uygulanan herhangi bir nefreti meşrulaştıramaz. Aynı zamanda Kerimcan'ın tüm bu özellikleri ona uygulanan şiddetin içeriğini de gizlemez. Onun maruz kaldığı şiddetin failleri 3-5 erkekten daha fazlasıdır. Gerici, homofobik ve en önemlisi örgütlü bir topluluğun şiddetine maruz kalmıştır Kerimcan. Bu şiddete maruz kalırken kendisi de gericidir. Onların örgütlülüğüne karşı kendisi örgütsüzdür. Kerimcan başlı başına masum değildir ancak onun suçu eşcinsel olması değil, örgütsüz ve gerici olmasıdır. Fakat unutulmamalıdır: Örgütlü suçların muhatabı, bireyler değil topluluklardır. Örgütlü gericilerin Kerimcan'ı darp etmesi, eşcinsellere karşı yapılan bir saldırıdır. Saldırıya gösterilecek tepkiler buradan kurulmalıdır.

3- Kerimcan ayağa kalkar arkadaşlar. En kötü cebinde biriktirdiği parayla 3 ay Amerika'da kalır, alışveriş falan yapıp sonra genişlemiş çevresiyle geri döner, şovlarına devam eder. Ancak mesele Kerimcan'dan çok daha büyüktür arkadaşlar. Mesele Kerimcan'ın sahne aldığı barda çalışan lubunya garsonun bir ay sonra aynı yerde dayak yiyebilme ve Kerimcan kadar kolay ayağa kalkamama ihtimalidir. Mesele Kerimcan değil, mesele biziz. Ve Kerimcan’ın lubunyalığı, onu “bizden” yapmaz. Kerimcan'a rağmen, Kerimcan için, Kerimcan'ın temsil ettiği düzene karşı, Kerimcan'ı mağdur eden ibneliği sahiplenerek mücadele etmeliyiz.

Kerimcan gider ama siz bize alışın! Buradayız ve gitmiyoruz.