Gökkuşağı Forumu

Siyah beyaz TRT’nin rengarenk insanı Zeki Müren

Çarşamba, 7 Aralık 2016

Ötekilerin, en çok da eşcinsellerin en büyük ahlaksız sayıldığı ama Zeki Müren denince "sanat güneşi" sözünün de hemen ardından geldiği bir ülkede yaşıyoruz. Kendi padişahlarımızın oğlan odalarını konuşmak yerine "ibne" diyerek yok saydığımız topraklarda; inkar ederek, utanarak, saklanarak günah çıkardığımız bir tabudur Zeki Müren. Devrimin en delikanlı paşasıdır!

Farklıydı Zeki Müren, çok farklıydı. Işıltılı kıyafetleri vardı. Taşlı yüzükleri ve topuklu ayakkabıları ile alınmış kaşları, boyalı ve fönlü kabarık saçları vardı. Yakasında tüyleri uçuşan görkemli kostümleri vardı. Ruju vardı allığı vardı. "Anne bu kadın mı yoksa erkek mi?" diye sorulduğunda cevapsız kalan sorusu vardı.  Erkekliği birkaç santimlik bir organdan ibaret sandığım dönemlerde kendisinin neden "normalden" farklı olduğuna anlam veremezdim. Çocuktum düşünemezdim.  Eşcinsellerin dışlandığı, transseksüellerin taşlandığı heteroseksist muhafazakar bir ülkede kabul görmenin ne kadar zor olduğunu çok sonraları anladım.

Hep konuşulan şeylerdir Zeki Müren'e “cinsel tercihleriyle” ilgili haksızlık yapıldığı ve aslında ondan birkaç kere hamile kalıp kürtaj yaptıran kadınlar olduğu. Peki bir insanın eşcinsel olması "haksızlık" mıdır? Heteroseksüel yönelimi vurgulayarak kurtarılmaya çalışılan nedir? Erkekliği yücelterek eşcinselliği öteleyen; bunun hastalık, haksızlık, ayıp olduğuna inanan insanların eşcinselliğin bir yönelim olduğunu idrak edebilmesi çok zor.

Acaba şu günlerde gerçekten Zeki Müren de bizi görüyor mudur? Rengarenk elbiselerinin içinde, savunduğumuz erkekliği hakkında ne düşünüyordur?

"Binlerce, on binlerce, kanayana kadar alkışlayan ellerden sonra bir yatak odası ve dört duvar. Bir ayna, elbette ki yavaş yavaş başlayan bir bunalım. Uzun yıllar sonra günde 34 ilaç ve iki insülin iğnesi ve bununla yaşayan yapayalnız, evet hayret edeceksiniz ama yapayalnız bir Zeki Müren" diye anlatıyor kendisini.

Öyledir Zeki Müren. Kimsesizlerin kimsesidir, kimsesizdir. Yalnızların yalnızıdır, yalnızdır. Dertlilerin dertlisidir, dertlidir. Gökyüzünde yalnız gezen yıldızdır. Bir yangının külüdür. Şarkıların gözünü kör edendir. Şimdi uzaklardadır ama bir gün elbet buluşacağımızdır. Gitme sana muhtacım diyemediklerimizi kalbimizde yaşatan kendisi de senelerdir alkışlarla yaşayandır!

Bir de çoğumuzun bilmediği kendi şiirleri ve desenleriyle süslediği şiir kitabı "Bıldırcın Yağmuru" vardır. 1965 yılının Ocak ayında İstanbul Matbaası’nda basılan ve elde edilen geliri Kanser Derneği’ne bağışlanan.

Önce o kitaptan "Bir öykü ki leyla’sı, mecnun’u ben" diye başlayan ve "Öyküm kara, uykum kara, benliğim uzaklara" diye biten şiirini okudum. Yetmedi ona denk bi şarkısını açtım dinledim kendime iyice eziyet olsun diye. Ve bir kez daha sevdim Zeki Müren'i.

Zeki Müren'i seviniz!