İnsan Hakları / Sosyal Hizmet

“LGBTİ’lere yönelik ayrımcılık, sosyal hizmetlerin meselesidir”

Perşembe, 8 Aralık 2016

York Üniversitesi’nden Nick Mulé, Ayrımcılık Karşıtı Sempozyum’daki konuşmasında yasalar önünde eşitliğin sorunları çözmediğini söyleyerek, toplumsal adaletin önemine dikkat çekti, “LGBTİ’lere yönelik ayrımcılık sosyal hizmetlerin meselesidir” dedi.

LGBTİ’lerin hak mücadelesi ve sosyal haklar alanında ilki 2012’de düzenlenen Ayrımcılık Karşıtı Sempozyum, bu yıl “Başka Bir Sosyal Hizmet Mümkün” temasıyla Hacettepe Üniversitesi İktisadi İdari Bilimler Fakültesi Tuğrul Çubukçu Salonu’nda yapılıyor.

Sempozyumun ikinci oturumunda Özlem Cankurtaran’ın moderatörlüğünde Toronto York Üniversitesi’nden Nick Mulé konuştu. Sosyal hizmetlerin LGBTİ’lere karşı sorumluluklarını anlatan Mulé, konuşmasına sosyal hizmet, LGBTİ, toplumsal cinsiyet ve cinsel çeşitlilik ve queer kavramlarını açarak başladı.

Hukuki ve toplumsal bağlamda adalet

Hukuki bağlamda adalet ve toplumsal adaletin birbirinden farklı olduğunu söyleyen Mulé, “Hukuki bağlamda adaletin eşitlik kavramının bizi götürebileceği yer asimilasyon iken toplumsal adalet bağlamında eşitlik ve hakkaniyet özgürleşmeye götürür” dedi. Buna rağmen yasalar önünde eşitlik için mücadele etmenin de önemli olduğunu vurgulayan Mulé sözlerine şöyle devam etti:

“Ancak yasalar önünde eşitlik toplumsal adalet ve eşitliği beraberinde getirmiyor. Yasalar için ne kadar uğraşırsanız uğraşın sırf bir yasa geçti diye yaşamlarımız hemen değişmiyor. Toplumsal adalet ve dönüşüm daha uzun ve meşakkatli bir süreç.”

“Queer özgürleşmesi” kavramının teorik arka planını açan Mulé; siyah, kadın, gençlik ve eşcinsel özgürleşme mücadelelerinin sadece kendileri için bir özgürleşme istemediğini belirtti. Özgürleşme mücadelesinin bütün bir toplum için olduğunu vurguladı. “Heteroseksist bir dünyada yaşıyoruz ve güç heteroseksüellerin elinde” diyen Mulé, bu bağlamda özgürleşme açısından kimlik politikalarının gerilim yaratsa da gerekli olduğunu söyledi.

Özgürlük mücadelesinin pratik adımları

Olumsuz güç olarak nitelediği ayrımcılık gibi meselelerle “eşcinsel gücü” gibi olumlu ifadelerle mücadele etmeyi öneren Mulé, teorinin sosyal hizmetler açısından pratik uygulamalarını şöyle sıraladı:

*Halk eğitimi ve toplumsal eğitim uygulamalarına cinsel yönelim ve cinsiyet kimliğini eklemek

*Profesyonel etik ve ilkelerin toplumsal cinsiyet ve cinsel çeşitliliği içermesini sağlamak

*Toplumsal cinsiyet ve cinsel çeşitliliği içeren ayrımcılık karşıtı uygulamaları hayata geçirmek

*Toplumsal cinsiyet ve cinsel çeşitliliğe ilişkin projelere kaynak ayırmak

“LGBTİ’lere yönelik ayrımcılıkla mücadele sosyal hizmetlerin görevidir”

Mulé, “LGBTİ’lerin önyargı, ayrımcılık, marjinalleştirme ve baskı ile karşılaştığı düşünülürse bu duruma ilişkin çalışmak sosyal hizmetlerin görevidir” diyerek sözlerine şöyle devam etti:

“Sosyal hizmetler; eğer bir ülke LGBTİ’lere karşı şiddeti yüceltiyorsa, bu durumu kınamalıdır. Toplumun bir parçası belli haklardan mahrum ise bu bütün bir toplumun sorunudur. Türkiye’deki sosyal hizmet sistemi daha çok aile, kadınlar, engelliler ve yaşlılık üzerine odaklanıyor.”

Sosyal hizmetler alanındaki değişimin araştırma, eğitim, uygulama ve politikanın uyum içerisinde olması ile olabileceğini hatırlatan Mulé, “Geçtiğimiz yüzyılda LGBTİ’ler tanınmak için mücadele etti. Toplumun temel yapıtaşları da zamanla bu hakikati kucakladı. Eğer ki toplumu oluşturan tüm insanların değerli olduğuna inanıyorsak; LGBTİ’lere yönelik ayrımcılık sosyal hizmetlerin temel meselelerinden biridir” dedi.

İlgili haber:

Ayrımcılık Karşıtı Sempozyum başladı: Sosyal hizmet herkes için!