İnsan Hakları / Çalışma Hayatı

Kamu çalışanı LGBTİ’ler iş yerinde hangi problemlerle karşılaşıyor?

Perşembe, 15 Aralık 2016
Haber: Kaos GL

Kaos GL’nin “Türkiye’de Kamu Çalışanı Lezbiyen, Gey, Biseksüel, Trans ve İntersekslerin Durumu” araştırmasına göre 20 kamu çalışanı LGBTİ’den sadece 1’i, iş yerinde cinsel kimliğini çekinmeden ifade ediyor.

Kaos GL Derneği’nin “Türkiye’de Kamu Çalışanı Lezbiyen, Gey, Biseksüel, Trans ve İntersekslerin Durumu” yayınlandı. Prof. Dr. Melek Göregenli’nin hazırladığı raporun editörlüğünü Murat Köylü yaptı.

“Kamuda çalışan LGBTİ’ler ifşa olma korkusuyla stres altındalar”

Prof. Dr. Melek Göregenli’nin kaleme aldığı önsözde, LGBTİ’lerin cinsel kimliklerini ifade etmek konusunda kamuda özel sektöre oranla daha çekimser olduklarının altı çiziliyor:

“Lezbiyen, gey, biseksüel, trans ve interseks (LGBTİ) katılımcılarla gerçekleştirdiği ve ayrıntılı sonuçları bu kitapta sunulan araştırmanın kanımca en önemli bulgusu ise, kamu sektörüne ait işyerlerinde her 20 katılımcıdan sadece 1’inin cinsel kimliğine dair tamamen açık olabildiği ger- çeğidir. Geçtiğimiz yıl özel sektör çalışanı LGBTİ’lerle yapılan araştırmanın sonuç- larıyla karşılaştırıldığında, LGBTİ çalışanların özel sektörde kamuya göre daha açık olabildiği görülmektedir. Özel sektör araştırmamız kapsamında bu oran 5 kişide 1 idi. Kamunun, bir işveren de olarak, ayrımcılık karşıtı uluslararası sözleşmelerden ve ulusal mevzuattan kaynaklanan yükümlülükleri düşünüldüğünde, bu durumun ne kadar kaygı verici olduğu görülebilir.”

“Araştırma katılımcılarının ifadelerinden izleneceği gibi, çalışanların neredeyse tamamı, cinsel kimliklerinin anlaşılabileceği duygusuyla iş saatleri içinde tedirgin, güvensiz, şüpheci, kaygılı ve stres altında olduklarını ifade etmişlerdir. Katılımcıların ifadelerinden görüldüğü üzere bu durum sadece işyerinde ve iş saatlerinde etkili olmamaktadır; kimliğin açığa çıkacağı veya ifşa edileceği korkusu aynı zamanda iş dışındaki zamanlarda da kontrollü davranmayı gerektirmektedir. İş dışında kamusal alanda oluşan ve bazen işyerinden de beslenen sosyal hayat, günümüz yaşamının ayrılmaz bir parçası haline gelen sosyal medya kullanımı, kısacası kamusal hayatın tamamı kontrollü hale gelmekte, bu da bütün bir hayatın, olduğundan farklı biri gibi görünerek, davranarak yaşanmasına yol açmaktadır. Sonuçta, genel olarak tedirgin ve temkinli davranmak yaşam doyumunu ve iş doyumunu kötü etkilemekte, kamuda çalı- şan katılımcıların dikkatlerini işle ilgisiz süreçlere yönlendirmelerine, kendilerini sürekli kontrol etmelerine, kontrol altında ve güvencesiz hissetmelerine neden olmaktadır.”

20 LGBTİ’den 1’i açık kimlikli

Araştırmaya göre işyerinde cinsel kimliğin açık olup olmadığı sorusuna çalışanların %41’i, yani 5 kişiden 2’si, “tamamen kapalı oldukları” beyan ediyor. % 37’si kısmen açık olduğunu, sadece %5’i ise cinsel kimliği açısından işyerinde tamamen açık olduğunu belirtiyor. Yani 20 kamu çalışanı LGBTİ’den sadece 1’i cinsel kimliğini doğrudan, hiç kimseden çekinmeden ortaya koyabiliyor. Açık olmasalar da tahmin edildiklerini düşünenlerin oranı da %15, yani 11 kişi.

İşe başvuru sürecinde ayrımcılık deneyimleri

Araştırma katılımcılarının ifadelerine göre zorunlu askerlik süreci, çalışanın cinsiyet kimliği ya da cinsel yöneliminin iradesi dışında açığa çıkması konusunda önemli bir eşik. Bu nedenle bazı katılımcılar, askerlik sürecini istekleri dışında çeşitli biçimlerde yerine getirmek zorunda kalıyor veya neden askerlik yapmadıklarına dair resmi veya informel belgeler kimliklerinin ifşa olmasına neden oluyor.

Sosyal medya kullanımı, katılımcılarımızın cinsiyet kimlikleri ve cinsel yönelimlerinin istekleri dışında izlenmesine kaynaklık eden bir baskı aracına dönüşebiliyor. Bu nedenle katılımcılardan bazıları, bir önlem olarak, sosyal medyada kendi kimlikleriyle bulunmamayı tercih etmediklerini ifade ediyor.

Genel olarak muhafazakâr, otoriter ve cinsel çeşitliliğe karşı baskıcı iklimin, bütün varoluşlarını etkilediğini ve sürekli kendilerini kontrol ederek yaşamak zorunda kaldıkları beyanı yine araştırmanın çarpıcı bulgularından.

LGBTİ çalışanlara yönelik doğrudan veya dolaylı ayrımcılık yaratan uygulamalar

Katılımcıların “Çalıştığınız kurumun kurumsal prosedürleri içinde LGBTİ çalışanlara yönelik doğrudan veya dolaylı ayrımcılık yaratan kurallar, teamüller, uygulamalar var mı?” sorusuna verdiği yanıtlardan bazıları şöyle:

“Kılık-kıyafet yönetmeliği var. Kanunlarla yasaklanmış gayri meşru birliktelik tanımlamaları var. Verilen eğitimlerde var. Cinsel kimlik eşitliği biriminin olmaması, etik kurulların ise heteronormatif tutumu bu duruma örnek.” (Lezbiyen bir öğretim üyesi)

“Disiplin Kurulları transseksüelleri yok sayıyor. Sadece kadın ve erkek algısı var.” (Trans erkek, heteroseksüel bir zabıt kâtibi)

“Dolaylı yoldan bulunmakta; kişisel inisiyatifler ve Disiplin Kurulu elinde olanların uygulamaları belirleyici olmakta.” (Gey bir öğretmen)

 “Devlet Memurları Kanunu’ndaki genel ahlaka aykırı davranışlar her yöne çekilebilir.” (Lezbiyen bir öğretmen)

 “Uygulamalarda eşcinsellik ahlaksızlık olarak görülerek çalışma yapılıyor; öteki olarak konumlandırılıyor.” (Gey bir sosyolog)

“Dolaylı olarak var. Eş durumu tayininden faydalanamamak bir ayrımcılık. Bu hak sadece heteroseksüellere verilen bir hak.” (Gey bir öğretmen)

“Göz önünden uzaklaştırma, pasif görevlere atama hatta emekliliğe zorlama vs.” (Gey bir uzman)

“Doğrudan yok ancak her kurulun içinde tutum olarak bu ayrımcı tutumlar gözlenmekte”. (Biseksüel, kadın bir öğretmen)

İşyerinde ayrımcılık, iş verimi ve iş doyumu ilişkisi sarmalında LGBTİ’ler

Cinsel yönelim veya cinsiyet kimliği açık olan ya da bu konuda diğer çalışanların dolaylı yaklaşımlarına, imalarına, “esprilerine”, tahminlerine hedef olan LGBTİ’ler, bazen iş saatleri dışına da taşan olumsuz duygular yaşayabilmektedir. İşyerinde imalı bakışlar, gizil ya da açık söylemlerde ortaya çıkan nefret dili ve tacizler, doğal olarak verimliliği ve iş doyumunu etkiliyor.

Araştırmada elde edilen bulgular, yaşanan olumsuz deneyimlerin ve maruz kalınan ayrımcılıkların LGBTİ çalışanların sadece iş doyumunu ve verimliliğini etkilemediğini, aynı zamanda, “sanki bir açıkları, eksiklikleri varmış gibi” daha çok çalışmak, herkesten daha başarılı olmak gibi bir telafi edici davranış içine girdiklerini gösteriyor. Bu bulgu, yaşanan ayrımcılık deneyimlerinin çok yönlü ve derin psikolojik sonuçlara da yol açabileceğine işaret ediyor.

Raporun dijital versiyonuna buradan ulaşabilirsiniz.