İnsan Hakları

LGBTİ mahpus artık tekli hücrede tutulmayacak

Çarşamba, 21 Aralık 2016
Haber: Kaos GL

Alanya’da LGBTİ mahpusun “kapasite fazlalığı” gerekçe gösterilerek tecrit edilmesine Av. Halime Şenli Bilgin’in itirazı kabul edildi.

Alanya L Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumu’nda kalan LGBTİ mahpuslar uzun zamandır kapasite yetersizliği nedeniyle tekli hücrede tutuluyordu. Elliye yakın LGBTİ örgütü geçtiğimiz yıl yaptıkları basın açıklamasıyla tecride dikkat çekmiş ve “Kapasite fazlalığı LGBTİ mahpusların tek tutulmasının gerekçesi olamaz” demişti.

Ceza İnfaz Sisteminde Sivil Toplum Derneği (CİSST) ve LGBTİ örgütlerinin girişimleri sonuç vermeye başladı. Alanya L Tipi Hapishanesi’nde tekli hücrede kalan bir LGBTİ mahpus için Av. Halime Şenli Bilgin’in itirazı X. v. Türkiye davası gerekçe gösterilerek kabul edildi.

Hapishane idaresi Av. Bilgin’e mahpusun 15 günde bir sportif faaliyetlere ve etkinliklere katıldığına dair bilgi vermişti. Bunun üzerine Av. Bilgin, dilekçesinde hapishanenin kapasitesinin dolu olduğunun doğru olduğunu, ancak bu mahpusların haklarını ihlal etmek için yalnızca bir bahane olduğunu, kararda belirtilen 2 haftada bir sportif etkinliğe çıkarıldığı idasının da doğru olmadığını, ayrıca diğer mahpuslarla da görüştürülmediğini, hiçbir şekilde ortak faaliyetlere katılamadığını, insanın sosyal bir varlık olduğunu, diğer insanlarla birlikte olmak, konuşmak, anlatmak, dinlemek, paylaşmak istediğini, sosyal olma diğer insanlarla iletişim kurmak zorunlu gereksinim olduğunu ve müvekilinin hiç bir yasal dayanağı olmadan bundan yoksun bırakılmasının kabul edilemez olduğunu belirterek, karara itiraz etti.

İdarenin araştırma ve inceleme yapmadan bu taleplerin bir kısmı için karar vermesini usul ve yasaya aykırı bulundu ve Alanya L Tipi Kapalı Ceza ve İnfaz Kurumu Müdürlüğü İdare ve Gözlem Kurulu Başkanlığının kararına Av. Bilgin’in itirazı kabul edildi ve karar iptal edildi.

X. v. Türkiye Davası kararı nedir?

“…AIHM, mahkumların insanlık onuruna uygun koşullarda tutulma hakkına ilişkin genel ilkelerle ilgili olarak, diğerlerinin yanı sıra Mouisel v. Fransa (no. 6726/01, par. 37-40, AİHM 2002-IX) ve Renolde v. Fransa (no. 5608/05, par. 119-120, 16 Ekim 2008) kararlarına atıfta bulunmaktadır. Bu bağlamda AİHM, Sözlleşme’nin 3. Maddesinin Devletin, her kişinin insanlık onuruna saygının gerektirdiği koşullarda tutulmasını sağlama, infaz biçiminin ilgiliyi çaresizliğe veya tutukluluk halinde kaçınılmaz acı seviyesini aşan yoğunlukta bir sıkıntıya mahkum bırakmama ve infazın pratik gerekliliklerini dikkate alarak, tutulan kişinin sağlık ve iyilik halini uygun şekilde sağlama (Kudla v. Polonya [BD], no. 30210/96, par. 92-94, AİHM 2000-XI) yükümlülüğünün bulunduğunu hatırlatmaktadır. AİHM, başvuranın vücut bütünlüğüne saldırı riski bulunduğuna yönelik kaygılarını dikkate almaktadır.. Şüphesi, başvuranın diğer tutuklularla birlikte tutulduğunda maruz kaldığı ve bizzat kendisinin şikayetçi olduğu sindirme ve taciz eylemleri düşünüldüğünde, bu endişeler başvuranı korumak için bazı güvenlik tedbirlerinin alınmasını gerekli kılsa dahi, başvuranın cezaevi topluluğundan tamamen dışlanmasını haklı göstermeye yetmez… AİHM, bu bakımdan Hükümetin başvurana niçin açık havada düzenli egzersiz yapma imkanı verilmediğini veya sınırlı dahi olsa müteaddit taleplerine uygun olarak, diğer mahkumlarla temasına izin verilmediğini izah edemediğini kaydetmektedir…”

Ne olmuştu?

CİSST öncülüğünde aralarında Kaos GL’nin de olduğu 48 LGBTİ, kadın ve insan hakları örgütünün Alanya L Tipi Hapishanesi’ndeki LGBTİ mahpusların fiili olarak tecrit altında tutulmasına ilişkin geçtiğimiz yıl yaptığı açıklamada yaşananlar şöyle özetlenmişti:

“Alanya Kadın Hakları Kurulu’na bağlı avukatların 8 Ekim 2015 tarihinde gerçekleştirdikleri ziyaret sırasında bu hapishanede tek tutulan LGBTİ mahpusların sayısının 14 olduğu öğrenilmiştir. Bu 14 mahpus günün 23 saati disiplin cezası alan mahpusların tutulduğu tekli hücrelerde tutulmakta ve günün sadece bir saati havalandırılmaya çıkarılmaktadırlar. Avukatların hapishane ziyareti sırasında hapishane müdürü bu uygulamaya mecbur olduklarını “cezaevinin kapasitesinin 480 olduğu ancak gün itibariyle cezaevinde 1600’i aşkın hükümlü ve tutuklunun bulunduğu, çok fazla yer sıkıntısının olduğu son olarak yemekhanenin bir bölümünü koğuşa çevirdiklerini, mahkum profilinin fazla sayıda olduğu öncelikle uğraşlarının mahkumların can güvenliğini sağlamak olduğunu ve bu eşcinsel mahkumların ayrı koğuş vermenin zor olduğu, fiziki koşulların ayrı koğuş açmaya imkan vermediği eşcinsel mahkumların ise hücrelerde değil, tek kişilik koğuşlarda bulunduğu, aslında o tek kişilik koğuşlarda kalmak isteyen çok mahkum olduğu, eşcinsel mahkumlara diğer mahkumların çok kötü baktığı ve davrandığı, bu yüzden onları diğerleri ile aynı anda havalandırmaya çıkarmadıklarını” söyleyerek gerekçelendirmiştir.”

“Mahpusların, hücre cezası olmadan tek tutulması Türkiye’nin yasalarına da aykırıdır. Alanya L Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumu’ndaki LGBTİ mahpusların tek tutulma hallerine son verilmelidir. Tek tutulma hali bir disiplin cezası olsa dahi kabul edilemez. ‘Hücre cezası’ kendi başına bir kötü muamele, bir işkencedir ve kaldırılmalıdır. Bu nedenle, Alanya’da tutulan LGBTİ mahpuslar, kendi istekleri doğrultusunda ya bu hapishanede açılacak olan bir koğuşa alınmalı ya da bir araya gelebilecekleri bir hapishaneye sevk edilmeli ve ‘hücre cezası’nın kaldırılması için gerekli girişimler başlatılmalıdır.”