Kadın

Tarihin eril kimliği ve oryantalist imajı kadınları nasıl etkiliyor?

25 Aralık 2016
Haber: Kaos GL

Cins Adımlar’ın düzenlediği; Aylin Vartanyan Dilaver ile Gülhan Erkaya Balsoy’un konuşmacı olarak yer aldığı “Toplumsal Cinsiyet ve Tarih” söyleşisi İstanbul’da gerçekleşti.

Cins Adımlar: Toplumsal Cinsiyet ve Hafıza Yürüyüşleri’nin düzenlediği “Toplumsal Cinsiyet ve Tarih” söyleşisi dün (24 Aralık 2016) Karaköy’de bulunan Minerva Palas’ta gerçekleşti. Moderatörlüğünü Ayşe Öncü’nün yaptığı söyleşide Aylin Vartanyan ve Gülhan Erkaya Balsoy konuşmacı olarak yer aldı. Konuşmacılar akademik çalışmalarını anlatırken, geniş yelpazede hikayelerin paylaşıldığı ve hafızanın önemine dair konuşmaların gerçekleştiği bir söyleşi yapıldı.

“Kadın ve Toplumsal Cinsiyet Tarihçiliği” başlığı altında konuşmasını gerçekleştiren tarihçi Gülhan Erkaya Balsoy, tarihin; eril kimliğinden, oryantalist imajının etkisinden ve kadını belli formlarda konumlandırışından kaynaklı Türkiye’de feministlerin ilgi göstermediği bir alan olduğunu ifade etti. Avrupa’da feministler ve tarihin iç içe olduğunu ancak Türkiye'de feministler ve tarih arasında kopukluk olduğunu belirtti.

“İstanbul’da Ermeni kadınlar ve gündelik hayatlardı merakım” diyen tarihçi ve akademisyen Aylin Vartanyan Dilaver ise, Ermeni kadını için hem kadın hem Ermeni kimliğiyle inkarcı bir ortamda gündelik yaşamını sürdürmenin nasıl bir duygu olduğu üzerinde yola çıkarak başladığı çalışmasını aktardı. Kadınların inkarcı bir ortamda nasıl adapte olduğu ya da olmadığı gibi sorular yönelttiğini dile getiren Aylin, “Üç ayrı yaş grubundan 6 kadınla çeşitli sanat moderatörlerini barındıran çalışmama başladım. Çalışma, kadınların seçtiği mekanları gezerken fotoğraflanması ve yan yana getirilip bir hikaye oluşturulması, sonrasındaysa şiirselleştirilmesiydi” şeklinde belirtti.

“Bu hikayeler görmek isteyenlere çok şey anlatıyor”

Dışavurum sanat yaklaşımının felsefi yönü olan kavramı ve konuşmasında yer alan diğer bir kavramı Pablo Picasso’nun bir videosuyla anlatan Aylin, “Sanat üretme süreci, kendini tanıma sürecidir’, bunu gözden kaçırıyoruz çoğu zaman. Sonuç olarak Ermeni ve kadın, iki baskılanan kimlik üzerinden sanatı merkeze alarak bir çalışma yürütüyorum. Beni de zorlayan sorular soruyorum. Ancak sessiz yürüyüşe geçince imgeler aracılığı ile çağırıyor ve dile getiriyoruz. Ve bu hikayeler görmek isteyenlere çok şey anlatıyor” dedi.

Panel soru ve cevapların ardından son buldu.

(ŞUJİN)