Yaşam / Din/İnanç

Neden “din ve eşcinsellik” üzerine bir dosya?

Çarşamba, 18 Ocak 2017

Dergi için başlığı seçerken iki kavramı “ve” bağlacı ile ayırıyorsak, bu kavramlar arasında hâlâ açıklanmayı bekleyen bir ilişkinin yapılmamış olması bunun en önemli nedenlerinden biri…

Kaos GL Dergi editörlerinden Aylime Aslı Demir’in, derginin "Din ve Eşcinsellik" dosya konulu 151. sayısı için kaleme aldığı giriş yazısı: 

“Din ve Eşcinsellik” sayısının dosya konusunu seçerken açıkçası bu alandaki literatürün oldukça kısıtlı olduğunu varsayarak çıkmıştık yola. Elbette Türkçe literatür içerisinde bu fikrimizin çok da yanıltıcı olmadığını erken bir tarihte anladık.  Bunun bize göre pek çok nedeni var. Nasıl ki biz başlığı seçerken iki kavramı “ve” bağlacı ile ayırıyorsak, bu kavramlar arasında hâlâ açıklanmayı bekleyen bir ilişkinin kurulmamış olması bunun en önemli nedenlerinden biri. Bir diğeriyse Türkiye kültüründe kendilerini İslam ile ilişkilendiren anlayışların (kabaca üç grup olarak tariflersek; Gelenekçi çizgi, Modernist çizgi, Islahatçı çizgi) hemen hemen hepsi toplumsal cinsiyet ve yönelimlere dair Kuranî ilkeler üzerinden bakışını belirlemek yerine, bu konulara dair bakışlarını Kuran’a uygulama yolunda ilerletme alışkanlıklarından olabilir. Bu bağlacı kullanmamızın konuyla ilişkilenirken iki şeyi aklımızda tutmak için olduğunu da dile getirmek gerekir. Birincisi böylesi bir aradalığın özünde yanılabilirlik payının olabileceği, bir diğeriyse bu bağlacın kolaylıkla bir köprüye, dolaylı tümlece dönüşme potansiyelidir.

Türkçe literatür bizi yanıltmamış olsa da başka coğrafyalarda bu ilişki üzerine 1980’ler sonrasında artarak devam eden bir literatürle karşılaştık. Tamamıyla kişisel karşılamalar üzerinden “Din ve Eşcinsellik” üzerine yaklaşımları iki gruba ayırabileceğimizi düşünmekteyim. Bunlardan biri daha çok Avrupa ve Amerika menşeli, İnsan Hakları söylemi üzerinden şekillenen kavrayış. Dindar ve eşcinsel kimliğinin aynı kimlikte buluşabileceğini dile getiren ve eşcinsel hareketlerin içerisinde bu kimliği nedeniyle “dindar olmayan” eşcinseller ve ya tam tersi dini cemaatler içerisinde eşcinsel kimliğiyle var olmayı talep eden ve eşcinsel olması nedeniyle “dindar”lar tarafından ayrımcılığa maruz kalmamayı talep eden görüşlerden oluştuğunu söyleyebiliriz. Hristiyanlığın ve Yahudiliğin yaygın olduğu İslam’ın ise azınlık dini olduğu coğrafyalarda artan insan, kadın ve eşcinsel hakları söyleminin bu talepleri güçlendirdiğini ve din uygulamalarına da paralellik göstererek bir yakınlaşmanın kurulduğunu söyleyebiliriz. Eşcinsel evliliklerin yasallaştığı coğrafyalarda sinagoglarda, kiliselerde ve camilerde eşcinsel evliliklerinin gerçekleştirilmeye başlanması ya da açık eşcinsel kimlikli kişilerin dini liderlik yapmasının önündeki engellerin ortadan kaldırma çalışmaları bunlara örnek olarak verilebilir.

Diğer grubun yaklaşımı ise dini kadın-eşcinsel haklarıyla barıştırmak yerine kaynağını doğrudan doğruya dinin kendinden alan “kadın” “eşcinsel” kavramlarını tahlil etmekte. Bu kavrayışın öne sürdüğü en önemli konulardan biri kutsal kitapların yorumları üzerine. Yorumun hiçbir zaman öznel olmaktan çıkamayacağını dile getiren bu kavrayış her yorumun bazı öznel seçimler yaptığını dile getirir. Dolayısıyla bu yorumlarda dile getirilen “kadın” “eşcinsellik” kavrayışları da çoğu zaman metnin maksadından çok yorumlayanın öznel tercihlerini dile getirmektedir. Bu kavrayışa göre kutsal kitap yorumlarında üç temel metot göze çarpar; Geleneksel, tepkisel ve bütüncül yorumlama. Geleneksel yorumlamaların en dikkat çekici yanının erkekler tarafından yazılmış olmaları ve konuları birbirine bağlayan bir metodolojinin olmayışı dile getirilebilir. Tepkisel yorumlar ise çağdaş düşünürlerin daha ziyade geleneksel yorumlamalar üzerinden (genelinde yorum ve metin ayrımı yapılmaz) “kadın” ve “eşcinsellik” düşmanlığının kutsal kitaplara içkin olduğunu düşünmeleri ve bu nedenle, bu kitaplara ve onların dinlerine de karşı çıkan görüşlerden oluşur. Bütüncül yorumlar ise kutsal kitapların bütününün ve onların ana ilkelerinin ışığında, metnin yazıldığı şartlara, coğrafyaya, gramer yapısına odaklanmak ve kadın ve eşcinsel deneyimi içinden bu yorumların yeniden bir okumasını yapmak üzerine kurulmuştur.

Bu sayıda “Din ve Eşcinsellik” üzerine iki farklı kavrayış içinden gelen yazılara yer vermeye çalıştık ancak bu arzu ettiğimiz oranda olmadı. Hem bu nedenle hem de dosya konusunun duyurusunun yapılmasının ardından aldığımız bu çalışmayı teşvik edici e-mailler nedeniyle Kaos GL olarak önümüzdeki dönemde “Din (ancak Sünni İslam’a daha fazla ağırlık vererek) ve Eşcinsellik” üzerine daha fazla kafa yormaya, bu konu üzerinden bazı buluşmalar ve etkinlikler organize etmeye karar verdik.

Kaos GL Dergi'ye basılı ya da internet üzerinden erişmek için abone olabilir ya da bu bağlantıda bulacağınız kitabevlerini ziyaret edebilirsiniz.