İnsan Hakları / Eğitim

“Müfredat değişikliği toplum mühendisliğinin son adımıdır!”

Perşembe, 19 Ocak 2017
Haber: Kaos GL

Milli Eğitim Bakanı’nın “2023 hedefleri doğrultusunda hazırladık” dediği yeni müfredata Eğitim-Sen’den tepki: Müfredat değişiklikleri, bir anlamıyla “laik eğitim ve laik yaşama” karşı meydan okumanın somut bir yansımasıdır.

Milli Eğitim Bakanı İsmet Yılmaz’ın geçtiğimiz hafta 2017-2018 eğitim öğretim yılında yeni müfredatın uygulanmaya başlayacağını söylemesiyle birlikte yeni müfredatın nasıl şekilleneceğine ilişkin tartışmalar başladı.

İki yıl süren çalışmanın ardından 53 farklı dersin taslak programları internet sitesinde askıya çıkarıldı.

Bakan: 2023 hedefleri dikkate alındı

Yeni müfredatı tanıtan Milli Eğitim Bakanı İsmet Yılmaz, taslak metinlerin dikkatli bir çalışma sonucu oluşturulduğunu söyleyerek, “Dünya ölçeğinde eğitimde başarılı ülkelerin programlarıyla karşılaştırmalara yer verildi. Türkiye’nin 2023 hedefleri ve hükümet programları dikkate alındı. Atatürkçülük ile ilgili konularda, Beyaz Kitabın dikkate alındığını vurgulayan Yılmaz, “Ders saati azaltması söz konusu değil ancak içeriğinin hafifletilmesi ve azaltılmasının sağlanması daha doğru diye düşünüyorum” dedi.

Yeni müfredata ilişkin Eğitim-Sen basın açıklaması yaptı, “Müfredat değişikliği toplum mühendisliğinin son adımıdır” dedi.

Yeni müfredat değişikliklerinin eğitim sisteminin ihtiyaçlarından çok, siyasal iktidarın “2023 Vizyonu”na, eğitimin ve toplumsal yaşamın bütün alanlarında etkisini hissettiren siyasal-ideolojik çizgisine göre hazırlandığının altını çizen Eğitim-Sen, “Özellikle başkanlık sistemi ile değiştirilmeye çalışılan ‘yeni rejim’e uygun bir müfredat yapısı oluşturulmaya çalışıldığı anlaşılmaktadır” dedi.

Laik eğitime meydan okuma!

Eğitim-Sen’in açıklamasından öne çıkan noktalar şöyle:

*MEB böylesine tehlikeli bir adım atarak, eğitim müfredatının bilimle, bilimsel bilgi ile gerçeklerle en somut bağını koparmış, eğitim sisteminde her türlü bilim dışı akım ve düşüncenin gelişmesi için geniş bir alan açmıştır. Evrim Teorisi sadece biyolojide değil, tüm doğa ve insan bilimlerinde, bilimi ve aklı yok sayan “yaradılışçı eğilimler”in akıldışı safsatalarına karşı, bilimlerin bilimsel kalitelerini geliştirme ve ilerletmenin temel dayanak noktalarından birisi olan bir teoridir. Bugün dünyanın her yerinde bilimsel bir gerçeklik olarak kabul edilen Evrim Teorisi’nin biyoloji ders kitaplarından çıkarılması başlı başına bir skandaldır.

* Türkiye’deki bütün eğitim kurumları, iktidarın ırkçı, mezhepçi, ayrımcı ve otoriter uygulamaları nedeniyle gerçek işlevlerinden hızla uzaklaştırılmıştır. İktidarın eğitim başta olmak üzere, toplumsal yaşamın bütün alanlarında uyguladığı baskı, şiddet ve dayatmacı uygulamalar, laik eğitime, eşit, özgür ve demokratik yaşama karşı açık bir meydan okumanın yaşandığını göstermektedir. Müfredat değişiklikleri, bir anlamıyla “laik eğitim ve laik yaşama” karşı meydan okumanın somut bir yansımadır.

Eğitim-Sen’in önerileri

Eğitim-Sen’in müfredata ilişkin önerileri ise şöyle:

*Eğitim müfredatı hazırlanırken bilimsel, demokratik, laik, bireyin yanı sıra aynı zamanda toplumsal faydayı da gözeten, insan hak ve özgürlüklerine dayalı eğitim programlarının oluşturulması gereklidir. Bu çerçevede yaratıcı ve eleştirel düşünen, üretici, çevre bilincini kazanmış, toplumsal sorunlara duyarlı, kendine güvenen, demokrasiyi özümsemiş, insan hak ve özgürlüklerini ön planda tutan, eşitlikçi, adalet duygusu gelişmiş bireylerin yetiştirilmesini hedefleyen eğitim programları oluşturmak temel hedef olmalıdır.

*Müfredatta içerilen bilgi ve değerler, demokrasi karşıtı (dini istismara dayanan, ırkçı, etnik ayrımcı, bölgeci, cins ayrımcı, farklı renk ve kültürleri aşağılayıcı, savaş yanlısı, çevre düşmanı, piyasacı vb) öğeler asla olmamalı, var olanlar çıkarılmalıdır.

*Müfredatta yer alan konu amaç, hedef, öğretim ilke ve yöntemleri, kavramlar çocukların sosyal ve kültürel gelişim düzeylerine uygun olmalıdır.

*Müfredat, sınav ve not sistemi üzerine kurulmamalıdır. Çünkü sınav ve not sistemi, geliştiren değil, eleyen ve seçen bir sistemin ürünüdür. Ölçme ve değerlendirme, öğretmen-öğrenci-veli üçgeninde kurulmalı ve nicelik değil, nitelik ölçülmelidir. Ölçmenin amacı, elemek değil, niteliğin yer ve düzeyini belirlemek olmalıdır.

*Ders kitaplarının sermaye çevrelerinin çıkarları ile dinsel kural ve referanslara göre hazırlanması uygulamalarına derhal son verilmeli, bilimsel ve pedagojik ilkelere uygun tarzda hazırlanması sağlanmalıdır.

*Ders kitaplarında gözlenen tek düzelik son bulmalı, içerik bilimsel, sistematik ve öğrenciye göre olmalıdır. Seçilen konular ile konuların ele alınış biçimi program hedeflerine uygun ve ilgi çekici şekilde düzenlenmelidir.

*Ders kitabı uygulama aşamasında çeşitli öğretim yöntemlerini kullanmaya olanak sunmalı; öğrencinin katılımı, merak, yaratıcılık ve eleştirel düşünme yönleri ön plana çıkarılmalıdır. Ders kitapları, onu kullanan öğrencileri araştırma, sorgulama ve bilgilere ulaşma çabasına dahil edecek bir yapıda hazırlanmalıdır.

*Ders kitaplarında öğrencilerin okuduklarından zevk almalarını sağlama, düşünme becerilerini teşvik eden etkili sorgulama teknikleri kullanma, eleştirel düşünme ve kendi kendine öğrenmeyi teşvik etme yaklaşımı kendini göstermelidir.

*Öğrencinin ve öğretmenin kontrol edemediği hiçbir araç, eğitimin temel unsuru haline getirilmemelidir. Özellikle bireyin davranış, beceri ve yetenek gelişimine odaklanan ilk ve ortaokul düzeyinde bilgi teknolojilerinin yanlış kullanımının öğrencinin gerçek hayatla bağını koparabileceği riski göz önünde bulundurulmalıdır.

*Müfredat hazırlıkları sürecinde sermaye ve iktidar odaklarının ekonomik, siyasal ve ideolojik çıkarlarına yönelik düzenlemeler yer almamalı, sendikalar, bilim çevreleri ve öğrenci-veli temsilcilerinin müfredat hazırlanmasında katılımı sağlanmalıdır.

Eğitim Sen Müfredat Taslağı Basın Açıklaması Tam Metnini Görmek İçin Tıklayınız

Müfredat Taslaklarından Somut Örnekler Görmek İçin Tıklayınız.