İnsan Hakları / Kent Hakkı

Engellenen Trans Onur Yürüyüşü’nün davası başlıyor

Cuma, 20 Ocak 2017

Polisin saldırdığı Trans Onur Yürüyüşü’nde gözaltına alınanlara açılan dava 26 Ocak’ta başlayacak. İstanbul LGBTİ’den Deniz Tunç, “Hangi demokratik ülkede böyle bir dava açılabilir” diye sorarken, Av. Levent Pişkin yasadışı olanın Valilik’in yürüyüşü yasaklaması olduğunu söyledi.

                 Foto: Ömer Tevfik Erten, 19 Haziran 2016, Trans Onur Yürüyüşü

19 Haziran 2016 Trans Onur Yürüyüşü’nde gözaltına alınanlara 2911 sayılı Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanununa muhalefetten dava açıldı.

Davanın ilk duruşması 26 Ocak'ta, Çağlayan Adliyesi 60. Asliye Ceza Mahkemesi'nde görülecek. Dava açılmasını, yürüyüşü düzenleyen İstanbul LGBTİ Dayanışma Derneği’nden Deniz Tunç ve gözaltına alınanların avukatlarından Levent Pişkin ile konuştuk.

“Demokrasiyle yönetilen hangi ülkede böyle bir dava açılabilir?”

“Barışçıl bir yürüyüşe polis müdahalesi ve oraya katılanlara dava açılması ülke demokrasisinin geldiği düzeyin en önemli göstergesi” diyen Tunç, dernek olarak davayı ve dava açılan kişilerin süreçlerini ayrı ayrı takip edeceklerini belirtti.

Tunç, “Demokrasiyle yönetildiği söylenen hangi ülkede barışçıl bir gösteriye katılan insanlar hakkında dava açılır ki? Böyle bir dava ancak demokrasinin ayaklar altına alındığı, insan hakları ihlallerinin ayyuka çıktığı Türkiye gibi bir ülkede açılabilir” dedi, kamuoyunu dava sürecini takip etmeye ve hukuksuzluğa karşı ses çıkarmaya çağırdı.

“Davanın açılması ifade özgürlüğüne aykırı”

Böyle bir davanın açılmasının ifade özgürlüğüne aykırı olduğunu, demokratik bir hakkın kullanılmasının engellendiğini belirten Av. Levent Pişkin şöyle devam etti:

“Ortada 2911 sayılı Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanunu’na muhalefet gibi bir durum söz konusu değil. O gün insanlar sadece ve sadece LGBTİ varoluşuna ve polis nezdinde ‘görünüşüne’ sahip oldukları için gözaltına alındılar. Yürüyüş günü bunu polise de söyledik, aynı itirazı daha gözaltına alındıklarında avukatlar olarak yaptık. Dava açılması Trans Onur Yürüyüşü’nün polis tarafından engellenmesi gibi bir tahammülsüzlüğün ifadesidir.”

“Yasadışı olan Valilik yasağıdır”

İstanbul Valiliği’nin hem 19 Haziran 2016 Trans Onur Yürüyüşü hem de 26 Haziran 2016 LGBTİ+ Onur Yürüyüşü’nü ve basın açıklamalarını yasaklamasının yasadışı olduğunu belirten Pişkin, “Valilik kararı uluslararası yasalara, Anayasa’ya ve ilgili kanunlara aykırıdır. Basın açıklaması için bildirim zorunluluğu yoktur. Devletin asıl sorumluluğu açıklamanın güvenliğini sağlamak, tehditleri bertaraf etmektir” dedi.

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin toplantı ve gösteri yürüyüşlerinin engellenmesine ilişkin kararları olduğunu da hatırlatan Pişkin, yürüyüşlere yasal ve polis saldırısına ilişkin hukuki girişimlerin sürdüğünü de vurguladı.

Ne olmuştu?

19 Haziran 2016 tarihinde yapılması planlanan Trans Onur Yürüyüşü’ne polis saldırmış ve aktivistleri gözaltına almıştı. Gözaltına alınan 13 kişi, İstanbul Emniyet Müdürlüğü'ne götürülmüştü. İstanbul Emniyet Müdürlüğü'nde ifade veren aktivistler ertesi gün (20 Haziran) serbest bırakılmıştı.

İstanbul LGBTİ Dayanışma Derneği’nin düzenlediği 7. Trans Onur Yürüyüşü’nde yaşanan hak ihlallerine ilişkin Kaos GL, LİSTAG, Pembe Hayat ve SPoD’un gözlem raporu yayınlamıştı.

19 Haziran’da gerçekleşen ve polis saldırısı ile karşılaşan yürüyüşü gözlemleyeceklerini duyuran dört dernek raporlarında “toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkı”nın İstanbul Valiliği eliyle engellendiğini belirtmiş, alandaki gözlemcilerinin izlenimleri ve basına çıkan haberleri derleyen raporda, İstanbul Valiliği, Emniyet Müdürlüğü ve sivil görünümlü transfobik çeteler eliyle LGBTİ’lerin temel haklarının ihlal edildiği, şiddet ve tacize uğradığı ortaya konulmuştu.

Raporun online haline şuradan ulaşabilirsiniz.

2911 sayılı kanun ne diyor?

2911 sayılı Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanunu 3. maddesine göre; “Herkes, önceden izin almaksızın, bu kanun hükümlerine göre silahsız ve saldırısız olarak kanunların suç saymadığı belirli amaçlarla toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkına sahiptir.”

Kanunun 12. maddesi Düzenleme Kurulu’nun sorumluluklarını şöyle sıralıyor:

“Düzenleme kurulu, toplantının sükun ve düzenini, bildirimde yazılı amaç dışına çıkılmamasını sağlamakla yükümlü ve sorumludur. Kurul, bunun için gereken önlemleri alır ve gerektiğinde güvenlik kuvvetlerinin yardımını ister. Toplantının amacı dışına çıktığı veya düzen içinde gerçekleşmesini imkânsız gördüğü takdirde kurul veya toplanamadığı takdirde kurul başkanı dağılma kararı alır ve durumu derhâl yetkili kolluk amirine bildirir.”

AİHM ne diyor?

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin (AİHM) Rusya’daki Onur Yürüyüşünün engellenmesi ve yürüyüşe yapılan saldırıyla ilgili Alekseyev v. Rusya kararı bulunuyor.  Mahkeme 2006, 2007 ve 2008 Moskova Onur Yürüyüşleri’nin yasaklanmasının 11. maddeyi açıkça ihlal ettiğine karar verdi. AİHM, bu karar ile toplantı ve gösteri yürüyüşü hakkının yasaklanmasının meşru bir amaca dayanıp dayanmadığına veya kanunla düzenlenip düzenlenmediğine bakmayı demokratik toplumun gereği açısından gereksiz gördüğünü ve 11. maddenin gösterinin konu ve amacından rahatsız olabilecek veya göstericilerle aynı fikirde olmayan kişilerin saldırılarına karşı korumayı da içerdiğini yineledi. Mahkeme sadece riskin varlığının gösteriyi yasaklamak için yeterli olmadığını, yetkililerin potansiyel saldırılara ilişkin gerekli önlemleri alması gerektiğinin altını çizdi.

Benzer şekilde AİHM, Identoba ve Diğerleri v. Gürcistan kararında da özellikle saldırı sırasında söylenen homofobik cümleleri dikkate alarak, LGBTİ’lerin gösteri sırasında maruz kaldıkları şiddeti, o sırada duydukları korkuyu ve hissettikleri aşağılanmayı 14. maddeyle bağlantılı olarak 3. maddenin ihlali kabul ederek ayrımcılık yasağı kapsamında değerlendirdi. Mahkeme Mayıs 2012’de yapılan yürüyüşe saldırının madde 11’i ihlal ettiğinin altını çizdi ve yetkililerin başvurucuların toplantı ve gösteri yürüyüşü özgürlüğünün önyargılı şiddetten koruyamadığını, bunun madde 3 ve 14 ile birlikte madde 11’in ihlali olduğunu belirtti. Yine Mahkeme yürüyüşten 9 gün önce yetkililere haber verildiğini, bu sürenin gerekli önlemleri almak için kullanılabileceğini, gösterinin barışçıl bir şekilde devam etmesinin devletin yükümlülüğü olduğunu, yürüyüş öncesi kamu açıklamaları yapıp hoşgörüyü vurgulayabileceklerini ya da böyle bir gösteriye yapılacak olan saldırının mevcut hukuki sonuçları konusunda uyarı yapabileceklerini belirtti.

LGBTİ+ Onur Yürüyüşü’nün yasaklanmasının ardından hukuki süreç

Trans Onur Yürüyüşü’nden bir hafta sonra 26 Haziran 2016 İstanbul LGBTİ+ Onur Yürüyüşü’ne de polis saldırmıştı. “Dağılıyoruz” eylemine polis saldırıları ve gözaltılara ilişkin hukuki mücadele sürüyor.

26 Haziran’da yapılması planlanan Onur Yürüyüşü öncesi İstanbul Valiliği’nin yasak kararına yürütmeyi durdurma talebi, 4. İdare Mahkemesi tarafından yürüyüş gününden sonra reddedilmişti.

Yürütmeyi durdurma talebinde bulunan Kaos GL Derneği, talebin reddedilmesi kararına itiraz etti. İtirazı değerlendiren Bölge İdare Mahkemesi “itiraz edilen kararla ilgili dosyanın incelenmesinden, yürütmeyi durdurma kararı verilebilmesi için kanunun aradığı koşulların gerçekleşmemiş olduğu sonucuna ulaşıldığından” itirazı reddetti.