Yaşam / Cinsellik

Queer Marksizm mümkün mü?

Çarşamba, 15 Şubat 2017

Paul Reynolds: “Kapitalizm bizi bedenimize ve hazlarımıza yabancılaştırıyor.”

16 Aralık 2016 günü Ankara Eğitim-sen 5. No’lu şubede Teorik Bakış, Kaos GL ve Praksis dergi ortak bir etkinliği düzenlemişti. Moderatörlüğünü Ecehan Balta’nın üstlendiği bu etkinliğin konuşmacısı Historical Materialism yayının yazarlarından Paul Reynolds’du.

Cinselliğin ekonomi politiği ve ekonomi politik metinlerde cinselliğin konuşulduğu etkinlikte, Reynolds, queer marksizmin imkânlarını tartışmıştı. Okumakta olduğunuz bu metin, Reynolds’un sorularını hatırlatmayı amaçlıyor ve etkinliğe katılamayanlar için özet bir bilgi sunuyor.

Reynolds, marksizmi bir praksis felsefesi olarak görüyor. Queer Marksizmi ise marksizmin itici güç olduğunu bir felsefe olarak tanımlıyor. Marksizm ve queer evliliğinde, bir takım ontolojik sorunlar olduğunu belirten Reynolds, bu sorunları, queer ve Marksizm arasındaki farklılıklara işaret ederek açıklıyor. Bu farklılıkların ana akım queer teori genelinde işaretlediğini belirtiyor. Queer temele karşıt yapısı ile marksizmin sınıfı temel alan bakışını birlikte ele alıyor. Benzer şekilde Reynolds, queerin sınırları belirsizleştiren yaklaşımı ve marksizmin yeniden üretimle ilgilendiğini hatırlattı.

Yeniden bölüşüm yoksa cinsellik imkânsız!

Reynolds, 7/24 kapitalizmde –diğer ismiyle uyuşturucu kapitalizmi- cinselliğimizle temas edemediğimiz, vücudumuza ve hazlarımıza yabancılaştığımız meselesine dikkat çekiyor. Ona göre yeniden bölüşüm olmaksızın cinselliğin kendisi de mümkün sayılmaz. Reynolds “herkes cinsellikten keyif alır ancak herkes cinselliği ya sabahın en erken saatinde ya da gece yorgun uyumadan önce yaşar” diyerek, bu kadar çok sevdiğimizi iddia ettiğimiz bir aktiviteyi günün bu saatlerine sıkıştırmamızın bir çelişki, kapitalizmin dayatması olduğunu ifade etti.

Son olarak Reynolds, tezlerini Raymond Williams’ın “kültürel Marksizm” teorisi üzerine kuruyor ve yeni bir hegemonya inşa edilmesi gerektiğini düşünüyor. Fakat bu defa kitlelerin öfkesini bileyen ve bunun üzerinden bir hegemonya inşa eden sağcıların tersine…

Bu yazının amacı, Reynolds’un görüşlerinin bir eleştirisini vermek değil, bu konuşmanın kısa notlarını unutulmasın diye kaydetmek.

Kendinden menkul bir cinsellik yoktur

Bitirmeden, bu konuşmanın ardından, Christina Petterson’un ‘Cinsellik’Yoktur isimli makalesini hatırladığımı da ekleyeyim. Petterson bahsi geçen makalesinin son cümlelerinde şöyle ifade etmişti: “Elbette cinsellik ile ilgili meselelerle haşır neşir olmalıyız fakat Marksizmin gizemi ortadan kaldırma sözünü göz önünde bulundurarak; aynı zamanda, akademinin evrenselleştirici ve fetişleştirici gücünü reddetmeli; bunun yerine cinselliği sınıfa özgü bir kaygı olarak çözümlemeli ve tartışmalıyız. Kendi başına bir ‘cinsellik’ mevcut değildir…”