İnsan Hakları / Eğitim

Dünyadan Ankara Üniversitesi ve Queer Teori dersiyle dayanışma!

Cuma, 17 Şubat 2017
Haber: Kaos GL

Kaos GL’nin birlikte çalıştığı farklı ülkelerden akademisyenler Ankara Üniversitesi ve bu dönem üniversitede gerçekleştirilemeyen Queer Teori dersiyle dayanışma mesajları yolladı.

Kaos GL Derneği’nin birlikte çalıştığı, derneğin düzenlediği Uluslararası Homofobi Karşıtı Buluşma, Feminist Forum ve Ayrımcılık Karşıtı Sempozyum’larda konuşan, Kaos GL ve KaosQ+ dergilerine katkı sunan farklı ülkelerden akademisyenler Ankara Üniversitesi’nde akademisyenlerin ihracı ve “Queer Teori” dersinin bu dönem gerçekleştirilememesine ilişkin destek ve dayanışma mesajları yolladı.

Bugün (17 Şubat) Ankara Üniversitesi’nde düzenlenen “Kök Salıyoruz” etkinliğinde de okunan dayanışma mesajları şöyle:

Güçlü olmaya devam!

ABD, Duke Üniversitesi Toplumsal Cinsiyet ve Kadın Çalışmaları Bölümü’nden Profesör Elizabeth Grosz: Ankara Üniversitesi Kadın çalışmaları öğrencileri ve hocalarına; Size ciddi bir endişeyle destek ve dayanışma mesajı gönderiyorum. Seçkin meslektaşlarımızın görevden alınması ve bölümünüzdeki çalışmalara son verme çabaları, feminizm ve kadın konularında çalışan hepimizi dehşete düşürdü. Bunlar taraflı konular olmasa da hepimizi etkiliyor. Her üniversitenin ve yükseköğrenim kurumunun görevi olan bilgi edinme özgürlüğü ve bilgi edinme hakkı ihlal edilmiştir ve bunu hepimiz protesto etmeliyiz. Güçlü olmaya devam edin. Dünya sizi izliyor. Kadınlar –ve ilgili erkekler- sizinle. Biz de bu hakları korumak için yapmamız gereken her şeyi yapacağız!

Düşünce özgürdür!

ABD, Michigan Üniversitesi, Cinsellik Teorisi ve Tarihi, Kadın Çalışmaları Profesörü David M. Halperin: Toplumsal Cinsiyet ve Kadın Çalışmaları alanı, beşeri bilgiyi dönüştürmüştür. Entelektüel sorgulama asla durdurulamaz! Akademisyenler, işlerinden uzaklaştırılabilir ve öğretme ediminden alıkoyulabilirler ama eleştirel araştırma asla bitmez! Düşünce özgürdür! 

Her daim queer!

ABD, Tufts Üniversitesi’nden Profesör Lee Edelman: Queer teori, kadın ve toplumsal cinsiyet konularında çalışan Amerikalı bir akademisyen olarak, Türkiye’de çalışma alanlarını yasadışı kılmak ve üniversitelerin bağlı olduğu akademik özgürlüğe izin vermemek için süren girişimlere karşı direnenlerle dayanışma içindeyim. Düşünce karşıtı tepkilerin dünyada egemen olduğu ve eleştirel araştırma çalışmalarının buna bir cevap olarak her şeyden çok gerekli olduğu şu zamanda, Ankara Üniversitesi Kadın Çalışmaları Programı’nın susturulma çabalarıyla akademinin topluma en büyük katkısının, hakim görüş, siyasi baskı ve toplumsal kısıtlamalara bakılmaksızın bilgiyi aramak ve sorgulamak olduğunu yeniden hatırladık. Bu nedenle, Toplumsal Cinsiyet ve Kadın Çalışmaları’nda devam edecek araştırma ve bilimsel çalışmalara olan ihtiyacı, hiçbir şey böyle programları şiddetle kapatmaya çalışma çabalarından daha iyi gösteremez.

Fikirlerin dönüştürücü potansiyelini tehdit olarak gören hükümetin bu sert kararnameleri, iktidarın gerici tezahürlerini bildirirken, queer ve “feminenlik” hakkındaki endişeleri ortaya çıkarmak için ne kadar çalışmak gerektiğini ortaya koyuyor.

Bu programların kapatılma girişimleri ve bilimin bu alanlarının kötülenmesi, bizlerin devletin değil her şeyden önce fikirlerin hizmetçileri olduğumuzu hatırlatmalı. Bu minvalde en azından Sokrates’in yargılanmasından da bildiğimiz gibi bilgiyi yaymak isteyenlere her zaman sapkın ve queer olarak muamele edilebilir ve toplumu, geleneksel değerleri, çocukları ve devleti koruma adına susturulabilir. Akademisyenler olarak susturulmaya direndiğimiz halde bu damgayı benimsemeliyiz. Çalışmaya değer fikirler her zaman zihni uyuşturanlara göre queer’dir. Öyleyse dünya çapında, hep beraber, dayanışmayla tekrarlayalım: Akademisyen olduğumuz kadar her daim queer’iz ve queer akademisyenler olarak hepimiz Türkiye’de ağırbaşlı ve şiddetsiz biçimde üniversite fikrine ve dolayısıyla düşünce özgürlüğüne bağlılıklarına devam eden meslektaşlarımızla birlikte mücadele etmeliyiz.

İyi fikirler şiddetten uzun ömürlüdür!

Avustralya, Sydney Üniversitesi Sanat ve Sosyal Bilimler Fakültesi’nden Profesör Annamarie Jagose: Akademisyenler olarak fikirlerimizi mümkün olduğunca yaygınlaştırmak bizim görevimiz. Yalnızca akademisyenler değil, tüm toplum düşünce özgürlüğünden yararlanır. Serbest ve açık sorgulama ilkesi, adil ve kendine güvenen bir kültürün hayati bileşenidir. Üniversiteler, varsayımsal anlayışların titizlikle test edildiği ve yeni fikirlerin beslenip teşvik edildiği yerler olduğunda en iyi durumdadır.

Bu zor zamanlarda, iyi fikirlerin ve disiplinli düşünce kültürlerinin dışlanma ve şiddet güçlerinden daha uzun ömürlü olduğunu defalarca gösteren dünya tarihleri bizi ayakta tutuyor.

Her türlü olumlu eylem çok önemli

Birleşik Krallık, Anglia Ruskin Üniversitesi’nden Profesör Patricia MacCormack: Kaos GL bugün hiç olmadığı kadar dayanışmamıza ihtiyaç duyuyor. Etik kavramının ölmeye yüz tuttuğu bu koşullarda her türlü olumlu eylem çok önemli. Bu yüzden sizlerle birlikteyim ve bu acımasız uygulamalara karşı en queer umudumu sizlere iletiyorum!

Türkiye için büyük kayıp

Kanada, York Üniversitesi Sosyoloji Bölümü’nden Doçent Doktor Sheila L. Cavanagh: Ankara Üniversitesi’ndeki hocaların haksız ve kanunsuz ihraçlarını öğrenmekten derin bir üzüntü duyuyorum. Ayrıca, öğrencilerin ve akademisyenlerin hapsedilmesini ve polis şiddetini öğrendiğim için de iki misli üzgünüm. Ankara Üniversitesi’nde konuşma fırsatım olduğu için Kadın Çalışmaları Programı’nın gücü, canlılığı, meşruluğu ve önemine tanıklık edebilirim. Barışı ve şiddetsizliği destekleyen profesörlerin suçlu ilan edilip polis ve hükümet soruşturmalarına hatta ihraçlara maruz kalmaları Türkiye toplumu için bir utanç ve büyük bir kayıptır. Ulusal ve uluslararası ekonomik eşitlik ve toplumsal cinsiyet eşitliğini destekleyen öğrenci ve akademisyenlerle dayanışma içindeyim. Prof. Dr. Funda Şenol Cantek, Prof. Dr. Betül Yarar, Dr. Emel Memiş, Prof. Dr. Alev Özkazanç, Prof. Dr. Gülay Toksöz ve Rektör Erkan İbiş yönetiminde çalışmalarına gölge düşürülmüş diğer birçok Türkiyeli bilim insanına desteğimi ve saygılarımı sunuyorum. Tüm bu hukuksuzluktan sorumlu Rektör Erkan İbiş’in istifasını isteyen Ankara Üniversitesi Kadın Çalışmaları Programı öğrencilerinin de bu taleplerini destekliyorum.

Mücadelenizde yalnız değilsiniz

Kanada, Alberta Üniversitesi Kadın Çalışmaları Başkanı Susanne Luhmann: Ankara Üniversitesi’ndeki sevgili arkadaşlar ve meslektaşlarım,

Ben Kanada Alberta Üniversitesi’nden Susanne Luhmann. Amerikanın kuzeyindeki ve dünya genelindeki birçok akademisyen gibi ben de Türkiye’deki akademik özgürlüğe saldırılara ve özel olarak Ankara Üniversitesi Kadın Çalışmaları’ndaki akademisyenlerin ihraç edilmesine ilişkin endişeliyim.

2015 yılında Ankara Üniversitesi’ne gelme şansım oldu ve bazılarınızla kişisel olarak tanışma imkanım oldu. Çalışmalarınız ile feminist ve queer bilgi üretimine olan bağlılığınızdan çok etkilenmiştim. Ankara Üniversitesi’ndeki öğrenci ve öğretim üyeleriyle olan heyecanlı sohbetlerimiz hafızamda hâlâ taze.

Akademisyenlerin ihraç edilmesi ve öğrencilere dönük şiddet kesinlikle kabul edilemez. Son gelişmeler ışığında dayanışma mesajımı iletiyorum. Sizlerle ve meslektaşlarınızla dayanışma içindeyim. Yaşadıklarınızı kamuoyu, kendi kurumlarımız ve hükümetimizle paylaşmaya devam edeceğim. Mücadelenizde yalnız değilsiniz!

İlgili haberler:

Dönem başladı, “Queer Teori” zili çalamadı!

4 bin 464 kişi ihraç edildi

“Hayır, gitmiyoruz” için Kadın Çalışmaları öğrencilerinden açık mektup

Akademisyen giremeyen kampüse TOMA girdi!

Ankara Üniversitesinden ihraç edilen akademisyenler: Barış talebi suç olamaz!