Kültür Sanat

Çizgi romanda bir kadın hikâyesi daha: “Arakçı”

Çarşamba, 22 Şubat 2017

Çizgi romanda erkek anlatısının dışında bir çalışma olan “Arakçı” cinsiyet kalıplarını kıracak kadar güçlü olmasa da kadını anlatının odağına taşıyan güçlü bir eser.

Türkiyeli çizgi roman okurları, çizgi romanda kadın karakterlerin yok denecek kadar az olduğunu bilir.

Çizgi romanda az sayıdaki kadın temsili de oldukça sorunludur. Sıklıkla çizgi romanların kadın karakterleri heteronormatif erkek egemen sistemin talepleri doğrultusunda resmedilir ve toplumun ahlak yargılarının onayladığı kadın özelliklerini taşıyor olur. Toplumun onayladığı “güzel ahlaklı” kadın karakterler yalnızca erkeğin hikâyesinin yardımcı oyuncusu olarak çizgi romanda yer edinebilir.

Hikâyede “kötü”, “ahlaksız” olarak nitelenen kadının temsili ise, kadının cinselliği ve bedeni ile sınırlıdır. Bu hikâyelerde kadın karakterler çizgi romanın hedef kitlesi kabul edilen heteroseksüel erkekler için seyirlik bir malzemeye dönüşmüşlerdir.

Çizgi roman cinsiyet kalıplarını kırmalı

Çizgi roman okurlarının, hikâyelerin erkek karakter üzerinden kurulmasından, kadın hikâyelerinin yokluğundan, aşk hikâyelerinin yalnızca karşı cinse duyulan arzu ile biçimlenmiş olmasından sıkılmış olduğunu tahmin eden çizgi roman yayıncıları dünyanın birçok ülkesinde kahramanları çeşitlendirdiler, cinsiyet kalıplarını kırdılar.

Ancak Türkiye’de hem çizgi roman türünün yayınevleri tarafından sahiplenilmemesi hem de yayınevlerinin ve belki çizerlerin, toplumsal cinsiyet duyarlılığı olmaması sebebiyle çizgi romanda ikili cinsiyet ve erkek hikâyelerine takılıp kaldık.

Karakarga Yayınları geçtiğimiz yıl bastığı Arakçı çizgi romanıyla bu açlığımızı bir nebze olsun bastırdı. Michael Cho’nun Arakçı’sı bir kadın hikâyesi. Uzunca tuttuğumuz bu giriş ardından biraz Arakçı’ya bakalım…

Her şey iyi gidiyor, derken

Arakçı’nın başkahramanı Corrina Park bir reklam ajansında çalışan, canı sıkkın bir kadın. Aslında Corrina Park reklam metinleri yazmaktan hoşlanmıyor, İngiliz Edebiyatı okuduğu yıllarda tek hayali roman yazmak. Büyük kentte yaşıyor, oldukça yalnız hissediyor. Partner bulma sitelerinde umduğunu bulacak gibi değil. Sadece kedisiyle sosyalleşiyor ve kedisinin bile “ters giden bir şeyler” olduğunu kendisine hissettirmek istercesine kötü davrandığını düşünüyor.

Corrina, hayatını sorgulamaya çekiniyor, nereden başlaması gerektiğinden emin değil. Küçük kız çocukları için satılması teşvik edilen bir parfümün metnini hazırlamak istemiyor. Bütün sıkılmışlığını ufak tefek araklamalarla gidermeye çalışıyor.

Michael Cho, okurlarını Corrina’nın hayatının dönüm noktasına doğru götürüyor. Okur kareler ilerledikçe tıpkı Corrina gibi sıkışıp kalıyor, Corrina’nın nerede direksiyonu kıracağını düşünüyor. Arakçı, okura tam da “her şey güzel gidiyor” diye düşündürürken hikâyeyi birden geriyor, koparıyor ve okurun ayaklarının ucuna bırakıyor.

Corrina’nın kendisini soluksuz bırakan kent havası ve sevmediği işin kendisine sağladığı refahla idare edebileceğini düşünürken, Arakçı beklendik ama yine de şaşırtan bir sonla bitiyor. Herhalde kendi hayatlarımızda sürdürdüğümüz, bıçakla kesip atmak istediğimiz kangrenli yerlerimize göz yummamız, hastalığın her yanımızı sarsmasını beklediğimiz yine de harekete geçmekten aciz kaldığımız yerleri bize göstermek istemiş Corrina’nın hikâyesiyle yazar.

Corrina, size kendinizi hatırlatsın

Arakçı, Michael Cho‘nun ilk grafik romanı. Bu eseri için Cho, pembe vurguları tercih etmiş. Oldukça keyifli bir çizgi roman olan Arakçı, odağına kadını alan diğer sanat türleri gibi, hikâyenin kırıldığı noktayı bir gönül ilişkisiyle bağlıyor. Arakçı, çizgi romandaki cinsiyet kalıplarını kıracak denli güçlü bir kurguya sahip değil. Ancak bu durum, Arakçı’nın çizgi roman tekniğinin gücüne gölge düşürmüyor. Ayrıca anlatının başrolünün kadın olması, bir kadın hikâyesinin anlatılmasıyla da övgüyü hak ediyor.

Corrina’nın hikâyesini; size kendinizi hatırlatsın diye, keyifli zaman geçirmeniz için ve çizgi roman takipçisiyseniz okumanız gerekiyor.

Keyifli okumalar…