İnsan Hakları / Eğitim

WGSRF, Ankara Üniversitesi Kadın Çalışmaları Akademisyenleri için dayanışma mektubu yayınladı

7 Mart 2017
Haber: Kaos GL

Akademide kadın ve cinsiyet araştırmalarının teşvik edilmesini amaçlayan, 1982 yılında Kanada’da kurulan, “Women's and Gender Studies et Recherches Feministes”, Ankara Üniversitesi Kadın Çalışmaları Programı akademisyenlerinin KHK’larla ihraç edilmesine karşı bir dayanışma mektubu yayınladı.

Sevgili WGSRF Topluluğu,

Kanada WGSRF Yönetim Kurulu üyeleri olarak, Türkiye’de Kadın Çalışmaları akademisyenlerine yönelik eşi benzeri görülmemiş ve devam eden saldırılara karşı derin endişelerimizi ifade etmek için yazıyoruz.

Bizler Kadın Çalışmaları Bölümü’nün kanunsuz ve adaletsiz ihracını protesto eden Ankara Üniversitesi Kadın Çalışmaları Dayanışma Grubu’ndaki öğrenci ve mezunları destekliyoruz. 1996’dan beri faaliyette olan Ankara Üniversitesi Kadın Çalışmaları Programı, 20 yıldan fazladır düşünce ve eylem biçimlerine katkıda bulunuyor. Türkiye’deki meslektaşlarımızla birlikte toplumsal cinsiyet ve kadın çalışmaları akademisyenlerine yönelik ifade özgürlüğünün böylesi susturulma girişimlerine karşı itirazlarımızı sunuyoruz.

NWSA’daki arkadaşlarımız da şöyle diyor:

Geçtiğimiz yıl daha önce imzaladıkları bir bildiri yüzünden Türkiyeli akademisyenlere hükümet tarafından misilleme yapıldıkça akademik özgürlükle ilgili endişeler iyice artmıştır. Halk arasında “barış bildirisi” olarak bilinen bildiri, Türkiye devleti ile Kürt gerilla örgütü PKK arasında yakın tarihte durdurulan barış görüşmelerine yeniden başlanması yönünde çağrıda bulunuyordu. Bildiri, uluslararası üne sahip feminist bilim insanları da dahil iki binin üzerinde imzayı içeriyordu. Ocak 2016’da Türkiye Cumhurbaşkanı imzacılara “vatan haini” diyerek; imzacıların isim ve fotoğraflarını yayınlama, ofis kapılarını kırmızı boyalarla işaretleme, geniş çaplı disiplin soruşturmaları başlatma, açığa alma, ihraç etme, kara listeye alma, tüm imzacılara “terörist propaganda” suçlamasıyla cezai kovuşturma yapma, ev baskınları, göz altılar ve tutuklamaları içeren bir cadı avının fitilini ateşledi.

Tabii ki, akademisyenlere yapılan saldırıların, hükümetin Temmuz 2016’daki darbe girişimi sonrası ilan edilen acil durum yönetimi altındaki otoriterliği bağlamında endişe verici biçimde arttığını anlıyoruz. Yüzlerce medya organının yasaklanması, 130’dan fazla gazetecinin hapse atılması, yüzlerce sivil toplum örgütünün kapatılması ve muhalefet partisi vekillerinin tutuklanmasıyla ifade özgürlüğü ciddi şekilde hasar görmüş durumda. Feminist örgütler ve LGBTİQ örgütleri, kötüleşen siyasi ortam ve kadınlar ve cinsiyet kalıpları dışındaki kişiler için artan kırılganlıklar hakkında alarma geçti.

Türkiye’deki feminist akademisyenlerimize destek olmak için lütfen onların maruz kaldığı kriz hakkında bilgilenin. Daha fazla bilgi için burayı ziyaret ediniz.

İçtenlikle,

Allyson Jule, PhD (WGSRF President)

and

The WGSRF Executive

İlgili haberler:

“Bilim insanlarının üniversitelerden uzaklaştırılması kabul edilemez”