Gökkuşağı Forumu

Geride kalanlar

Perşembe, 9 Mart 2017

Size bir sır veriyorum ama bu vereceğim sır aramızda kalmasın lütfen herkese söyleyin: Barış Akademisyenleri bir gün mutlaka geri dönecek.

Üç hocası “Bu suça ortak olmayacağız. Ölümler son bulsun. Barış istiyoruz” diyerek barış bildirgesine imza atan ve sonrasında süresi bittikçe uzatılan OHAL döneminde çıkarılan KHK’larla çok sevdikleri öğrencileri ve kürsülerinden uzaklaştırılan akademisyenlerin ders verdiği Çukurova Üniversitesi, İletişim Fakültesi, İletişim Bilimleri bölümünün öğrencisiyim.

Okula gittiğim ilk gün sanki dün gibi aklımda. Bu çok klişe bir giriş oldu farkındayım ama yapacak bir şey yok, gerçek olan bu. Fakülteye başladığım gün ilk girdiğim ders;  “Her gün alıştığımız patlamalar ve ölümler karşısında bugün ihraç ediliyor olmamızın bir anlamı yok. Dikkat çekmemiz gereken tek bir şey var savaş halen sürüyor!” diyen Yrd. Doç. Dr. Esengül Ayyıldız hocanın “Sinema Tarihi” dersi olmuştu. Şuan dördüncü sınıftayım. Fakülteme dair bence trajik komik olan şu tespiti yapmak zorundayım. Giden hocalarımız sonrası fakültemiz küçük bütçeli bir dershane gibi, evet gülmeyin çok ciddiyim. Ders yükü üç hocamızın omuzlarına kalmış durumda ve birinci sınıfların ders programından tutun dördüncü sınıflara kadar yapılan ders programlarında da gözle görünür sıkıntılar var.

Derslerini, “Hiçbir haksızlık küçük, hiçbir insan önemsiz değildir” diyerek bitiren Taylan hocada mı gitti?

İhraç edilen hocalarımızı fakültemizin önünde uğurladığımız o gün, uzaktan bir yerden hocalarıma dokunsan ağlayacak tadında gözlerle bakıp dalmıştım. O an ülkenin her yerinde ki öğrencilere olan şey bana da oldu. Heybetli elleriyle beni dürten Hababam Sınıfı’nın Kel Mahmut lakaplı Tarih hocası Mahmut hoca, boyum da kısa olduğu için eğilerek kulağıma şu sihirli sözleri söyledi. “Heyy genç kendine gel. Gün karamsarlık günü değil. Şunu unutma! Okul sadece dört tarafı duvarla çevrili üstünde damı olan yer değildir. Okul bağdır, bahçedir, ormandır, her yerdir” ve Mahmut hocanın bu sözlerinden sonra biz İletişim Fakültesi öğrencileri kolları sıvadık. Türkiye’nin en köklü üniversitelerin de okuyan arkadaşlarımızın başlattığı “Açık Ders”leri Adana’da da düzenlemeye karar verdik. İlk dersimizi de Hukuk Fakültesinden ihraç edilen Yrd. Doç. Dr. Günal Kurşun hocamız ile “Linç Kültürü İnsan Hakları ve Ceza Hukuku” başlığı altında verdiğimiz Açık Ders ile başlattık.

Fakültemde dört yılımı tamamlamak üzereyim. Dört ay sonra da mezun oluyorum. Geriye dönüp baktığımda Yrd. Doç. Dr. Taylan Koç’un “Türkiye’de Siyasal Hayat” dersini alt sınıftaki arkadaşlarımın ve onlardan sonra gelecek öğrencilerin alamayacak oluşu beni çok üzüyor. Düşünebiliyor musunuz? Öğrenciler artık Taylan hocanın derslerini “Yeryüzünde nefes alan tüm canlılar eşittir” veya “Hiçbir haksızlık küçük, hiçbir insan önemsiz değildir” diyerek bitirdiğini duyamayacak, göremeyecek. Misafir öğretim görevlisi olarak fakültemizde ders veren Yrd. Doç. Dr. Jale Özata Dirlikyapan’ın sanat, edebiyat ve iletişimi birleştirerek işlediği derslerine giremeyecek. Esengül hocanın Walter Benjamin aşkına şahit olamayacak ve odasına çay içmek için girdiğiniz zaman öğrencileri tarafından odasının duvarına çizilen Benjamin portresini göremeyecekler. Sizce de bu öğrencilere yapılmış çok büyük bir haksızlık değil mi?  Oysaki İslamiyet’in bize ilk buyruğu “Oku” idi. Yanlışım varsa düzeltin dostlar. Bizler şu sözlerle büyümedik mi? “Bana bir harf öğretenin 40 yıl kölesi olurum” ama gelin görün ki biz öğrencilere o kadar çok şey öğreten hocalarımızı, devlet biz öğrencilerden uzaklaştırıyor. Yani ceza veriyor. Size bir sır veriyorum ama bu vereceğim sır aramızda kalmasın lütfen herkese söyleyin: Barış Akademisyenleri bir gün mutlaka geri dönecek.

Sokakları, parkları tüm yaşam alanlarımızı üniversite dersliklerine çevirelim

Dostlar, şimdilik ben ve benim gibi bir grup “iletişim” öğrencisinin KHK ihraçlarına karşı Adana’da başlattığı bu Açık Derslere destek olarak başlayabilirsiniz. Fecabook’ta açtığımız herkese açık olan “Açık Ders” isimli gruba katılmanızı öneririm. Zira kolektif bir bilinçle sokakları, parkları ve tüm yaşam alanlarımızı üniversite dersliklerine çevirmemize kimse mani olamaz.