İnsan Hakları / Askerlik

Askerde hem eşcinsel hem HIV+ olunca

Cuma, 14 Nisan 2017

Askerlerin ortasında bağırarak benim ibne olduğum yetmiyormuş gibi bir de “HIV’li olduğumu” söylüyordu.

Tanıdığım bir arkadaşımla geçenlerde face’de yazışırken bana yaşadıklarını yazdı. İsmini yazdırmadan yaşadıklarını haber yapmamı istedi. Daha önce de eşcinsel olarak askerde yaşadıklarını anlatmıştı. O zaman, “o kağıt ölüm kağıdım oldu” deyince anlamamıştım. Şimdi yeni anlıyorum. HIV’le yaşadığını ve yaşadıklarını saklamış ve anlattıklarını sansürlemişti. İsmini yazmadan hikayesini sizlerle paylaşıyorum. Kendisinden izin alarak yazıyorum:

Kasım 2014 yılında askere gittim. Ocak 2015’te usta birliğine gittim. O süreçte hem eşcinsel kimliğimden hem de politik duruşumdan kaynaklı çok zorlandım. Ruh sağlığım kötüydü. Psikolojik sorunlardan kaynaklı üç sefer hava değişimi aldım. Hava değişimlerimde komutan bana “Git rapor al. Almadan gelirsen” ile başlayan tehditler ediyordu. Bu süreçte çürük raporu almak için çabaladım. İlkinde Ankara’da dosyam kaybettirildi. Sonra, “bir kağıt eksik gidip birliğinden al” dediler. Ben korkudan birliğe gitmedim ve firari oldum.

Askerden firari olarak gezerken depresif ruh halimden kaynaklı sürekli seks yapıyordum ve arkadaşım test yaptırmamı söyledi, test yaptım ve o zaman HIV pozitif olduğumu öğrendim.

HIV durumumu öğrenmeden önce Ankara’da GATA’ya gitmiştim. Ankarada’yken barış mitingine katıldım. Ankara katliamında onlarca arkadaşımı gözümün önünde kaybettim. 

HIV+ olduğumu katliamdan sonra öğrendim. Katliama tanık olduğum için hayatta artık hiçbir şey hissetmiyordum. Travma ve şokun etkisindeydim. HIV pozitif olduğumu öğrenince biraz şaşırdım ama üzülmedim. Hayat benim için artık bir boşluk gibi geliyordu. 

10 senelik arkadaşıma HIV+ olduğumu söyledim. Bir tek onunla paylaştım. Ailemin öğrenmesi beni en çok korkutan durumdu.

Sigortam olmadığı için tedaviye başlamamıştım. Firari olduğum için kafede kaçak çalışıyordum. Firari olma sebebim ise eşcinsel olduğum için psikolojik ve sözlü tacizlere uğramam ve rapor vermemeleriydi.

Firar sürem 6 ay oldu ve hâlâ tedavi olamadım. Son çare teslim olmaktı. Kelepçeli bir şekilde mahkemeye çıktım, mahkeme beni haklı bulmasına rağmen birliğime gönderdiler.

Artık nerdeyse ölüme yolculuk etmiştim. Aynı birliğe gönderdikleri için oradaki komutanın sözleri kulağımda çınlıyordu. Askeriye’ye vardım. Askerlerin ortasında komutan beni artık ağzımdan kan akana kadar dövdü. Yere attım kendimi belki öldü diyerek dayak faslı biter. Ben yerdeyken beni tekmeleyerek karnıma vurdu. Sadece dayak değildi. Dayakla beraber küfürler ve hakaretler ediyordu. Askerlerin ortasında bağırarak benim ibne olduğum yetmiyormuş gibi bir de “HIV’li olduğumu” söylüyordu. Dayak değil ama en çok rahatsız eden “Hem ibne hem HIV’li” diye hakaret etmesi oldu.

Saatlerce süren işkence ve hakaretler…  Ağzımdan akan kani bana temizlettirdiler.  Yerdeki kanı çantamdaki tişörtle temizlettirdiler. Hastalık bulaşır diye kimse yanıma yaklaşmıyordu. Dayaktan sonrada insanların göz tacizine maruz kaldım. “İbne ve HIV’li olduğumu” herkes duyunca kimsenin yüzüne bakamaz oldum.

Bu durumu kimseye anlatamadım ve şikayetçi olamadım. Çünkü aileme her şeyi söylemekle tehdit ettiler, bos kâğıtlar imzalattılar. Aileme söylememeleri için ben de sustum.

İki gün yemek yemedim ve Ankara’ya sevk ettiler. 2 hafta da orda kaldım ve şimdi serbestim. Çürük raporu aldım. Aradan bir seneden fazla zaman geçti. Daha yeni bunları paylaşabiliyorum. Yaşadıklarımın şokundaydım. Hayat benim için donmuştu. Bu süreçte bazı LGBTİ derneklerine gittim. Bazı arkadaşlarım yardımcı oldu. Daha yeni bunları konuşabiliyorum.

Şimdi özgürüm ama korkuyorum birileri duyacak öğrenecek diye. Bu ülkede hem eşcinsel hem HIV+ olmak çok zor. İşe girerken belge istiyorlar. Devamlı neden muafsın diyorlar. Hem homofobi hem de HIVfobinin olduğu bir ülkede yaşamak bana işkencenin devamı gibi geliyor.

Babam aşırı milliyetçi bir insan ve askerde olanları bilmiyordu. Öğrense sonum olurdu diye düşünürdüm hep. Hastalığı bilse yaşatmazlar diye düşünüyordum. Ailem olanları nasıl öğrendi bilmiyorum. Annem sadece beni arayıp “eve gelme, gelirsen baban seni öldürecek” dedi. Ben neden, ne oldu diye sordum. “Hasta olmuşsun” dedi ve akıl almaz şeyler söyledi, “Ben doğru olduğuna inanmıyorum. Fakat sen eve gelme” dedi. Ben de bir arkadaşımda kalmaya başladım. Bir ara geceleri 50 TL karşılığında mağazalara sayıma gidiyordum. Şimdi bir yerde kasiyerlik yapıyorum.

Son dönemde bir markette çalışmaya başladım. Sigortalı olması benim için çok iyi… Çünkü sigortasız kalırsam ilaçlarımı bulmam zor olabilir. İşsiz kalırsan bakanlıktan ilaç almak için Kaymakamlığa başvuruyorsun. Gelir tespiti yapıyorlar ve bu prosedürü aşamıyorsan ilaç alamazsın. Aile kiracı değilse babanın aracı varsa sana ilaç vermezler. Zaten ailemle iletişimim yok bir de sağlık sorunumu anlatamam. Gelir tespiti için bazen eve polis geliyor, ben bu prosedüre girmedim.