İnsan Hakları / Mülteci

“Türkiye’deki sığınma sistemi uluslararası hukukla çelişiyor”

Cumartesi, 29 Nisan 2017

Volkan Görendağ: “Türkiye’nin sığınma hukuku mülteciler için statüsüzlüktür, mülteciler için Türkiye güvenli ülke değildir.”

İnsan Hakları Programı kapsamında 2007 yılından beri mülteci hakları çalışması yürüten Kaos GL’nin düzenlediği “Türkiye’deki Sığınma Sistemi/LGBTİ Sığınmacı ve Mültecilerin Durumu” başlıklı eğitim programının ilk oturumu 29 Nisan Cumartesi günü Ankara’da gerçekleşti. Kaos GL Derneği Avukatı Hayriye Kara'nın yaptığı açılış konuşmasının ardından ilk oturumda, Uluslararası Af Örgütü Türkiye Şubesi’nden Volkan Görendağ sığınma hukukuna ilişkin temel kavramları anlattı.

Sığınma hukukunu, uluslararası literatür ve Türkiye’deki prosedürler çerçevesinde değerlendiren Volkan Görendağ, uluslararası koruma kavramını tanıtarak konuşmasına başladı. Kişinin temel hak ve özgürlüklerinin vatandaşı olduğu ülke tarafından sağlanmaması durumunda bu hukukun devreye gireceğini hatırlattı.

“Cenevre Sözleşmesinin çekince ile imzalanması birçok sorun yaşatıyor”

Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliğinin (BMMYK) 1951 tarihli Cenevre Mülteci Sözleşmesine taraf olan devletlere operasyonel destek sunan bir kurum olduğunu ifade eden Görendağ, BMMYK’nın dünyadaki en büyük ofislerinden birinin Türkiye’de olduğunu hatırlattı. Görendağ, Cenevre Mülteci Sözleşmesini mülteci hukukunun dünyadaki anayasası olarak özetleyebileceğimizi belirtti. Görendağ konuşmasını şöyle sürdürdü: “Türkiye bu uluslararası sözleşmeyi ilk onaylayan ülkelerden biri ancak, çekince ile onaylamıştır ve Tükiye’de güncelde yaşadığımız sorunlarda bu çekincesinin payı oldukça büyük.”

Volkan Görendağ, sözleşmenin tarihi ve coğrafi kısıtlarının 1967 New York Protokolü ile kaldırıldığını ancak Türkiye’nin bu sözleşmeyi coğrafi kısıtı gözeterek, çekince koyarak imzaladığını hatırlattı.

Mülteci olmanın beş koşulu

Sunumuna mülteci kriterleri ile devam eden Görendağ; ırkı, dini, milliyeti, belirli bir toplumsal gruba mensubiyet ya da siyasal görüşü nedeniyle zulme uğrayacağından haklı sebeplerle korktuğu için vatandaşı olduğu ülkeye dönmek istemeyen kişileri kapsadığının altını çizdi.

Uluslararası hukukta mülteci olarak uluslararası koruma arayan ancak statüleri henüz resmi olarak tanınmamış kişilerin “sığınmacı” olarak ifade edildiğini belirten Görendağ, Türkiye hukukunda “sığınmacı” kavramının olmadığını hatırlattı.

Görendağ, “göçmen” kavramında kişinin kendi ülkesinde zulme uğraması gerekmediği, eğitim, aile, iş ya da başka sebeplerle ülkesinden ayrılan ancak kendi ülkesinden koruma sağlamaya devam eden kişiler olduğunu belirtti.

“’Kaçak göçmen, kaçak sığınmacı’ gibi terimler kriminalize edicidir”

“Düzensiz göçmen” terimini geldiği ülkede kalmak için yasal hakkı bulunmayan kişiler için kullanıldığını ifade eden Görendağ, 1951 Cenevre Sözleşmesindeki düzenlemeye göre kişinin mülteci olmak için hukuksuz bir şekilde başka ülkeye giriş yapmasının suç olmadığını belirtti.

Görendağ lonuşmsına şöyle devam etti: “kaçak mülteci, kaçak sığınmacı basın ve yetkililer tarafından kullanılır ancak bu dil kriminalize edicidir ve biz bu kavramı kullanmıyoruz, bu masum bir kavram değildir, mutlaka bu kişiler düzensiz göçmen olarak ifade edilmelidir.”

 “Geçici kavramı Türkiye’de kalıcı bir forma dönüşüyor”

Bireylerin uluslararası korumdan nasıl yararlandığını anlattıktan sonra iç savaş, savaş vb. durumlarda toplu halde yaşanan göç edenlere verilen statünün “Geçici Koruma” adını taşıdığını belirten Görendağ, yasalarda iki yıl ile sınırlandığını ve Türkiye’deki bu statüye sahip kişilerin mülteci başvurusu yapamadıklarını ekledi.

“Türkiye’deki yasal mevzuat uluslararası hukukla çelişiyor”

2013 yılında 6459 Sayılı Yabancılar ve Uluslararası Koruma Kanunu (YUKK) kapsamında daha önce polis tarafından yapılan işlemlerin Göç İdaresi Genel Müdürlüğü tarafından yapılmaya başlandığını anlatan Görendağ Türkiye’deki durumun Cenevre Sözleşmesini coğrafi kısıt ile kabul ettiği için bu kurumun da sorunlu bir biçimde işlediğini belirtti.

Görendağ, “Cenevre Sözleşmesindeki coğrafi kısıt nedeniyle Türkiye’deki mevcut hukuk, mülteci statüsünü yalnızca Avrupa ülkelerinden göç eden kişilere veriliyor” dieyerek Türkiye’ye Ortadoğu ülkelerinden gelen milyonlarca kişinin bu statüyü yasal olarak almalarının mümkün olmadığını ekledi. Uluslararası hukukta olmayan “şartlı mülteci” statüsünün, bu boşluğu doldurmak için koyulduğunun ve Türkiye’ye özgü bir terim olduğunun altını çizdi.

Sunumuna, Af Örgütü’nün “Güvenli Olmayan Sığınak” broşürünün mutlaka incelenmesi gerektiğini belirterek sonlandıran Görendağ, Türkiye’nin mülteciler için güvenli ülke olmadığını, hukuki durumunu mülteciler için statüsüzlük yaratacağının unutulmaması gerektiğini ekledi.