Medya

Lezbiyen dizi karakteri deyince akla...

Çarşamba, 10 Mayıs 2017

Gastelerde LGBTİ gündemine bugün iki haber seçtik sevgili okur...

                                               Eser: Ana Teresa Barboso Gubo

Gastelerde LGBTİ gündemini günlük olarak tutmaya devam ediyoruz. Bugün sizin için iki haber seçtik. Korkusuz Gazetesi ve Eskişehir’de yayınlanan Yenigün Gazeteleri LGBTİ gündemleriyle sayfamızdalar…

Bahar şenliklerini yasaklayabilirler ama baharı?

Deniz Çağlar Fırat’ın Yenigün Gazetesindeki köşesinden başlayalım. “Rüya gibi değişim” başlıklı yazısında Fırat, Türkiye’nin hızla muhafazakârlaşmasını 1996 yılından bir klibi anımsatarak tartışıyor. “Dar ve sığ düşünmekle başlıyor her şey. Sonra oto sansür başlıyor. Mahalle baskısı falan” diye başladığı yazısında, 1996 yılında Türkiye'de yayınlanan bir albümün video klibini hatırlatıyor: “Klipte biri bir barda oturuyor, bir kadından hoşlanıyor, sonra otel odasının kapısı gösteriliyordu. Klibin sonunda ise sabah olmuştu ve kadın aynanın karşısında sakal traşı oluyordu. Kahramanımız onu o şekilde görünce kahkahayı basıyor ve koşarak otelden çıkıyordu.”

Fırat, klibin büyük ses getirdiğini, eşcinsellik, aşk, heteroseksüellik konularını mükemmel bir şekilde anlattığını, “Ne övgü ne de yergi vardı. Yaşamsal duruşlara, yaşamsal tercihlere, varoluşlara yönelik bir durum tespiti yapılıyordu” cümleleriyle özetliyor. Fırat altını çiziyor; “Türkiye o klipten rahatsız olmuyor hatta beğeni ile izliyordu. Kimse bu klip yayından kaldırılsın, ahlaksızlık bu, Türk aile yapısı, örf ve adetler demiyordu.”

Fırat bu klibi hatırlatarak, günümüzde sakallı bir grup üniversite öğrencisinin "Edep Ya Kampus" sloganı altında toplanıp bahar şenliklerine karşı örgütlenmelerini eleştiriyor: “21 yıl sonra üniversitelerin Bahar Şenlikleri bile edepsizlik olarak yaftalanabiliyor. 21 yıl sonra bırakın eşcinsel bir görüntüyü, heteroseksüel bir aşk hikâyesi bile sansürlü gösteriliyor.”

Deniz Çağlar Fırat’ın köşesi, yirmi bir yıllık dönüşümü cinsel yönelim ve cinsiyet kimliğine yaklaşımı baz alarak yazmış. Ne diyelim eline sağlık.

Lezbiyeni oynamak

Herkes “Fi” dizisini konuşunca, bir açıp izlemek farz oldu. Diziyi değil de Berrak Tüzünataç’ı beğendim. “Fi” dizisi, “erkeklik” eleştirisi gibi de okunabilir belki ama zaten her yerde fazlaca “erkeklik” gösterileriyle karşılaştığımız için olsa gerek dizideki erkeklerin uzun uzun bakışmalarını, iktidar savaşlarını sevmedim. Erkeklik ne kadar estetize edilebilir ki zaten.

Pardon! Konumuz bu değil. Fakat ben bu dizide lezbiyen bir karakteri canlandıran Berrak Tüzünataç’ta kalmış olmalıyım ki konuyu uzun uzadıya anlatmaya giriştim. Gastemizde bugün Korkusuz Gazetesinden bir magazin haberi yer alıyor. Oyuncu İrem Sak “objektiflere takılmış” ve magazin muhabirlerinin sorularına yanıt vermiş, birçok proje geldiğini ama kendisinin beğenmediğini belirtmiş ve eklemiş; “Ben her role açığım, lezbiyeni de oynarım.”

Acaba lezbiyen karakterler dizilerde arttıkça artacak mı? Böyle bir söylenti mi var dizi piyasasında? Memnuniyetle karşılanır bu durum fakat Tüzünataç’ın canlandırdığı karakter performansı öyle bir yere getirdi ki gerisinde kalır mı yeni lezbiyen karakterler bilemedim.

Bugünlük bu kadar sevgili okur, Perşembe günü yine buradayız.