Gökkuşağı Forumu

Karanlıkta çıkagelen

Cuma, 19 Mayıs 2017

“Onu kendisine bırakıp beni bulmasını bekleyerek ayağa kalktım mor hırkamın püskülünü elime dolayarak bir kaç adım attım.”

Bakışlarını buğulandırmış gözyaşları, göz çukurunda birikmişti. Ama tahmin ettiğim gibi olacak ve gözlerinin çukurundaki yaşları dökmeyecekti. Yanaklarından aşağı bir damla yaşı düşürmeden sessizce baktı.

Sessiz ve siyah bir sokakta, karanlıkta daha çok kaybolmak isteyenleri dallarıyla saklayan bir söğüt ağacı altında ilk defa karşılaşmıştık. Hiçbir şey konuşmadan ıssız ve sessiz  sokağa dalmıştık. Karanlığın ortasında ışıldayan bakışını ilk defa o gün fark etmiştim, gözlerinden çıkan ateş sokağı aydınlatıyordu. Yüzüne bir kere daha baktım ve yanından ayrıldım. Kafamı nereye çevirsem aynı yüzle karşılaşıyordum ve o kendisini gören herkesin yüzünü bir daha unutamayacağından emindi, o yüzden bakışlarıma karşılık vermemişti. Unutulmak istiyordu, o söğüt ağacı onu saklasın istiyordu, kaçıyordu hep onun yüzünü aklından çıkaramayanlar ona saplanıp kalmıştı. Bunu fark edip bir sonra ki günü zar zor edeceğimi bilerek eve doğru yollanmıştım. Sonra ki gün oldu gittim, bir sonra ki gün de gittim. Artık her gün o ağacın dibinde birbirimize sessiz bakışlarla bir şeyler anlatıyorduk. Anlattıkça o azalıyor, ben çoğalıyordum. Onun hikâyesini sessizliğinden dinleyecektim. 

                                                       Eser: Bodil Jane

Merhametiyle sevgisini karıştırmış, sadece o adamlar istediği için ellerini uzatmış ve bir daha çekememişti. Birçok kişi onunla olmayı çok istiyordu o ise yalnızlığı istiyordu, kendisini dinlemek ve bakışlarında küçük hayaller oluşturmak tam da ona göreydi. Derindi. Bakışları kadar derindi. Ama derinine dokunulmamıştı. Kendisi de  derinine inmeye zaman bulamamıştı. Hep zamanını onu sevenleri avutmakla geçiyordu. Başkaları hep onun hayatına dâhil olmaya çalışarak kendisini tanımasını engellemişti, tek başına yaşamayı hiç deneyimlememişti. Ah! Bir bilselerdi o kadifeden yumuşak sesin tınısını anlarlardı belki acısını. Dinlememişlerdi. İzlemişlerdi. Konuşturmamışlardı sadece konuşmuşlardı. Ona büyük sevgilerini anlatmışlar o büyük sevgilere itaat etmeyince kızmışlardı. Hep sorularla sıkıştırmış, kendi istedikleri cümleleri duymak için sormuşlardı.

-Sen de sevdiğini söyle!

Söylemediğinde omuzlarından tutup onu sarsmışlardı;

-Söyle. 

Sevgileri karşılıklı olmak zorundaydı, merhamet bağışlanmazdı çünkü onlar acınmaktan hiç hoşlanmazlardı. Acınmak seven birinin zavallılaşmasıydı çünkü sevgilerini dünyanın en yüce şeyi sanıyorlardı. Onlara göre çok seven birine acınmaz sadece tapılırdı. O ise hiçbir şey hissetmeden baktığı gözlerini onlardan kaçırmaz. Ne kadar zavallılaştıklarını hatırlatırdı ve bir kere daha hatırlardı. 

Aşkı ve sevgiyi yaşamanın vazgeçilmez parçası haline getirmemişti. Çünkü aşkın ve sevginin tutsak edici işkencesi ona katlanılmaz geliyordu. Ruhu ince bir ipin üzerinde parmak ucunda yürüyen balerinlere benziyordu. İpin ucunda ne olduğunu bilmeden yürümek kadar ona özgürlük veren bir duygu daha yoktu. Hiç bir hayatta sığınmacı olarak yaşamayacak kadar özgür bir kadındı. Ve artık o başkalarının elinde kalmış hayatını söküp alacak kadar cesurdu. 

Çok büyük adamların, çok büyük sevgi gösterileri öylesine saçma bir sirk oyununa dönüşmüştü ki artık. Onu severken öyle hırpalamışlardı ki sevgiyi yanlış tanımıştı oysa bu ruhu ince balerin hiç sevilmemişti. Onu ben sevdim. Özgür bırakarak çünkü o ağacın ardına sığınan kadını ben, sığınağında buldum. Onu öyle sevdim ki yalnızlığımızı paylaştığımız yere ihanet edemezdim. Sustum ve sadece yüzüne bakmadan onu dinledim. Belki de göreceğim harika bir manzaradan kendimi mahrum bırakarak, onu sevdim. Ama sevgiyi tanımak için en çok kendisine ihtiyacı vardı. Bir gün bu ağacın altında sevgiyle buluşacağımızı biliyordum. Biz birbirimizi tanıyorduk. Onu kendisine bırakıp beni bulmasını bekleyerek ayağa kalktım mor hırkamın püskülünü elime dolayarak bir kaç adım attım. Dilimde hetero bir aşktan kalma ağıt ile “parmak uçlarına değen sıcaklık incinen bir hayatın yarasıdır.” Karanlık sokakta onu sevgimle bırakarak yürümeye devam ettim.