İnsan Hakları / Sağlık

Koşarken yavaşlar gibi

Cumartesi, 20 Mayıs 2017

Her yıl, HIV’le ilişkili resmi rakamlara ulaşmaya çalışıyoruz. Niçin rakamlar gelip kolayca bize ulaşmıyor anlamıyorum.

Bazen son rakamları, yaptığınız bir sunumda kullanmanız gerekir. Dinleyicileri o andaki güncel durumdan haberdar etmek istersiniz. Oldum olası inandığım şey; bir sunumun başarısının dinleyicilerin bilgilerinde değişiklik yapabilmesinde yattığıdır.

Bazen yazılan bir makalede esas almak için kullanırsınız rakamları. Kendinizi makaleyi değerlendiren kişinin yerine koyduğunuzda, onun da bildiklerini değiştirmeniz gerektiğini anlarsınız.

Ancak bir süredir Türkiye’de HIV’de olağanüstü bir hal var. Durum iyiye mi yoksa kötüye mi gidiyor anlamak istiyorsunuz. Durumun bütünü görerek düşünmek istiyorsunuz.

Her seferinde iki veriyi oldukça önemsiyorum.

1 - Geçtiğimiz yıl kaç kişi HIV’le tanıştı?

Aralık 2016 itibariyle;
T.C. Sağlık Bakanlığı verilerine göre; 1985’den bugüne kadar toplam sayı 13646 kişi olmuş. 2016 yılında 1661 kişi yeni tanı almış ve 73 kişi AIDS basamağında tanımlanmış (Bu veriler, Aralık 2016 başı itibariyle. Yani yılın son ayına dair veri eksik. Bu yazı Mayıs ayında yazıldığına göre resmi rakamların bir acelesi yok gibi duruyor).

O halde HIV enfeksiyonunda artış var mı? 2016 yılının rakamları, 2015 yılına göre toplamda %15 artış olduğunu gösteriyor. Eğer Aralık 2016’yı da eklersek sanıyorum artış oranı toplamda %16 olacaktır. 2015’de artış oranı 2014 yılına göre %22’ydi. Buna göre artışın hızında bir miktar azalma var.

Yani koşarken yavaşlar gibi…

Rakamlar burada ve şurada

2 - HIV’le yaşayan kaç kişi tedaviye ulaştı ve ilaç kullanıyor?

Nisan 2017 itibariyle;
HIV’le yaşayan ve omurga (backbone) ilaç kullanan kişi sayısı 8140. Buna çocuk olduğu bilinen olguları da katarsak ki bunun için şurup formundaki ilaçlara bakmak gerekiyor; yaklaşık 150 civarında bir sayıyı daha eklemeliyiz. (Meraklısına not olsun; dünyada çocuklar için tasarlanmış beş adet şurup formunda HIV ilacı var. Türkiye’de bunlardan üçü bulunuyor. Bunun böyle olmaması gerekirdi.)

İlaç kullanan kişi sayısına öylece ulaşamıyorsunuz. İlaç şirketleri bu veriyi, uluslararası market araştırması yapan bir organizasyondan (IMS) satın alıyorlar. Şurada. Bu arada dünyada ilaç kullanan kişi sayısı ise yaklaşık 15 milyon oldu.

İlaç kullanan kişi sayısı bize kliniklerde aktif takip edilen kişi sayısını gösteriyor. Türkiye’de bu sayı yıllar içinde arttı. Ancak henüz tedavi başlanmamış kişileri de ele alırsak gerçek sayı değişecektir. Tam olarak bilemesek de resmi rakamlardan farklı olmalı.

Ortaya çıkan bir takım veri ya da rakamlar var. Nereye bakmamız gerektiğini anlayabilmemiz için bunların sağlam olması gerekir. Aslında hem bütün hem de sağlıklı olması gerekir. İngilizce’deki bu iki kavramı aynı anda ifade eden bir kelime var; “whole”. Dilimizde bu böyle değil.

Bir şeyleri tarif ediyorsak bile bu bizi aydınlatmıyor.

Acaba biz filin neresini tutuyoruz?

Fotoğraf, Giancarlo Ceraudo tarafından çekilmiş. Arjantin, Buenos Aires - ‘Madres de Plaza de Mayo’ - Mayıs Meydanı’nda oğlunun isminin başında ağlayan bir anne.

Yüzü görünmese de üzüntüsü hissediliyor. Oğlu, anıt mezar üzerinde sadece bir isimden ibaret. Gerçekte nerede ve ona ne olduğu bilinmiyor!

Bütün diğer oğullar gibi…

Mayıs anneleri, 1977 yılından beri - her Perşembe günü - kaybolan oğullarını anıyor ve onların bulunmasını talep ediyor. Bir süre sonra ekonomik ve politik bir protestoya dönüşmüş toplanmaları. Taktıkları beyaz eşarp ondan…

Fotoğrafın sesi - anneler gününden önce - bize ulaşıyor ve içimize işliyor.

“Çözülen bir yün yumağı, 
Akıp giden günlerimiz, 
Mezar taşlarından suskun, 
Telaşsız, sessiz, sitemsiz”

Arjantin…
Koşarken yavaşlayan ülke.