İnsan Hakları

‘Üreme yeteneğinden sürekli yoksunluk’ şartı AYM’de incelenecek

Perşembe, 8 Haziran 2017

Avukat Sinem Hun: “AYM, ‘üreme yeteneğinden sürekli yoksunluk’ şartını iptal ederse, cinsiyetin beyan usulü ile tanınmasını mümkün kılacak yasal düzenlemelerin önü açılır.”

Anayasa Mahkemesi (AYM) 14 Haziran' da “üreme yeteneğinden sürekli yoksunluk” şartını değerlendirecek. Edirne 1. Asliye Hukuk Mahkemesi hâkimi, cinsiyet geçiş ameliyatlarında “üreme yeteneğinden sürekli yoksunluk” şartının anayasaya aykırılığının incelenmesi için AYM’ ye başvurdu.

AYM, bu itirazı esastan incelemeye karar verirse hem cinsiyet geçiş sürecinin tamamlanma şartı olarak kanunda belirtilen  vajina ve penis ameliyatları hem de üreme yeteneğinden sürekli yoksunluk şartı konusunda bir karar vermek durumunda kalacak. Bu iki zorunluluk AYM tarafından iptal edilirse cinsiyetin beyan usulüyle tanınmasının önü açılacak

"AYM bu şartları iptal ederse trans aktivizmin merkezinde olan haklar gözetilerek yeni bir yasa yapım sürecine girilebilir"

Konuyla ilgili, Avukat Sinem Hun ile görüştük. Hun, AYM’den çıkacak olası olumlu bir kararın trans aktivizmi için oldukça önemli olacağına dikkat çekiyor.

Avukat Sinem Hun, cinsiyet geçiş ameliyatlarında “üreme yeteneğinden sürekli yoksunluk” şartının Türk Medeni Kanunu’nun 40. Maddesinde yer aldığını belirtiyor. Hun, Cinsiyetini değiştirmek isteyen kişinin üreme yeteneğinden sürekli biçimde yoksun bulunduğunu bir eğitim ve araştırma hastanesinden alınacak resmî sağlık kurulu raporuyla belgelemesinin şart olduğunu düzenleyen bu maddenin, Anayasa’ nin 17. ve 20. maddeleri ile çeliştiğini ifade ediyor. Üreme yeteneğinden yoksunluk şartının özellikle, tıbbî zorunluluklar ve kanunda yazılı haller dışında, kişinin vücut bütünlüğüne dokunulamayacağını güvence altına alan Anayasa’nın 17. maddesi ile çeliştiğine dikkat çeken Hun, AYM tarafından anayasaya aykırılığın tespiti halinde Mahkemenin AİHM'in Fransa aleyhine verdiği A.P, Garcon ve Nicot kararındaki duruş ile aynı çizgiye gelecegini ifade ediyor.

Avukat Hun, “Ama en büyük kazanım madde 40 yürürlüğe girdiğinden beri trans aktivizmin merkezinde olan ‘üreme hakları’, ‘beden bütünlüğü’ ve ‘kendi kaderini tayin hakkı’ gibi hakların korunması ve bu haklar gözetilerek yeni bir yasa yapım sürecine girilmesi olacak” diyor.

Avukat Sinem Hun, AYM’nin bir ya da her iki şartı iptal etmesi durumunda, yasa koyucunun yasal tanıma hukukunu insan haklarına uygun bir şekilde yeniden düzeltmesi gerekeceğine  dikkat çekiyor.