İnsan Hakları / Sağlık

Kevser Başkara: Vegan olmak sağlığınıza ve politik duruşunuza iyi gelir

Çarşamba, 14 Haziran 2017

 “Toplumsal şiddete, ayrımcılığa, cinsiyetçiliğe, homofobiye karşı duruşum vegan olmama sebep oldu.”

                                            Fotoğraf: Veg Production

Türkiye için vegan beslenme biçimi hala büyük tabular içeren bir konuyken, Diyetisyen Kevser Başkara, hastalarını vegan beslenme ile tedavi ediyor, sağlıklarına kavuşmalarına yardımcı oluyor. Çölyak ve diyabet gibi hastalıkların vücuda verdiği zararı az yağlı vegan beslenme ile azaltıyor. Diyetisyen Başkara ile hem neden vegan olduğunu, mesleki etiğini nasıl inşa ettiğini, vegan beslenmenin sağlıklı olup olmadığını konuştuk.

“Hayvansal hiçbir tüketimi önermiyorum, kendim de böyle yaşıyorum”

Kaç yıldır diyetisyensin ve ne kadar zamandır vegansın?

Ankara Üniversitesi, Sağlık Bilimleri Fakültesi, Beslenme ve Diyetetik Bölümü’nden 2015 yılında mezun oldum. İki yıldır İstanbul’da şeker hastalığı, vegan beslenme, besin alerjileri ve çölyak konusunda beslenme ve diyet danışmanlığı hizmetleri ve eğitimleri veriyorum. 1 yıldır da vegan yaşıyorum.

Etik gerekçelerle mi vegansın?

Veganlığın birçok boyutu var. Bir insan veganlığın bir ya da birden fazla boyutuna odaklanabilir. Ben etik ve politik nedenlerle vegan yaşamaya başladım. Daha sonra uzmanlık alanımdan dolayı beslenme ve sağlık kısmıyla daha yakından ilgilenmeye başladım. Ama başlangıç noktam sağlık ve beslenme olmadı. Benim veganlığa geçiş sürecim, toplumsal şiddet, ayrımcılık, ötekileştirme, cinsiyetçilik, homofobi gibi konulara karşı durma ekseninde gelişti. 

Mesleki duruşunu nasıl tanımlıyorsun?

Hayvansal hiçbir tüketimi önermiyorum, kendim de böyle yaşıyorum. Kendimde sağlıksız bulduğum bir beslenme şeklini zaten başkalarına önermem mümkün değil. Tabi önerdiğim beslenme sisteminin bilimsel birçok dayanağı var. Mesela Harvard’da bir çalışma yapıldı yenilerde, hayvansal tüketim bağırsaklara zarar veriyor, bunu kim reddedebilir ki, üstelik beslenme ile ilgili söylediklerim kendi sözlerim değil, objektif çalışmaların sonuçları.

“Veganlarda B12 eksikliği normal popülasyondan sadece %1 fazla”

Protein ve B12 vitamini veganlara sık sık sorulur. Hayvansal beslenenlerde demir, protein ya da B12 eksiği olmuyor mu? Veganlar ne yapsın da B12’leri düşmesin, proteinden yoksun kalmasın?

Veganlığı hayatına bilinçle yerleştirmiş bir insanın okuması, araştırması lazım, kimse bilinçsiz bir şekilde vegan yaşamaya başlamamalı. Kişinin en azından B12 konusunu, protein konusunu bilmesi kendi sağlığı açısından oldukça önemli yer tutuyor.

                                            Fotoğraf: veganfeministnetwork 

B12 konusu çok tartışılan bir konu ancak, veganlarda B12 eksikliği normal popülasyondan sadece %1 fazla. Aslında, doğal ortamlarda yaşasaydık B12 vitaminini dışarıdan almak zorunda kalmayacaktık, ancak her gıdayı yıkamak zorunda olduğumuz için B12 vitaminini dışarıdan almamız lazım. Aslında hayvansallardaki B12 de hayvanlara takviye verilerek sağlanıyor. Dışarıdan alımın birçok yöntemi var, iğne, hap ve dilaltı tablet şeklinde şimdi yenilerde Türkiye’ye dilaltı, sıvı kullanıma uygun formu da geldi. Temin edilmesi çok kolay, sağlıklı çeşitlendirilmiş beslenen bir veganın dışarıdan alması gereken tek takviye B12 vitaminidir.

Protein konusunda da, kurubakliyatlar, tahıllar, sebzeler, tohumlar (ceviz, fındık, badem, fıstık, keten tohumu, susam vb.) gibi gruplardan uygun miktarlarda yenildiğinde doğal bir şekilde proteini sağlamış olunur. Örneğin, 100 gram kurufasulyede 33.3 gram protein var, bir yemek kaşığı 15 gram olan kuru fasulyeden 4 kaşık yediğinizi düşünün 20 gram protein alırsınız, bu da günlük protein ihtiyacınızın 3’te birini karşılamaya yeter. Gördüğünüz gibi ucuz, pratik, vegan ve sağlıklı yaşamak aslında zor değil.

Demir konusuna gelince, bolca koyu yeşil yapraklı sebze tüketilirse o da karşılanıyor. Günde 3 öğün koyu yeşil yapraklı sebzeleri çiğ tüketmeyi öneriyorum.

Vegan beslenme bazı hastalıklarda bir tedavi yöntemi olabilir mi?

Hastalıkları tedavide sadece beslenmeyi düzenlemek yeterli değildir ancak, beslenme, hastalıkların tedavisinde oldukça önemli bir yere sahip. Mesela şeker hastalığında, beslenme düzenlenip düzenli aktivite de yapıldığında %70 oranında iyileşme sağlanıyor. Bununla da kalmıyor, vegan beslenme kanser, yüksek tansiyon, kalp damar hastalıkları, kalp krizi, alzaymır gibi pek çok hastalığın tedavisinde artık yöntem olarak kullanılıyor. Vegan beslenme denilince şunu da belirtmek gerek, aşırı yağlı, kızartmalı, unlu ve işlenmiş ürünlerle beslenmek bitkisel olsa da sağlığa zararlı, sadece vegan olsun demek yanlış, vegan beslenmeyi sağlıklı hale getirmek de gerekiyor.

“Sporculara protein bombardımanı endüstrinin bir parçası”

Vegan sporcu olur mu, kas çalışmak isteyenler vegan beslenebilir mi?

Dünyada pek çok vegan sporcu var, Türkiye’de de vegan olup extrem sporlarla uğraşan birkaç kişi bulunuyor. En büyük yanılgı sporculara protein bombardımanı yapmak, artık bu iş hem bir endüstri hem de sağlığı bozan bir hale geldi. Fazladan protein alımının kas yapımına hiçbir faydasının olmadığını çalışmalardan biliyoruz.

Trans erkekler cinsiyet geçiş sürecinde hayvansal protein almaları gerektiği söyleniyor. Geçiş sürecinde vegan bir alternatif var mıdır?

Cinsiyet kimliği fark etmeksizin her yetişkin insanın, vücuttaki bütün hayatsal işlevleri sağlıklı bir şekilde yerine getirmesi için gereken protein miktarı vücut ağırlığının kilogramı başına 0.8 g kadardır. Örneğin, 70 kg ağırlığındaki bir yetişkini ele alalım, bu kişinin günlük 60 gram kadar protein alması yeterlidir. Bunu da bitkisel besinlerle çok rahat karşılar. Çeşitlendirilmiş bitkisel beslenen sağlıklı bir kişinin ekstradan protein almasına gerek yok. Bu kişi ekstrem bir spor yapmıyorsa ya da istisnai durumlar yoksa.

“Türcülük tüm sömürü biçimlerinin temelinde yer alıyor”

Türcülükle mücadele diğer toplumsal hareketlerde nereye düşer sence?

Benim düşünceme göre türcülükle mücadele insanın kafasının içinde başlar. Çünkü kişi kendi hayatının devrimini yapmadıktan sonra tutarlı bir biçimde hiçbir türcülük türüne karşı gerçek bir mücadele veremez, bu kadar net benim için. Ben eğer tüm türlerin eşit olduğunu düşünüyorsam bir türü katledip diğer türün haklarını savunmam doğru olmaz. Ne diyoruz, tüm kafesler kırılana dek…

Homofobiye karşı, ataerkiye karşı, işçi sınıfının burjuvaya karşı mücadelesi ile türcülük karşıtı mücadele birbirine yakın mıdır?

Tüm türcülük karşıtı mücadeleleri destekliyorum, tüm toplumsal sorunlar türcülüğe çıkabilir. Bu kadar geniş bir altyapısı var türcülüğün.