Gökkuşağı Forumu

Çağdaş homofobikler, LGBT ve mücadele üzerine

Cumartesi, 24 Haziran 2017

Mücadele kavramı, LGBT için doğumdan itibaren var olan bir kavramdır ki, şahsi görüşüm, tek bir homofobik kalmayana dek sürmesi gerektiği yönündedir. Homofobiye karşı duruşun destekçisi olan çeşitli sol fraksiyonların söylemleri ve destekleri göz ardı edilemez ancak, bu destek mücadelenin kazanıldığı yönünde bir fikrin akıllarda cereyan etmesine sebebiyet verebilir. Homofobinin yayılma alanının ne kadar geniş olduğunu unutmak, mücadelenin bittiği düşüncesini beraberinde getirecektir çünkü. Destek veren üç beş oluşum ve bir avuç insan ile kapalı kapılar ardında yaşanılan hayat, mücadelenin oldukça dışında kalacaktır. Hâlbuki bu süreçte homofobi duraksamayacak, her geçen gün daha da artacaktır.

Twitter’da “Çağdaş Türkiye LGBT’ye Karşı” şeklinde bir başlık gördüm. İçeriği incelediğimde ise şaşırtmayan birkaç söylem ile karşı karşıya geldim. Din bunlardan biri. Dinlerin hiçbirinin LGBT’yi desteklemediğine dair söylemler mevcut ve bu durumu kanıtlar vaziyette dinlerin kutsal kitaplarından alıntılar kullanılmış. Aynı zamanda, “Türk” gencinin LGBT ile kendini aşağılık konumuna getirdiğini söyleyen cümleler ve bunların çağdaşlıkla hiçbir ilgisi olmadığını, çocuk tecavüzü ile bir tutulduğunu sarf eden paylaşımlar da mevcut. Paylaşımlar bu şekilde sürüp gidiyor…

Çağdaşlık kavramını kendine yakıştıran birtakım insanı homofobi ile yan yana görmek bazılarına tuhaf gelebilir. Çünkü çağdaş insandan beklenen, açık fikirli ve insan hakları konusunda gelişmiş düşüncelere sahip olmasıdır. Görünen o ki, beklentiler gerçeklerle örtüşmüyor. Homofobi yalnızca sokak aralarında eli bıçaklı ahlak bekçilerinin tekelinde değil. Işıltılı elbiseler, tonlarca kitap ve burjuvazinin de içerisinde.

Bir başka olay ise Türk gençliği… Bir kere söylemekte fayda var, Türk gençliği diye tabir ettiğiniz eğer Türkiye vatandaşı olan gençlikse, o yanlış bir söylem. Bu topraklarda etnik kimliği çok farklı olan insanlar da mevcut. LGBT olmanın aşağılık olmak ile aynı kefeye konmasına diyecek bir sözüm yok zaten. Faşistsiniz. Ayrıca, yalnızca gençlerin LGBT olabilmesi şeklindeki görüş gülünç.

Çocuk tecavüzü ile bir tutulma olayında ise her zaman olduğu gibi yine söylemlerinde bir mantık bulamıyorum. Bir tarafta, tecavüz var. Öncelikle bunu bir kavrayalım! Tecavüzün sözlük anlamını atlamayayım hatta izninizle, belki bilmeyeniniz vardır, pek sayın çağdaş kesim, açıklıyorum: “Tecavüz, bir kimsenin hakkını gasp etme, hakkını elinden zorla almak anlamına gelmektedir.”

Böylesine hassas bir mevzuyu, LGBT olmak ile bir tutmak, akıl yoksunluğunun göstergesidir. Tecavüz, çocuğa, kadına, erkeğe, hayvana, her kime veya neye olursa olsun meşrulaştırılamaz zaten. Ancak, LGBT olmak bir başkasının hakkını ihlal etmek anlamına gelmiyor. LGBTİ+ seçimle elde edilen bir kimlik değildir, doğuştan gelen bir yönelimdir. Bir tuttuğunuz nokta nedir, gerçekten çok merak ediyorum. Kimisi de, “Kapalı kapılar ardında ne yaparsanız yapın, ben sokakta el ele tutuşan, öpüşen LGBT görmek istemiyorum,” diyor. Sokaklar sizin değil, sizin tekelinizde değil. Görmezden gelmeniz, var olmadığımız anlamına gelmiyor.

Homofobinin yalnızca din faşizminin altında birikmediğini, hemen her yerde mevcut olduğunu görmek zor değil bu örneklerle birlikte. Toplumun ahlakı olarak tanımlanan, gelenek, görenek ve adetlerden meydana gelen bir görüş var.  Bu ahlak kavramına yanlış gelen şeylerin içerisinde, dünya genelinde kabul görmüş bir “LGBT olmak” var bilindiği gibi. Bu öyle yer edinmiş bir ahlak anlayışı ki, bazı ülkelerde yasal düzlemde hak elde etmiş LGBT bile bu “genel ahlak” duvarına çarpabiliyor toplum içerisinde. Bu da mücadelenin var olması gerektiğinin bir göstergesi aslında. Kaldı ki, içinde bulunduğumuz ülkede yasal bir hakkın elde edilmediğini düşünürsek, mücadele katlanıyor. Peki, biz bu mücadelenin neresindeyiz?

Onur Haftası’nda olduğumuz şu günlerde, bütün LGBT’leri, bu politik duruş ekseninde, mücadeleye davet ediyorum tekrardan. Kapalı kapılar ardında saklanmayın, çünkü sokağa çıkmanız gerekebilir!