Medya

Mehmedalibey'in penisi

Perşembe, 15 Haziran 2006
Haber: Kaos GL
‘Hemen hemen bütün erkek çocuklarını 'Göster pipini amcana yavrum' diye büyüten bir ülke... Pascal Nouma vak'asından sonra birbirlerine, radyoda, televizyonda 'siyah penisiyle' ilgili fıkralar anlatan koca koca adamlar... Yaptığı araştırmanın sonucunda her ülkenin boyuna göre prezervatif yollayan Durex'e tepki verip, 'En büyük boy' diye tutturan Türk erkekleri... Nedir penisle bu mesele, nedir alıp veremediğimiz bu komik organla? Şunu da düşünmüyor değilim: Mehmet Ali Erbil, ya Rocco Siffredi'nin şortunu aşağı çekseydi...’ Oray Eğin'in kaleminden.

KAOS GL

Oray Eğin

Tabii ki Mehmet Ali Erbil'i savunacağım. Takip ediyorum, kaç gündür bir koro onu yok etmek için haykırıyor. O bu cangılda yalnız bırakılmayacak kadar değerli. Neden özür diliyor, utanıp sıkılıyor, tövbeler ediyor, pişman oluyor onu da anlamak mümkün değil. Bugüne kadarki en çarpıcı gösterisiydi 'penis skeci.' Televizyonda daha radikal bir şey gerçekleşmemişti: Eylemin özrü mü olur?

Penis saniyeleri, en çok da Mehmet Ali Erbil'in Türkiye'yle kurduğu ilişkinin özetiydi aslında. Her ne kadar hala ona 'Küheylan'ı hatırlatıp dursalar da 'Mehmedalibey'in asıl yeteneği Türkiye'deki 'absürdistan'ı görüp bunun üzerine bir karakter inşa etmesiydi.

Şortu çekmek de, adamın kendisi de, don giymemesi de, penisin bir saniye gözükmesi de absürdlüğün ta kendisiydi. Üstelik hiç planlanmamış oluşu Türkiye'nin nasıl bir absürdlükler cenneti olduğunu bir kez daha kanıtlar gibiydi.

'Çarkıfelek' gibi sıkıcı, kuralcı bir yarışmayı paramparça edip ödül alması da, milyonlarca dolar kazanıp sabahın köründe seslendirmeye gitmesi de aynı absürdlüğün bir devamıydı. Erbil'in belki tek kusuru olabilir: Zaman zaman gerçekle kurguyu fazla içiçe geçirmesi belki.

O Bir Laf Cambazı

Ekranda şortu indirip penisi gösteren de Erbil, Rauf Denktaş'ın kucağına oturup kel kafasına öpücük konduran da. Söyleyin: Hangisi daha acıklı ve üzerinde düşünülmesi gereken vahim bir durum?

Ama onun dışında da ancak Türkçe'de olabilecek sıradanlıklardan, bayağılıklardan komedi yaratabilmesi onun ne kadar iyi bir gözlemci, ne zeki bir laf cambazı olduğunun da göstergesiydi. Bir başkası yaptığında komik olmayacak şeyler, onun ağzından çıkınca kahkahalara boğabiliyordu insanı. O, kendisi dahil herkesin bu absürd komedyanın parçası olabileceğini anlamış, Türkiye'yi çözmüştü.

Penisi görünen adam için de üzülmeye gerek yok, eminim 15 dakikalık şöhretinin tadını çıkartıyordur. 'Pespaye', 'rezillik' diye haykıranlara da aldırmayın; içten içe kahkahalarla gülüyorlardır aynı sahneyi hatırlayıp hatırlayıp.

Çünkü komikti, hem de çok komikti. Birilerine hoş görünmek, genelgeçer ahlakı okşayıp, tribünlerden alkış toplamak adına komik değişmiş gibi yapmaya gerek yok. Peki komik de, neden bu kadar yaygara kopuyor?

Ya Rocco Siffredi olsaydı?

Absürdlüğün dil tutulmasına yol açtığı, pozisyonu şaşırttığı durumlarda en kolayı rüzgara kapılmak, ilk akla geleni yapmak: Kınamak, tepki vermek, yasaklansın diye bağırmak.

Ama daha önemlisi, şimdiden kültleşen bu skecin aslında bir başka zayıf noktamıza doğrudan temas etmesi: Penis kültüne...

Bugüne kadar Türk televizyonlarında bir kadının hemen her yeri, Bedri Baykam'ın da poposu göründü ama ne zaman penisle ilgili bir şey olsa garip bir toplu tavır alındı. Oysa herkes hayatında illa bir kere penis görmüştür... Bu kadar normal bir şeyi abartmanın altında acaba penisle olan bitmek bilmez bir hesaplaşma mı yatıyor?

Hemen hemen bütün erkek çocuklarını 'Göster pipini amcana yavrum' diye büyüten bir ülke... Pascal Nouma vak'asından sonra birbirlerine, radyoda, televizyonda 'siyah penisiyle' ilgili fıkralar anlatan koca koca adamlar... Yaptığı araştırmanın sonucunda her ülkenin boyuna göre prezervatif yollayan Durex'e tepki verip, 'En büyük boy' diye tutturan Türk erkekleri...

Nedir penisle bu mesele, nedir alıp veremediğimiz bu komik organla?

Şunu da düşünmüyor değilim: Mehmet Ali Erbil, ya Rocco Siffredi'nin şortunu aşağı çekseydi...

Kaynak: Akşam, 15 Haziran 2006