Gökkuşağı Forumu

Biz Nereye!

Perşembe, 29 Haziran 2017

Gözaltına, elleri kelepçeli alınan LGBTİ aktivistlere dinletilenle, “insan onuruyla yaşar” diyen, aynı kitaptan çıkan ses değil miydi?

Uzun zamandır gazete okumuyorum. Gazete artık benim için, iş yerinde sabahları dizdiğim kâğıt parçalarının kolajından ibaret. Her gün kötü illüstrasyonlarıyla kendini yenileyen türevleriyle. Çünkü bırakın yazıları, görsellikte bile yenilik ve farklılığa dair en ufak bir renk darbesi yok. O kadar aynı ve sığlar ki sanırsın cinsel yönelimleri karşıcinsel. Ama 27.06.2017 tarihli Posta’nın ön manşeti bu bayağılığı biraz olsun aralayan türden. Sayfanın her ne kadar alt orta sütununa yerleştirilmiş olsa da başlık dikkat çekiciydi: “Fetö Gay mı?”.

Tabi ben geyi meyi okur okumaz haberin geçtiği sayfaya tikeldim. Son onur haftasında yaşanan sıkıntıların ardından böyle bir başlık ilginçti. Haber, fetö yapılanmasında beyin yıkama üniteleri olarak kullanılan yurtların işleyişindeki usulsüzlüğe yönelik olsa da asıl konu, abla diye tabir edilen yurt mürebbiyelerine, Fettullah Gülen’in neden evlenmediğine dair sorulan soruydu. Yoksa gey miydi? Gülen’in çevresindekilere cevabı, astral âlemde ona, haberci olarak gelen rüyasıydı. Rüyasında, peygamberin Gülen’in evlilik kararına onay vermemesi, özel hayatıyla ilgili tüm çekinceleri ört bas etmek için ideal bir cevaptı.

Mesele, kimin gey olup olmaması değildi. Mesele, gey olmak, gey gibi olmak ya da ona uzaktan yakından ilişkili olmaktı. Türkiye için LGBT gerçeği, bir kimlik mücadelesi değil, itibarsızlaştırma kanalıydı. Tam da bu noktada LGBT onur yürüyüşlerinin ana ekseni daha nasıl açıklanabilirdi? Hele cinsel yönelim üzerinden itibarsızlaştırılmaya karşı, en az heteroseksüeller kadar onurlu olduğumuzu duyurmak ve zihinlere kazınan bu asırlık ön yargıyı silip atmak en kadim ortaklığımızken.

Fotoğraf: Ömer Tevfik Erten

Biri ya da birileri ne zaman alaşağı edilmek istense bu gibi yafta ya da göndermelerin hazır bekletilmesi, biçilmiş kaftandı. Niyetim, mevzu bahis şahısın avukatlığını yapmak ya da olası bir “skandalı” bastırmak değil. Bu ve benzeri haberlerin vakti zamanında Hitler, Kaddafi, Yaser Arafat için de çıkmış olması. Kendilerine sadık kitlelerin inancını sarsmada, iktidarın kullandığı sihirli bir değnekten ileri gelmesi. Örneğin Arafat’ın ölümünden önce, hastalığının teşhisinde sıkıntı çekildiği için, Hıv + olduğu varsayılmış ve bu hastalık üzerinden gey olduğu öne sürülmüştü. Bunun merkez üstünün, eşcinsellere ve hıv+’lilere yönelik ön yargıların ceremesini çeken batılı ülkeler olması ise heteroseksizm sorgulamasında ve ona karşı geliştirilen anti homofobik yapılanmada bir arpa yolu kat edemediklerinin göstergesiydi. Kendi ülkelerindeki LGBT haklarını görece onaylarken, “düşman” ya da rakip gördükleri siyasi figürler hakkında geliştirdikleri argümanlar açısından yerlerde süründüklerinin kanıtıydı bu. Karşılarındaki dünyanın en büyük zalimi olsa bile ki Arafat gayet ilerici bir liderdi, ona gey demek aslında eşcinsel kimliğiyle hayata tutunmaya çalışan insanların tümünü zalim yerine koymaktan öte bir şey değildi. Aynı zihniyetle yola çıkan Posta gazetesinin düştüğü durum buydu.

2000’lerin ortalarında Tuncay Güney Amerika’ya kaçmadan önce, gazeteci kimliğiyle Türkiye’de “Balyoz Davalarına” ilişkin bilirkişi babında konuşup ülkeyi deprem gibi sarsarken, birden gey olduğu ortaya çıkmış ve tüm söyledikleri anlamsız kılınmıştı. Sizce bu aynı zihniyetin ürünü değil miydi? Birileri milyonların kaderini değiştirecek açıklamalar yaparken eşcinsel kimliğinden dolayı dalga geçilmesi ve deli muamelesi görmesi, Türkiyeli LGBTİ’lerin görmezden gelişinin ta kendisi değil miydi?

Seneler önce Abdurrahman Dilipak, ülkenin kurucu liderinin çalkantılı evliliğini dile getirmek için cinsel yönelimine atıfta bulunurken, bunun ardında devrim ilkelerine inananları incitmek değil miydi? Eşcinsel olmak, insanları ve insanlığı incitmek için mi gönderilmişti? O yüzden mi Boy George bağıra bağıra, “beni gerçekten incitmek mi istiyorsun” şarkısını söylüyordu? Asıl incinen ve incitilen eşcinseller değil miydi?

Arabistanlı Lawrence olarak bilinen Thomas Edward Lawrence ve Mata Hari gibi ajanların cinsel kimliklerinden bahsedilirken, cinsel yönelimlerinin, mesleklerini icra etmede en uygun vasıf olarak dillendirilmeleri, aslında eşcinsellerin yüz yıllar boyu görünürlük sorunu neticesinde saklanma ve kılık değiştirme gibi hünerlerini geliştirmede ustalaştıkları bir övgüden çok utanç olarak gösteriliyorsa, bunun müsebbibi heteroseksizm olamaz mıydı?

Bu ve benzeri göndermeler, sadece ve sadece LGBT bireylerin varoluşlarını erozyona uğratıp, yok etmekten başka bir işe yaramadı. Gezi’de diğer protestoculara sürekli ayar veren LGBTİ bloğunun ve son üç senedir tazyikli su ve gaz alaşımına rağmen mücadele eden LGBTİ bireylerin tüm çırpınışları bunun için değil miydi? Gözaltına, elleri kelepçeli alınan LGBTİ aktivistlere dinletilenle, “insan onuruyla yaşar” diyen, aynı kitaptan çıkan ses değil miydi?

Ee o zaman onuruna sahip çıkan bu insanlar neden yürütülmez? En kutsal ayda insan olmanın ve insan kalmanın evrensel bileşkesini özgürce ve dürüstçe dillendirmek isteyenlere neden kulak tıkılır, silah doğrultulur? Yoksa siz Allah’ın emirlerine karşı gelenlerden misiniz?