Yaşam / Cinsellik

Çocukların cinsel hakları

Çarşamba, 19 Temmuz 2017
Haber: Kaos GL

Çocuk örgütleri, çocukların cinsel haklarını üç başlıkta toplar; cinsel sömürüden korunma hakkı, cinselliğini ifade etme hakkı ve cinsel eğitim hakkı.

                      Görsel: Tarlabaşı Toplum Merkezi'nde çocukların eserlerinden...

Kıvılcım Turanlı, Kaos GL dergisinin "Çocuk" temalı 154. sayısına yazdı:

Dünya Sağlık Örgütünün tanımına göre cinsellik, cinsiyeti, cinsiyet kimliğini, cinsel yönelimi, üremeyi, erotizmi ve yakınlığı kapsar. İnsanın biyolojik, ruhsal, toplumsal, kültürel inşasının önemli bir parçası olan cinsellik öğrenilir. Öğrenilen davranışlar bütünü olarak cinsellik, toplumlar arasında ve aynı toplumda zaman içinde farklılık gösterir. Cinselliğin, salt penetrasyon ve üreme merkezli algılanışı, cinselliğe dair bilginin üretimini ve aktarımını da biçimlendirir. Diğer toplumsal inşa’lar gibi cinsellik de egemen cinsiyet yapıdan azade değildir ve farklı iktidar biçimlerini barındırır, yeniden üretir.

Bu yönüyle cinselliğin algılanışı ve kurgulanışı çocuklarla yetişkinler arasındaki iktidar ilişkisinin en görünür olduğu yerlerden birisidir. Zira cinsel olarak her türlü istismarın mağduru olan çocukların kendi cinsellikleri yadsınır ve cezalandırılır. Çocuk cinselliğinin yadsınması, çocukluğun inşasında kurucu unsurlardan birisidir. Elias’ın belirttiği gibi, ayıp ve mahcubiyet boyutları olan bir cinsellik anlayışı ve bu anlayışa denk düşen davranış kısıtlamaları çocuklarla yetişkinlerin arasındaki mesafeyi açmıştır. Öte yandan cinsellik üzerindeki “ayıp” vurgusu, cinselliği mahrem olmaktan çok tabu olmaya taşımış, çocukların cinselliği “kötü” bir şey olarak algılamasına yol açmıştır.(1)

Modern çocukluk paradigmasının çocuklara yüklediği en önemli sıfat olan “masum”, sadece saflığın ve deneyimsizliğin getirdiği bir dokunulmazlığı değil aynı zamanda cinsel olarak el değmemişliği ifade eder. Elbette, çocuklar pek çok anlamıyla masumdur ve dünyanın kötülüklerinden korunmalıdır, öte yandan çocukların dünyanın kötülüklerinden korunmaları onlara sunulmuş/sunulacak iyilik yahut lütuf değildir. Çocuklar, hak sahibi öznelerdir ve hakları ile birlikte korunmalıdır. Bunu ısrarla vurgulamak gerekir; aksi halde “salt koruma kaygısı”nın kendisi paternalist bir tutumla denetime dönüşebilir ve çocukların haklarının yok sayılması ve ihlal edilmesi tehlikesini/gerçeğini içinde barındırır. Dahası paternalizmin ve heteronormatif cinsiyetçi yapının yeniden üretilmesine hizmet eder.

Bu noktada önemli bir başka husus, hukukun çocukluğu belirleyen “yaş” sınırıdır. 0-18 arasını kapsayan çocukluk tanımı pek çok açıdan yetersizdir zira uzun bir aralığı kapsayan bu dönemde, her yaş grubu çocuğun ihtiyaçları, deneyimleri ve gelişimleri farklıdır. Çocukların hemen her hakkının, koruma kaygısıyla çocukların özneliklerini dengeleyerek güvence altına almayı deneyen Birleşmiş Milletler Çocuk Hakları Sözleşmesi, çocukların cinsel haklarından “cinsel sömürüden korunma” hakkını düzenlemekle yetinmiştir. Elbette sağlık hakkı, gelişme hakkı gibi haklardan çocukların cinsel haklarını da genişletici yorum mümkündür. Öte yandan çocukların cinsel haklarının vurgulanması, hem çocukluk anlayışına ilişkin bir sorgulamayı hem de çocuk haklarının, onların özneliklerini dikkate alarak korunmasını mümkün kılacaktır.

Nitekim Güney Afrika’da 2007’de yürürlüğe giren Çocuk Kanununa göre(2), 12 yaşından büyük çocuklara, okullarda cinsel sağlık eğitiminin verilmesi gerekmektedir. Yine bu yasaya göre, ihtiyaç duyan çocuklara, korunma yolları öğretilecek ve okullarında kondom verilecektir. Yasanın uygulanmasında yaşanan sorunlar bir yana, yasanın kendisi pek çok tartışmayı beraberinde getirmiştir. Yasaya karşı olanlar, çocuklara okulda kondom verilmesinin cinsel faaliyetleri artıracağını, bunun çocukların fiziki ve ahlaki gelişimini olumsuz etkileyeceğini savunmuştur. Karşı görüştekiler ise, ülkede iki gerçeğin bulunduğunu; ilki, reddedilse bile ergen cinselliğinin olduğu, ikincisi ise HIV oranının çok yüksek olduğu (15-24 yaş arası nüfusun %34’ü), vurgulamışlardır. Onlara göre, doğru bir cinsel sağlık eğitimi çocukların fiziki ve ahlaki gelişimini olumlu etkileyecek, korunma yollarının öğretilmesi ve kondom temini ise cinsel yolla bulaşan hastalıkların ve erken hamileliğin önlenmesine yardımcı olacaktır.

Güney Afrika örneği, bazı tartışma sorularını sorma imkânı sağladığı için önemlidir. Gerçekten çocuklar cinsellikten uzak mıdır? Çocukların her durumda cinsellikten korunması mümkün müdür? Cinsellik iki çocuk arasında yaşandığında mesele nasıl değerlendirilecektir? Daha büyük çocuk daha küçük çocuğu istismar ettiğinde mesele nasıl ele alınacaktır? Böylesi bir istismarda egemen cinsellik kültürü ne kadar etkilidir? Çocukların cinsel oyunları, cinsel davranışları ve mastürbasyon hangi çerçevede ele alınacaktır? Çocuklar, cinsel yönelimlerini ve cinsiyet kimliklerini ifade edebilmekte midir? Yoksa farklılıklar bu çocukların marjinalize edilmesine, hak ihlallerini daha yoğun yaşamalarına mı yol açmaktadır? Cinsiyet farkları ve toplumsal cinsiyet rolleri çocukların cinsel sağlığını ve cinselliğe yaklaşımını nasıl etkilemektedir? Hepsi ayrı tartışma başlığı olan ve bu yazının amacını aşan tüm bu sorular esasında çocukların cinsel haklarına ilişkin esaslı bir tartışmayı zorunlu kılıyor.    

Çocuk örgütleri, çocukların cinsel haklarını üç başlıkta toplar; cinsel sömürüden korunma hakkı, cinselliğini ifade etme hakkı ve cinsel eğitim hakkı. Çocuğun cinsel sömürüden korunma hakkı, onun bedenine yönelen cinsel saldırılardan ve bedeninin cinsel faaliyetlerde ticari amaçlarla kullanılmasının önlenmesini ifade eder. Ulusal ve uluslararası pek çok düzenlemede çocuğun cinsel sömürüden korunması öncelikli olarak ele alınır. Öte yandan cinsel sömürüden korunma hakkının, patriyarkayla ve cinsiyetçi sistemle hesaplaşmadan salt yasalarla korunması mümkün değildir.  

Çocuğun cinselliğini ifade hakkı, diğerleri ile kurdukları ilişkilerde ayrımcılığa uğramama ve sağlıklı iletişime ilişkin bir haktır. Oysa egemen sistemde, cinsel yönelim ve cinsiyet farklılıkları, çocukların cinselliklerini ifade etmelerinin önündeki en büyük engeldir. Çocukların cinselliklerini ifade edememelerinin doğrudan sonuçlarından birisi, kız çocukların saklama erkek çocukların ise abartma eğilimleri nedeniyle doğru bilgiye ulaşılmasının önlediği gibi, cinsel yönelimi farklı çocukların da kendilerini gizlemelerine yol açmaktadır.

Ives’in (1993; s. 185) belirttiği üzere, çocukların cinsellikle ilgili en önemli hakları, bilme hakkıdır. Çocuklar, “kapsamlı ve cinselliğin duygusal, fiziksel, entelektüel, politik ve toplumsal yönlerini birleştiren” bir cinsel eğitim hakkına sahiptir. Bu eğitim, heteronormatif düzenin ikiliklerini yeniden üretmemeli; cinselliği penetrasyona indirgememeli ve cinsel yönelimlere saygılı olmalı ve üreme sağlığını kapsamalıdır. Cinsel eğitim toplumsal cinsiyet odaklı olmalı ve çocuk haklarının en önemli ilkelerinden birisi olan “ayrımcılık yasağına” riayet etmelidir. Ancak ahlakçılığa saplanmayan sağlıklı bir cinsel eğitim, hem çocukların haklarının ve cinselliklerinin korunmasını; hem de çocukların cinsel yolla bulaşan hastalıklar, erken gebelik gibi olumsuz sonuçlardan korunmasını sağlayabilir.      

(1) Bu konuda ayrıntılı bilgi için bkz. R. Ives, (1993) “Çocukların Cinsel Hakları”, Çocuk Hakları içinde, Der. B. Franklin, çev. A. Türker, Ayrıntı Yay., İstanbul; M. Poster (1989), Eleştirel Aile Kuramı, çev. H. Tapınç, Ayrıntı Yay., İstanbul; N. Postman, (1995), Çocukluğun Yokoluşu, çev. K. İnal, İmge Yay., Ankara; N. Elias (2002),Uygarlık Süreci, çev. E.Özbek, İletişim Yay., İstanbul.

(2) Ayrıntılı bilgi için bkz. https://www.ncbi.nlm.nih.gov/pmc/articles/PMC2628401/