İnsan Hakları / Eğitim

Rektörlüğe siyah çelenk: Akademi biat etmez!

Çarşamba, 19 Temmuz 2017
Haber: Kaos GL

“Bir arada yaşamayı seçen insanlar için en istenilir olan şeydir barış, tersi düşünülemez; barışı istememek, toplum olmaya aykırıdır.”

Fotoğraf: ETHA

TMMOB İzmir İl Koordinasyon Kurulu ve DİSK geçtiğimiz haftalarda Dokuz Eylül Üniversitesi önüne siyah çelenk bırakarak ihraçları protesto etmişti. 17 Temmuz'da İzmir Dayanışma Akademisi, Dokuz Eylül Üniversitesi Rektörlüğü önünde bir araya gelerek İzmir’de ihraç edilen akademisyenler için siyah çelenk bıraktı. Basın açıklamasını Ege Üniversitesi Felsefe Bölümü’nden ihraç edilen Prof. Dr. Nilgün Toker okudu.

Barış çığlığı attık

Toker Akademisyenleri, hem akademik hem de hukuksal ilkeleri hiçe sayarak üniversite dışına atmak, aslında özgürlükten korkmaktır” dedi:

“Biz kendimize Barış Akademisyenleri dedik. Gururla taşıdığımız bir adımız var. Çünkü bir arada yaşamayı seçen insanlar için en istenilir olan şeydir barış, tersi düşünülemez; barışı istememek, toplum olmaya aykırıdır. İşte biz bu ülke bir toplum olma şansı kazansın diye, bir arada özgür, eşit, dolayısıyla mutlu yaşasın diye barış dedik ve barışın önündeki her engeli görmeye, göstermeye ve engellere karşı durmaya kendimizi sorumlu ilan ettik. Sorumluluğumuz aklımızın, yargımızın özgürlüğünden geliyor. Aklın, yargının özgürlüğü, aslında kötüyü seçmeme, iyiyi isteme gücüdür ve kanaat özgürlüğünün kendisidir. İşte bu nedenle kötüyü, haksızlığı, suçu gördük ve bu suça ortak olmayacağımızı ilan ettik. Bu nedenle bizim imzamızın altında devletin mührü değil, hakikate tanıklık etmenin sorumluluğu var.”

“Biz, bize verilen bir paye olarak akademisyen değiliz, bilmeye, hakikati aramaya verdiğimiz sözden dolayı ve bu sözün talep ettiği sorumluluğunu taşıma cesaretimizden dolayı akademisyeniz. Biz, eğer biat eder ve susarsak, özgürlüğümüzü, bilgiden gelen gücümüzü kaybetmekten korktuğumuz için hakikati ilan ettik ve sözümüzün altına imza attık. Bazı imzalar bir kez atılır, yaşam boyu izi kalır ve gururla taşınır. Biz imzamızla bir çığlık attık, barış çığlığı attık.” 

Üniversiteleri özgür bırakın

“Barış akademisyenlerini üniversiteden uzaklaştırırken siz imzanızı neden korktuğunuz için attınız sayın rektör? Akademisyenleri, hem akademik hem de hukuksal ilkeleri hiçe sayarak üniversite dışına atmak, aslında özgürlükten korkmaktır. Aklını, yargısını birilerinin, bir yerlerin emrine sunmaktır. Bağımsız karar ve yargının taşıyıcısı değilseniz, ya hapishanelere çevirdiğiniz üniversitelerin içindeki tutsaklarsınızdır ya da bu hapishanelerin gardiyanısınızdır. Kendi özgürlüğünü birlerine biat ederek terk eden, akademisyen kalamaz…”

“Biz akademisyeniz. Artık hapishane olmuş, bir emre biat ederek bilgiyi hizmetkâr yapmış kurumların değil, başka bir akademi mümkündür sloganıyla, kendi özgürlüğümüzü toplumsal dayanışma içinde ortaklaşa gerçek kılacağımız, dayanışma akademilerinin akademisyeniyiz. Ya siz?
Sayın rektör, kararlarınızın emre uymak olduğunu, artık akademisyen değil, emir eri olduğunuzu ilan etmek için buradayız. Sizi bir kötülüğe, haksızlığa, hukuksuzluğa ortak yapan, arkadaşlarımızı, barış akademisyenlerini öğrencilerinden uzaklaştırmayı amaçlayan kararınız, akademiye ait olamaz. Üniversiteleri özgür bırakın. Akademi biat etmez!”