İnsan Hakları / Sosyal Hizmet

‘Çocuğa, ’hayır’ diyebileceğinin öğretilmesi gerekir’

Pazartesi, 24 Temmuz 2017

Figen Paslı: Bütün çocuklar için ayrımcılık gözetilmeksizin, yaşama, sağlıklı gelişme, eğitim, katılım haklarının gözetildiği çocuk politikası oluşturulabileceğine yönelik umudumu koruyorum.

Hacettepe Üniversitesi Sosyal Hizmetler Yüksek Okulu’ndan mezunu Figen Paslı, Ankara Üniversitesi Disiplinler Arası Sosyal Psikiyatri Ana Bilim Dalı’nda yüksek lisans yaptı. Tez konusu “İstismara Uğrayan ve Gazi Üniversitesi Çocuk Koruma Merkezi’ne Başvuran Çocukların Adli Bildirim İle Sosyal Hizmet Bildirim Süreçlerinin İncelenmesi” idi. Gazi Üniversitesi Çocuk Koruma Merkezi’nde ihmal ve istismara uğrayan çocuklarla, sosyal hizmet uzmanı olarak çalışıyor. Anadolu Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Sosyal Hizmet Anabilim Dalında ders veriyor. Çocuk İstismarını ve İhmalini Önleme Derneği Yönetim Kurulu üyesi. Hacettepe Üniversitesi Sosyal Hizmet Ana Bilim Dalı’nda doktora çalışmamı tamamlamak üzere.

Meslek yaşamı boyunca korunma ihtiyacı olan çocuklar, ihmal ve istismara uğrayan çocuklar için hem kamuda hem sivil toplum örgütlerinde görevli ve gönüllü olarak çalışan çocuk hakları savunucusu Figen Paslı’yı çocuğa yönelik istismar ve yapılması gerekenleri sorduk.

Çocuğa yönelik cinsel istismar nedir? Çocukları cinsel istismardan korumak için neler yapılması gerekir?

Çocuğun yaşça kendisinden büyük çocuklar ya da yetişkinler tarafından cinsel doyum amacıyla kullanılmasıdır. Çocukları cinsel istismardan korumak için makro düzeyde öncelikle cinselliğin tabu olmaktan çıkarılması gerekir. Toplumda çocuğa yönelik algıların, anlayışın değişmesi, hak temelli anlayışın yerleşmesi gerekir. Çocuklarla ilgili bütün uygulamalarda çocuğun öncelikli yararı düşünülerek, evrensel hukuk kurallarına uygun, çocuk odaklı mevzuat, düzenlemelerin yapılması ve uygulanması gerekir. Mezzo düzeyde çocuklara cinsel gelişimle ilgili sağlıklı bilgilerin öncelikle ebeveynleri tarafından verilmesi gerekir. Bunun için öncelikle büyüklerin ve yetişkinlerin çocuğu hakları olan bir birey olarak kabul etmesi gerekir. Ebeveynlerin çocuklarındaki davranış gelişimini iyi izlemeleri, istismara yola açabilecek riskleri tanıyarak, çocuklardaki değişimlerin farkında olmaları ve bunun için de eğitim almaları, bilinçlendirilmeleri gerekir. Aynı zamanda eğitim, sağlık, sosyal hizmet ve hukuk alanında çocukla çalışan meslek elemanlarının; çocuğa yönelik istismara yol açan risklerin belirlenmesi, riskli durumların fark edilmesi ve uygun destek hizmetlerine yönlendirme yapılması konularında bilinçlendirilmesi, eğitilmesi gerekir. Mikro düzeyde ebeveyn-çocuk arasında sağlıklı iletişim kurularak çocuğa istemediği herhangi bir davranışa, kimden gelirse gelsin “hayır” diyebileceğinin öğretilmesi gerekir. 

Eşcinsel, biseksüel ve trans çocukların cinsel istismara uğrama riski konusunda neler söylemek istersiniz?

Kendilerini LGBT olarak tanımlayan çocuklar, çocukluk dönemlerinde yaşıtlarıyla kıyaslandığında atipik davranışlar ve iletişim şekilleri sergileyebilirler. Çocuğun kendisini yaşıtlarından farklı hissetmesi ya da farklı olması dışlanmasına, sosyal izolasyona neden olabilir. Sosyal izolasyon çocuğa yönelik cinsel istismar açısından risk faktörüdür. Dışlandıkları için sosyal izolasyon yaşayan çocuklar iletişim kurabilmek, kabul görmek adına kendilerine gösterilen ilgiden hoşnut kalabilir. Dışlanmanın ve sosyal izolasyonun yarattığı ilgi ve sevgi yoksunluğu, çocukların yetişkinler tarafından kötüye kullanımına yani istismar edilmelerine yol açar ve istismarın sürdürülebilir olmasına açık hale getirir.  Buna ek olarak, bedenlerinden rahatsız ya da hoşnutsuz olma durumları çocukların cinsel duygularını anlamlı kılabilecekleri durum arayışına girmelerine yol açabilir. Çocuğun belirsizlik ve güvensizliğinden yararlanılan böyle durumlar, cinsel istismara uğramalarına yol açabilir.

Türkiye'de çocuk politikası olmadığını söyleyebilir misiniz?

Çocuk Hakları Sözleşmesi, çocukların 18 yaşına gelene kadar korunması, geliştirilmesi, yaşatılması ve katılım hakkından devleti ve çocuğa bakmakla yükümlü olanları sorumlu kılmıştır. Ancak Türkiye’de çocukların yaşatılması, korunması, geliştirilmesi ve katılım haklarının sağlanmasına yönelik bir politika olduğunu söyleyemeyiz. Zaten Türkiye'nin en büyük sorunu bir çocuk politikası geliştirilememiş olması, sadece günlük çözümlerle çocukların yaşadıkları sorunların geçiştirilmeye çalışılıyor olmasıdır. Sorunlara yönelik önleyici ve koruyucu politikaların varlığından söz etmek olanaklı değildir. Var olan hizmetler kalıcı çözüm üretmeye yeterli değildir.

Çocuk politikasından neyi kastediyorsunuz?

Bir çocuğun doğumundan itibaren yetişkinliğe kadar sağlıklı, donanımlı, yeteneklerini ve becerilerini geliştiren bir birey olma süreci, kapsamlı bir program çerçevesinde yürütülmelidir. Sorunların bilinmesi, doğru tanımlanması ve önlenmesi için yapılması gerekenlerin tümü çocuk politikasını oluşturur. Bir ülkede “çocuk politikası” dendiğinde nüfus planlamasından başlayarak, sağlık, eğitim, sosyal hizmet, adalet alanlarına yönelik uygulamalar ve hizmetler akla gelmektedir. Bu hizmetlerin bir bütünlük içinde olması, kimler tarafından verileceği, hangi örgütlenmeler içinde yapılacağı, finansman kaynaklarının neler olacağı gibi somut soruların net yanıtları olması, çocuk politikası olmasını gerektirir.

Türkiye Cumhuriyeti’nin LGBTİ çocukları da içeren çocuk politikası inşa edebileceğini düşünüyor musunuz?

Bütün çocuklar için ayrımcılık gözetilmeksizin, yaşama, sağlıklı gelişme, eğitim, katılım haklarının gözetildiği çocuk politikası oluşturulabileceğine yönelik umudumu koruyorum. Çocuklar için “başka bir dünya”nın mümkün olabileceğine inanıyorum.

Yatılı kurumlarda, eğitim kurumlarında çocuklar arasındaki cinsel oyunların cinsel istismar olarak değerlendirilmesi ve konuya yaklaşımla ilgili ne düşünüyorsunuz?

Yatılı kurumlarda ve eğitim kurumlarında çocuklar arasındaki cinsel oyunları cinsel istismar olarak tanımlayan eğitimcilerin çocukları örselediğini düşünüyorum. Böyle eğiticilerin çocuklar üzerinde ve hatta ebeveynler üzerinde yarattığı tahribata tanık olduğum pek çok örnek var ne yazık ki. Bu kişilere göre kurallar her şeyden önce gelmekte ve onların çocuğun öncelikli yararı, korunması, çocuğun gelişim dönemleri ve psikolojisinden anlamadıklarını düşünüyorum. Anlayışları çocuğun davranışının neden kaynaklandığını ortaya çıkarmak, çocuğu koruyucu ve destekleyici yaklaşmak, sorunu çözmek değil; okulun, kurumun “adı çıkmasın”, sorunu bir başka yere “havale etmek” şeklinde… Ve bu tutum ve davranışlarıyla çocukları etiketlediklerinin, ötekileştirdiklerinin farkında değiller ya da bunun derdinde değiller… Bu tutum ve yaklaşımdaki eğitimcilerin, çocukları kazanmaya önem vermediklerini düşünüyorum. Bu zihniyet ve yaklaşımın ister devlet okullarında ister özel okullarda olsun çocukları örselediğine inanıyorum.

Pedofiliyi nasıl tanımlıyorsunuz?

Pedofili terimi, genel olarak çocuklara cinsel ilgi duymak olarak kullanılmaktadır. Pedofilinin aslında psikiyatrik bir tanı olduğu bildirilmektedir. Dürtü, o kişinin fantezileri veya tercihleri üzerinde, yasaların yasakladığı şekilde harekete geçerse bir suç olur ve o durumda o kişi “pedofili suçunu işleyen” olarak tanımlanabilir.

Pedofililerin bir kısmının ailesi olabilir, hatta kendilerini belli etmeden, çocuk bakımı, eğitimi, çocuk koruma hizmetleri gibi çocuklarla bir arada olabilecekleri alanlara kabul ettirebilirler. Farklı pedofili türleri vardır:

Duruma bağlı çocuk tacizcisi; aslında çocuklara öncelikli ilgisi yoktur fakat diğer cinsel eylem fırsatları uygun değilse, uygun fırsatı bulduğunda çocukları taciz edecek olanlardır.

Çocuk öncelikli tacizci; cinsel nesneler olarak çocukları tercih ederler. Aynı anda birçok çocuğu istismar edebilir, çocukları elde etmek için etraflarında dolaşarak ve internet aracılığıyla diğerleriyle bağ kurarak bunun hazırlığını yaparlar.

Sadistik pedofililer; çocuk tacizcilerinin en şiddetli ve tehlikeli olanlarıdır; çünkü çoğunlukla seri tecavüzcü ya da seri katildirler. Bu tipler, eylemlerini uygulamak için bir yerden bir yere giderler.

*Bu söyleşi ilk olarak Kaos GL dergisinin “Çocuk” temalı 154. sayısında yayınlanmıştır.