Gökkuşağı Forumu

Bir fırtına tuttu bizi

Cuma, 28 Temmuz 2017

Üşüttüğüm için üç gündür hastayım. Doktor çıkışı kapanmadan eczaneye yetişeyim dedim, İstanbul'daki herkesin yakalandığı fırtınaya yakalandım. Biraz yürümeyi denediysem de imkansızdı. Bir dakika içinde önce şiddetli rüzgar, sonra yağmur çiselemesi ve bir anda sağanak. Hava birden karardı. Bir binanın önüne sığınana kadar sırılsıklam oldum. Fırtına öyle şiddetlendi ki, binanın içine girip kapıyı kapatmak zorunda kaldık. Ağaçlar yerlere kadar eğiliyordu. Sonra bilye büyüklüğünde dolu yağdı. Hikaye buradan başlıyor.

Girdiğim binanın apartman görevlisi benim uzak semtten gelen bir yabancı olduğumu anlayınca beni ısrarla evine davet etti. İnsanları rahatsız etmek istemesem de çok korktuğum için kabul ettim. Fırtına apartman kapısını bile zorluyordu çünkü. Kadın dua ediyor, ben de onunla birlikte kimseye bir şey olmasın diye dua ediyorum. Böyle fırtına görmedim, kıyamet kopuyor sandım.

Tam yemek yiyeceklermiş, buyur ettiler. Eşi, oğlu, torunu beraber yemek yedik. Anne yemeği de yemiş oldum. Çok içten, candan ve nazik bir kadındı. Yağmur dinince izin istedim. Kartımı verdim. Allah düşürmesin de bir işleri olursa ömür boyu avukatlarıyım. Doktora bir dahaki gidişime de ziyaretlerine gideceğim. O anı ömür boyu unutmam. Hiç tanımasam da yanımda birileri olması ve bir çatı altında olmak iyi geldi. Kendimi biraz da olsa güvende hissettim. "Burası senin evin, kal" dedi kadın, evi gezdirdi. Derli toplu, küçücük ve tertemiz bir ev. Utana sıkıla, "Eczaneye gideyim, çok hastayım" dedim. Aklım kedişimde tabi, hayvancık korkmuştur diye düşünüyorum. Çıkarken sarıldım, "Allah'a emanet ol" dedi. Hepimiz ona emanetiz zaten. Dün kocasına demiş ki "Bir Tanrı misafiri gelse de çay içsek". Kocası da demiş ki "Kim gelecek?". O fırtınada gülerek anlattılar. Bugün demlediği çaya kalamadım ama bir dahakine içeceğim. Adı da Sevgi'ydi. Bazı insanlar nasıl da ismiyle müsemma.

                                               Fotoğraf: Kahramanımız sokak

Sonra Marmaray’la karşıya geçtim. Yüzlerce insan. Otobüs gelmiyor, dolmuşlara sığmıyoruz, taksi hiç yok. Mahsur kaldım bir kaç saat diye düşünürken başörtülü bir genç kadın taksi çağırmış Bitaksi’den. Havaalanına gittiğini duyunca "Ücretini ödesem beni yolda bırakır mısınız?" dedim. Bir sürü insan taksiye üşüşmüş vaziyette bu arada. Kız ikiletmeden gelin dedi. Evimin önüne kadar bıraktılar beni. (Bir kadının başörtülü olup olmaması benim için ayırt edici sıfat olamaz elbette. Başörtülüler hakkında olumsuz önyargılı olanlara hatırlatma yapmak için özellikle vurguladım başörtüsünü). Bu arada taksi şoförüne de sohbet arasında "evrende tesadüf yoktur" dedim, adam "bu aralar ben de kuantum fiziği okuyorum, şimdi sevindim arabama binmenize" dedi. Hepimiz birbirimize iyi dileklerle ayrıldık.

Bugün böyle korkutucu ama değişik bir gün yaşadım bir fırtına sayesinde. Dün bir arkadaşım bana dua etmişti de mahcup olmuştum, gerek yok demiştim. Belki de onun iyi enerjisi korudu bugün beni. Hayat herhangi bir saniyede elimizden gidebilecek kadar kısa. İyi şeyler düşünmek ve iyi şeyler yapmaya çalışmaktan ötesi hikaye. Bugün o iyilikle çok karşılaştım. İnsanlar birbirine lazım. Ahlak ve karakter elde edemeden statü elde etmek de işe yaramıyor. Kimseye kalmayacak dünyaya bize kalacakmış gibi saldırmak ömrü heba etmek. Doğayı çok hırpaladık ve karşılığını görüyoruz. Ama dünya bize kalacakmış gibi (bir dünya bırakırsak tabi) hâlâ kendimizden başkalarını düşünmeyen negatif algı ve davranışlarımızı kırmak için çaba göstermiyoruz. Bu denizde beraber boğulacağız. Bu konuda sürekli ikaz alıyoruz, çok acı deneyimlerden geçiyoruz. Eğer diğer seçenekler iyi insan olmak için nefsi terbiye etmekten daha sevimli geliyorsa hepimiz bildiğimiz gibi devam edelim. Benim insanlık için duam iyiliğe kavuşması. Önce kendimizden başlayarak. İyilik için aktif bir hareket yapılmasını da geçtim, başkalarına zarar vermeyip hareketsiz kalmak da yeter. Zaten kalanına gerek kalmaz o zaman. İyilik ne kadar iyi geliyor. Hele hiç tanımadığımız insanlardan gelince. Dilerim ki herkes bugün karşılaştığım insanlar kadar iyilikle tanışsın. İyilikleri yoksa koltukları, kartvizitleri bana da dünyaya da gerekmez.