Yaşam / Dünyadan

Almanya’daki genel seçim öncesi notlar (2) -Berlin TrIQ Derneği ile Söyleşi

Pazartesi, 7 Ağustos 2017

Almanya genel seçimleri öncesi, Berlin’deki LGTBIQ derneklerinden 'TransİnterQueer' ile mevcut atmosferi, artan İslamifobi ve homofobiyi konuştuk.

Almanya’da 24 Eylül’de yapılacak olan genel seçim öncesi, Berlin’deki LGTBIQ derneklerinden biri olan TrIQ (TransİnterQueer) adlı derneğin çalışan bir gönüllüsü ile Berlin’deki seçim öncesi atmosferi, artan İslamifobiyi ve homofobiyi konuştuk. TrIQ Derneği, çoğunlukla gönüllü çalışanlar ile trans, interseks ve queer bireylere danışmanlık hizmeti sağlayan bir dernek. Röportaj ettiğimiz Ria Klug da, bu gönüllülerden biri. Kendisi, bir yazar, 2010’dan beri Berlin’de yaşıyor, sevdiği kadınla evli ve bir çocuk annesi.

TrIQ Derneği, 2006’da trans, interseks ve queerlere danışmanlık, bilgi ve kimi konularda eğitim vermek amacıyla kuruldu. Dernek hem sosyal ve kültürel hizmet verebilmek için hem de LGBTIQ bireyler için onlara ait sosyal bir ortam yaratmak amacıyla Kreuzberg’te büyük bir yere sahipti ama aşağıda da okuyacağınız gibi, yükselen kira sebebiyle bu yeri boşaltmak zorunda kaldılar ve hala hizmetlerinin devamı için gerekli büyüklükte bir yer bulamadılar.

Dernek, özellikle trans ve interseks bireylere yönelik birçok konuda hizmet sağlıyor. Bunların başında, Türkçe ve Kürtçe de dâhil birçok dilde verilen bireysel danışmanlık hizmeti var. Bu hizmeti, kendisi trans ya da interseks olan profesyonel çalışanlar veriyor ve trans seks işçileri için de danışmanlık hizmeti bulmak mümkün. Transların hazırladığı ayda bir kez bir saat süren bir “Trans Radyo” projesi var. Intersekslere yönelik güçlendirme ve ayrımcılığa karşı bir proje yürütüyor dernek. Son olarak, medyayı odak alan trans, interseks ve queerleri görünür kılmaya yönelik 2015’ten beri yürüttükleri başka bir proje daha var. Onun dışında, LGBTIQ bireylere kendini savunma, yoga, meditasyon gibi sportif hizmetlerinin yanında; yazma grubu, karikatür workshopu, kitap tanıtımı gibi kültürel hizmetler de veriyorlar. Bunun dışında dernek araştırmalar, seminerler, bilgilendirme toplantıları, eğitim sertifikalarına yönelik eğitim ve workshoplar düzenliyor.

Okurlara küçük bir not; söyleşi, Haziran ayında yapılmış olup, söyleşiden sonra dernek yersiz kalmış ve Almanya parlamentosu eşcinsel evliliklere dair yasayı onaylamıştır. Yasa, Cumhurbaşkanın tarafından onaylandı ve resmi gazetede yayımlandı. 1 Ekim’den itibaren eşcinseller Almanya’da evlenebilecekler.

“AfD seçim programında geleneksel aile tanımını sürdürüyor, toplumsal cinsiyet çalışmalarını desteklemiyor ve kaldırılmasını istiyor”

Dünyada yükselen aşırı sağ dalgayı göz önünde tutarak, LGBTIQ bireyleri bu dalgadan nasıl etkileniyor?

Aşırı sağın yükselmesi korkuyu yayıyor. Potensiyel tehdit olarak algılanıyor, yani ben öyle algılıyorum. AfD’nin çok etkisi ve gücü yok ama toplumsal atmosfer bu anlamda çok etkiliyor. AfD’nin söylemleri ve politik talepleri, lezbiyen ve geylere karşı karşıtlık içeriyor.

Berlin’deki LGBTIQ bireylere karşı saldırılara dair, polise bildirilen saldırılar yılsonunda istatistiklere yansıyor. Ama sonuçta tam sayıyı bilemiyoruz. Yılda polise bildirilen yüzlerce vaka olduğunu bilsek de, saldırıya uğrayan ama polise bildirilmeyen sayıyı bilmiyoruz. Ya da bunun Berlin’deki LGBTIQ bireylerin yüzde kaçına denk geldiğini de bilmiyoruz.

2106 yılındaki Berlin'deki yerel seçimlere ve son Fransız başkanlık seçimine dair yapılan bazı anketler, LGBTIQ seçmenlerinin aşırı sağ partilere oy verme eğiliminde olduğunu gösteriyor. Bunu nasıl değerlendiriyorsunuz? Gey dostu bir aşırı sağ popülizmden söz edebilir miyiz?

Bu eğilime dair bir şey söylemem zor. Çünkü kendi çevremde aşırı sağ partilere oy veren LGBTIQ bireyler tanımıyorum. Ama duydum ki, AfD bu bireylerden Müslümanların homofobik olduğunu dair argümanları ile oy topluyor. İstatistikler, bu kişilerin neden sağ partilere oy verdiğine ve kişilerin arka planına dair bir bilgi vermiyor ne yazık ki! Ama kendim bu bağlantıyı tam olarak kuramıyorum, çünkü bir aktivist olarak kendi aktivist çevremde böyle bir bağlantının ya da argümanın varlığını duymadım. Tabii ki, bahsettiğim kitle bahsettiğimiz topluluğa nazaran çok küçük ve sol eğilimli ve sonuçta da herkesin bu şekilde politik aktivist olduğunu da varsayamayız. AfD’nin ana adaylarından biri lezbiyen ve “Müslümanlar bizim düşmanımızdır” argümanını sahipleniyor. Ve bu şekilde, LGBTİQ bireylerden oy topluyorlar. Ve partinin Neukolln (Berlin’in bir ilçesi) için adayı da gey. Bu benim için çok tuhaf ve garip bir durum. AfD’nin seçim programına baktığınızda her şeyi çok aptalca bulmasanız bile gey ve lezbiyenlerle ilgili konulardaki tavırları çok saçma: Örneğin geleneksel aile tanımı, toplumsal cinsiyet çalışmalarını desteklememeleri ve kaldırmayı istemeleri, anti-feminist yaklaşımları… Misal kadın kotasının kaldırılması gibi politikalardan bahsediyorlar. Eğer bunlar gerçekleşirse, bizi en az 40 yıl geriye götürür bu netice.

Gey dostu aşırı ve popülist sağ, bence taktiksel bir şey. CDU’da (Hristiyan Demokratik Birliği) ya da LSU‘da (CDU Berlin LGBTİ Çalışma Grubu) gey ve lezbiyen adaylar ve kişiler var.  Ama bence bu kişiler çok görünür değil. Örneğin Wowereit (Berlin eski belediye başkanı) gey bir SPD’li (Sosyal Demokrat Partisi) olarak kabul gördü. Bu tüm Almanya için yeni ve önemli bir şeydi ve bu anlamda da görünür bir figürdü. CDU’nun Hamburg belediye başkanı da gey ama Hamburg’taki aşırı sağcı Schill Partisi ile birlikte çalıştı. Sağ partilerde LGBTİQ bireyler var tabii ki ama kaç kişi olduklarını tahmin etmek zor.

Bu arada, homofobi kelimesini doğru bulmuyorum çünkü fobi bir hastalık ile ilişkilendirilen bir şey ve fobi acı çektirir ve bu acıya dair çok şey yapamazsınız. Homokarsıtlığı/düşmanlığı (homofeindlichkeit) kelimesi daha doğru geliyor bana. Çünkü bilinçli olarak reddetme ve inkâr etme var. Ama her yerde ne yazık ki fobi kelimesi kullanılıyor.

“Berlin’in bu toleranslı halinde büyük bir değişiklik yok, eskiden de böyleydi”

AfD, geçen yılki Berlin seçimlerinde, gey bir çiftin, Müslüman ülkelerden gelenlerin geyleri öldürdüğünü bu nedenle aşklarını yaşayabilmek için Müslüman sığınmacı istemediğini belirten İslamofobik ve sığınmacı karşıtı pankartlar hazırlamıştı. Bu bağlamda, LGBTIQ toplumun içinde LGBTIQ sığınmacı ve göçmenlerin yaşadığı sorunlar nelerdir?

Sığınmacılar çok yönlü ayrımcılığa uğruyorlar. Benim içimde bulunduğum solcu aktivist ortamda, LGBTIQ bireyler arasında Müslüman korkusundan kaynaklı göçmenlere yönelik olumsuz bir tutum yok. Ve dernek olarak, Müslüman LGBTIQ sığınmacıların özellikle iyi korunmasını ve desteklenmesini talep ediyoruz. Kaldıkları yerlerde diğer sığınmacıların saldırılarına uğruyorlar; hem göçerken hem de burada kalırken korku yaşıyorlar ve devletin onlara sunduğu hizmet sınırlı. Onlara uygun bir düzenleme, sığınmacı ve entegrasyon politikası geliştirilmeli. Ana ihtiyaç, toplu olarak kalınan sığınmacı yurtlarından çıkmaları ve böylece kaldıkları yerde her gün yaşadıkları olası saldırı ve aşağılanmadan uzaklaştırılmaları.  Berlin’de sadece LGBTIQ sığınmacılar için açılan bir sığınmacı yurdu var ve adresi gizli.  Her gün gerilim potansiyeli olan bir yerde özel alanları olmadan yaşıyorlar ve yaşadıkları ayrımcılık daha da katlanıyor. İşleri yok, bir gelecek perspektifi sunulmuyor, burada kalıp kalmayacakları belirsiz, çoğu ailesiz ve akrabasız burada yaşıyor, tabi ki tramvatik bir durumdalar. İnsanları bir yerlere kapatıp sonra her şeyin iyi olduğunu düşünmek çok saçma. Bir yandan sığınmacıların burada olması ve yardım edilmeleri iyi, ama öteki yandan aslında hayati konularda yardım edilmiyor olmaları çok kötü. “Bize ait değilsiniz”, “Almancan yeteri kadar iyi/mükemmel değil” gibi cümleler gündelik hayattaki toplumsal dışlamaya ve kabul etmemeye örnek.

Yükselen İslamofobinin yanı sıra yükselen bir homofobi ve transfobi de var. Daha çoğulcu ve tolaranslı bir toplum için neler yapılmalı? Sizin plan ve eylemleriniz/stratejileriniz nelerdir?

Bu sığınmacı/göç meselesinde daha fazla insanları ve toplumu aydınlatmaya ihtiyacımız var. Herkes sığınmacıların neden geldiğini biliyor, durumları anlaşılır olarak kabul ediliyor ama kaç kişinin aktif olarak sığınmacılara yardım ettiğini merak ediyorum. Saygılı bir biçimde sığınmacıları kabul etme konusunda iyi değiliz. Söyleniyor ki, sığınmacılar bize ayak uydurmalı, kendilerini buraya adapte etmeli. Bu, konuyla az ilgilenildiğini gösteriyor. Bir de harcama ayağı var, neden olarak gösterilen. Problem orada durursa ve buna dair bir şey yapılmazsa, tabii ki harcama olur. 2015ten itibaren Almanya’da 2 milyon göçmen ve mülteci olduğunu düşünürsek, hiç bir şeyi olmayan ve her şeye (yemek, ev, giyecek, vb.) ihtiyaç duyan bir kitleden bahsediyoruz.   Berlin, kısmen LGBTIQ bireyler için hoşgörülü bir şehir. Bu şehirde bizden çok var, on binlerce var. Şehrin bazı yerlerinde rahatça dolaşabilirsiniz, her yerde partiler var, bu da şehrin toleranslı olduğuna dair bir imaj yaratıyor. Şehirde görünürlüğe alışmakla alakalı bu. Ama geçmişe göre Berlin’in bu toleranslı halinde büyük bir değişiklik yok, eskiden de böyleydi.

2017 Almanya genel seçimleri öncesi, LGBTIQ seçmenler için hangi konular öncelikli ve önemli? Partilerin seçim programları, bu konuları nasıl ele alıyor?

2017 genel seçimleri için, dernek olarak Berlin‘deki partilere trans bireylerle ilgili önemli bulduğumuz konulara dair bir anket yolladık. Bu konular örneğin transseksüellik yasası, trans bireylerin sağlık hizmetlerine kolay erişimi,  başka toplumsal cinsiyet kimliklerinin devletçe tanınması, trans sığınmacıların kaldıkları yer ve sağlık hizmetlerini kolay erişimi, transların evlat edinme hakları, toplumsal cinsiyet çalışmalarının desteklenmesi, bu alanda çalışan derneklere finansal destek. Şimdiye kadar Die Linke’den yanıt aldık (Herkese evlilik hakkı ve transseksüellik yasasına destek verdiklerini açıkladılar). Her partinin yanıt verip veremeyeceğini de bilmiyoruz. Ama yanıt alırsak, bunu derneğin internet sitesinde yayınlarız. Cinsiyet değiştirme yasası, çok eski bir yasaya dayanıyor. Bu değişim ve isim değişimi için, 2 psikologdan görüş isteniyor. Ad değişimi, mahkeme yolu ile oluyor. Baya bürokratik ve komplike bir süreç, o nedenle yasanın değişmesi gerekiyor.

Soruların dışında

TrIQ Derneği’nin talepleri neler?

Derneğin talepleri: “Dernek olarak, cinsiyetin bu tarz bürokratik aşamalardan geçmeden kolayca değişmesini ücretsiz talep ediyoruz. Bu süreçteki sağlık ve bürokrasi çalışanlarının bu konularda daha duyarlı olmalarını ve buna dair hizmet içi eğitim almaları talep ediyoruz. Evlilik herkes için olmalı, ama bunun yanında LGBTIQ bireyler için ebeveynlik meselesini de takip etmek gerekiyor. Yasalarda hala, ebeveynlerin anne ve babadan oluştuğu yazıyor. Ama toplumsal cinsiyet kimliğini kolayca değiştirme imkânı olursa, bu yasaların ve alanların değiştirilmesi gerekiyor. Ve geleneksek aile ve cinsiyet rolleri kalıplarının da son bulmasını istiyoruz. LGBTIQ mülteciler, bu haklardan bile yoksun, buna dair kolaylaştırıcı düzenlemeler yapılmalı.“

Mültecilere nasıl ulaşıyorlar?

Mülteciler için birçok dilde danışmanlık hizmeti veriyoruz. Sığınmacı yurtlarına broşürler bırakıyoruz. Çok az insan geliyor, beyaz ve orta sınıf Alman olmamız bunda etkili. Ama başka derneklerle, örneğin Gladt Dernegi ile çalışıyoruz. Orada daha multikültürel bir atmosfer var.

Ayrımcılığa karşı nasıl çalışıyor?

Dernekte, çoğu kişi gönüllü çalışıyor ama projeler ile devletten destek geliyor. Anti-Diskriminerungsstelle (Ayrımcılık karşıtı çalışma yapan devlet ofisi) ile beraber çalışıyoruz. Cinsiyet kimliği ya da yöneliminden dolayı ayrımcılığa uğrayanları buraya yönlendiriyoruz ama çok mu iyi işliyor bu yöntem, net bir şey diyemem. Ayrımcılık konusu zor bir konu. Kim objektif olarak bu ayrımcılıktır der, bunun tespiti gerçekten zor.

TrIQ Derneği’nin karşılaştığı zorluklar neler?

Trans-interseks-queer derneklerinin durumu, Berlin’de gittikçe zorlaşıyor. Çünkü kiralar çok yüksek ve uygun fiyatlı ve derneğin ihtiyaçlarına yönelik bir yer bulmak çok zor. Haziran’ın sonunda dernek yerimizden taşınmamız lazım, ama hala uygun fiyatlı bir yer bulamadık. Eğer yer bulamazsak, kiralık bir ofis bulacağız dernek/ ofis işlerinin yürümesi için. Ve gruplar için kiralık büyük mekânlar var, grup çalışmaları için oraları kullanabiliriz ama hepsinin tek bir yerde olması mümkün olmuyor bu senaryoda. Ve yer olmayınca, bazı hizmetlerimizi de gerçekleştiremeyeceğiz örneğin engelli LGBTIQ bireyler için ayda bir yaptığımız kültür etkinlikleri. Çoğu yere, bürokratik yerlere birçok mail attık yer aradığımıza dair ama şimdiye kadar bir yanıt alamadık. Devlet, projelere destek veriyor ama bu tarz gider artışları için derneklere daha fazla finansal destek verilmeli. Gentrifikasyon, bizim gibi grassroots dernekler için gerçekten en büyük problemlerden biri şu an Berlin’de.

Christopher Street Day (CSD-Gay Pride) hakkında ne düşünüyor?

CSD, daha politik olmalı bunun taraftarıyım. Parti, her yerde var, her gün var. CSD’nin politik duruşu her yıl tartışılıyor ve bence de CSD şu hali ile yeterli politik bir duruşa sahip değil. Bu nedenle daha politik duruş sergileyen alternatif yürüyüşler yapılıyor CSD ile aynı gün.

Bu söyleşi “Almanya‘daki genel seçim öncesi notlar” kapsamında hazırlandı.