Kültür Sanat

Yoksulların süper kahramanı: Geronimo

8 Ağustos 2017

Ama her halükârda Gatlif filmi, her durumda kulaklara ilaç müzik, vasat olacaksa da böyle olsun dedirten bir film Geronimo.

“Vengo” filmini izledikten sonra öylesine coşkuyla yazı yazmıştım ki, onun ardından bu film bayağı zayıf kaldı doğrusu. Tony Gatlif filmi olduğunu duyduğumuzda heyecanlanmış, vizyona girdiğinde gitme niyetimize rağmen ben müsait olmadığımdan planı yaptığımız arkadaşım beni aldatarak başka biriyle gitmişti. Bensiz gidilen film elbette çok tat vermezdi ama bu filmden çok memnun kalmamasının sebebi benim olmamam değil, beklentisini karşılamamış olmasıydı. Haliyle ben filmi beklentiye girmeden izleyerek daha az hayal kırıklığı yaşadım. Yine de ortalama kalitede bir film sınıfının üstüne geçemedi ne yazık ki. “Vengo”yu izlememiş bir seyirci bu filmi izlediği takdirde benden daha çok beğenme olasılığı yüksektir. Benimki ister istemez bir kıyaslama içeriyor.

Fransa’nın güneyinde bir mahalle var arka planda. Ağırlıklı olarak Katalan çingeneler ve Türklerin yaşadığı bir bölge. Geronimo çocukluğunu, ilk gençliğini geçirdiği şehrin yoksul bölgesinde yaşamaya devam etmektedir. İntihar etmeden, öldürülmeden, hapse girmeden atlattığı bu evre sonrası şimdinin çocuk ve ergenlerini kurtarmaya çalışan bir sosyal hizmetli. Elbette kendisi sınıf atlamadığı, zenginliğe erişmediği için yardımı onları kötülüklerden uzak tutmaya çalışmanın ötesine geçemiyor. Uyarıları, yeri geldiğinden onlardan birine kafa atmaktan çekinmeyip, yeri geldiğinde ise “hadi siz getirin çaldığınız şeyleri buraya” tavrı ile elinden geldiğince bir günü daha ölmeden, kodese girmeden geçirmelerini sağlıyor kendince.

Terzi soyadlı Türk ailenin on altı yaşındaki kızı Nil, sevdiği çingene oğlan Lucky ile kaçınca Geronimo olaya dâhil olacak, tarafları kıyıma uğramadan, birbirini boğazlamadan yumuşatmaya çalışacaktır. Kendi hayatını hiçe sayarak bu iki gencin sağ çıkması için çabalayacaktır.

“Nil’in on altı yaşında olduğunu ve onu saklayarak suç işlediğinizi hatırlatırım” diyen abi bence şunu da eklemeliydi; “Evet, biz on altı yaşındaki kız kardeşimizi istemediği, kendinden yaşça hayli büyük bir adamla evlendirecek, kaçınca da yakalayıp öldürecek kadar şerefsiziz ve bu suç değil!”

İki gencin arasında gerçekten büyük bir aşk var mı? Çok hissettiğimiz söylenemezse de gelinliği ile kaçan Nil’in nefessiz kaldığı sahne ile Lucky’nin hastalığına rağmen ve ailesinin kendisini öldürülmekten kurtarmak için kapattığı yerden kaçması, Geronimo’nun “onu gerçekten ne kadar seviyorsun 1 ile 10 arasında not ver” dediğinde milyonlu rakam vermesi sevdiğini gösteriyor. Ama bu tür aşkı hissetmemiz bizi inandırır filmlerde, söylenmesi değil. Nedense bunu hissedemedim.

Gatlif sinemasının olmazsa olmazı müzik ve danslardır. Bu filmde de hoş müzikler ve danslar olsa da sönük kalıyor. Filmin başında yer alan tabut üstündeki dans sahnesinin vuruculuğu sonrası diğer danslar ve müzik iyice silik duruma düşüyor.

Filmde göze batan neler var? Örneğin, Geronimo “sana ben baktım, ben büyüttüm” dediği kişiden çok da büyük görülmüyor. Elbette yaşsız biri olması özellikle tercih edilmiş de olabilir. Nil ve Lucky’nin belki yaşlarının da küçük olması ile bu kaçışı ve sonrasındaki tehlikeyi çok ciddiye alıyor gibi görünmemeleri, sürekli eğlenen ve çığlıklar atan gençler olmaları, sonunda Geronimo’nun onları ertesi sabah için “Barcelona’ya götüreceğim sizi” demesine rağmen ondan çok kısa bir süre önce kaçma girişimleri saçma geliyor.

Finalde metruk etiket fabrikasında geçen sahne çok uzamış durumda. Görsel olarak kimi hoş anları barındırsa da çok ikna olmadığım, son dakikada zıvanadan çıkıp çifti öldürmeye yeminli saldırgan zorlama gibi geldi bana.

Ama her halükârda Gatlif filmi, her durumda kulaklara ilaç müzik, vasat olacaksa da böyle olsun dedirten bir film Geronimo.

Ali Özbaş'ın sinema yazılarının tamamına ulaşmak için burayı ziyaret edebilirsiniz.

*KaosGL.org Gökkuşağı Forumu’nda yayınlanan yazılardan yazarları sorumludur. Yazının KaosGL.org’ta yayınlanmış olması köşe yazılarındaki görüşlerin KaosGL.org’un görüşlerini yansıttığı anlamına gelmemektedir.