Kültür Sanat

Gösterişli sakallar ve belirsizliğin büyüsü

Çarşamba, 9 Ağustos 2017
Haber: Kaos GL

“Bugünlerde bir şeylere ayak uydurmak ve cinsiyetin kesin bir şekilde belirli olması için çok fazla baskı olduğunu düşünüyorum, fakat neden?’’

Cansu Elbek, James Michael Nichols’ın fotoğrafçı Mark Leeming ile yaptığı Huffington Post’ta yayınlanan röportajını KaosGL.org için Türkçeleştirdi.

20 sakallı adamı alıp üzerine bir ton sim eklediğinizde ne elde edersiniz?

Cinsiyet ifadesi üzerine bir meditasyon ve gerçek anlamda muazzam fotoğraflar.

Fotoğrafçı Mark Leeming internette ilk defa karşısına çıkan sakalları simli adamları gördüğünde, bundan çok etkilendi. The Huffington Post’a “Feminen ve maskülen klişelerin sınırlarını aşma ve bu sınırları belirsizleştirme fikrini çok sevdim” dedi.

Leeming, kendisini “Sakallı Vahşiler” (Bearded Brutes) serisini oluşturmaya iten RuPaul’s Drag Face tanıtımından daha da ilham aldı. Cinsiyet ifadelerini geniş bir kapsamda inceleyen proje, 20 farklı parıltı bazlı sakalı sergileyen 20 farklı adamdan oluşuyor.

The Huffington Post bu hafta, çalışmalarında etiketlerden sıyrılmak ve de daha fazlasını yapmak isteyen Leeming ile bir söyleşi gerçekleştirdi.

Proje nasıl başladı?

Mark Leeming: Pırıltılarla süslenmiş sakalların fotoğrafları geçen sene Ekim/Kasım aylarında internette su yüzüne çıkmaya başladı. Bir çeşit lafebesi olduğum ve parlayan ve ışıltılı şeyler her zaman, özellikle çocukken, dikkatimi çektiği için bu fotoğraflar hemen gözümü aldı. Annemin mücevher kutusunu kaparak, içindekileri dağıtıp onlara hayran hayran bakmak, benim evimde bir pazar klasiğiydi. Bunu bir denemek ve arkadaşlarımın yeni portrelerini yapmak istediğime, ama sonradan bir şekilde bunun daha da üzerine çıkıp, makyajla dolu bir yüz uygulamaya karar verdim.

Feminen ve maskülen klişelerin sınırlarını aşma ve bu sınırları belirsizleştirme fikrini çok sevdim. RuPaul’s Drag Race yarışmasını çokça izliyordum, ve şimdi birçok arkadaşımı RuPaul yoluna getirdim. Onun hakkında her şeye – kostümlere, makyaja, peruklara, aralarındaki tatlı çekişmelere aşık olmuştum! Bunu bir denemek istemiştim. Ergenlik zamanlarımın sonlarındaaçıkça söylemek gerekirse buna girişmeye kalkıştım- ama şimdi, gerçekten düzgün bir şekilde denemek istiyordum. İnternetten makyaj videoları izleyip, sanatımı mükemmelleştirmek adına bunları kendimde denemeye başladım.

“Sakallı Vahşiler” (Bearded Brutes)’in başlamasına gelecek olursak, bütün adamların üzerinde yeni bulduğum makyaj becerilerimi uygulayacağıma karar kıldım. Bu en sonunda renkli, popüler sanat, kötü görünen, cinsiyeti hiçe sayan bir seri haline dönüştü. Her birinin kendine has bir hikâyesi var. Hiçbiri birlikte ortaya atılmadı ve hepsi seçilen modeli yansıtıyor.

Bu fotoğrafların aracılığıyla sanat ve kimlik kavramlarını nasıl inceliyor ve bunları nasıl birbirine karıştırıyorsun? Ve bu ikisi nasıl kesişiyor?

Eşcinsel erkekleri neredeyse belirsiz bir yolla göstermek istedim. Belirgin bir şekilde siz onları başta erkek olarak görüyorsunuz, fakat daha oynak bir çizgide ve kötü görünür nitelikte. Geçtiğimiz birkaç yılda drag çevresine daha da dâhil oldum, aynı şekilde #manchesterqueens (Manchester kraliçeleri)’ne de ve hayata karşı sahip oldukları bu zevk ve tutkuya gerçekten hayran kaldım. Her hafta sonu yaptıkları şey, tamamen saf bir sanat türü. Bu sadece birkaç kirpik veya ucuz bir peruk takmak değil- bu kapsamlı, iyi planlanmış, ortaya konmuş bir yaşam sanatı. Sanıyorum onların etkisi benim çalışma tarzımın üzerine çıktı ve bu, nihayetinde Sakallı Vahşiler’i (Bearded Brutes) oluşturdu.

Bugünlerde bir şeylere ayak uydurmak ve cinsiyetin kesin bir şekilde belirli olması için çok fazla baskı olduğunu düşünüyorum, fakat neden? Neden kendimizi gey, bi, trans, heteroseksüel, nötr vesaire olarak sınıflandırıyoruz? Toplum bir bütün olarak, insanları kim olduğuna ve neci olduklarına karar vermeye zorlamada büyük rol oynuyor. HAYIR teşekkürler, ben almayayım. Bazen uyumlu olmaya çalışmanın yaratıcılığı ve gelişmeyi engellediğini düşünüyorum. Çok şanslı ve minnettar olduğum şey de hiçbir zaman kendini etiketlemeyen yaratıcı tiplerle her zaman vakit geçirebilmek ve etiket olmayan bir ortamda bulunmak, oldukça heyecan verici bir deneyim.

İnsanların bu fotoğraflardan neler çıkarmalarını istersin?

Tüm bunların ilhamı, bir galeride yürürken bunları duvarda asılı görüp “Vay canına!” diyeceğiniz bir şey üretme isteğinden doğdu. Onların bireysellik, renk ve kişilikle dolu olmalarını istedim. Popüler sanat zevkinde bir his yaratıyorlar ki ben bunu seviyorum. Dünya son zamanlarda o kadar karanlık ve tehlikeli bir yer haline geldi ki- ben ışığı yeniden yakmak istedim.

*Başlık KaosGL.org’a aittir.