İnsan Hakları / Eğitim

‘Din dersleri, çocuğun yüksek yararı gözetilerek yeniden tasarlanmalı’

Çarşamba, 16 Ağustos 2017
Haber: Kaos GL

Eğitim Reformu Girişimi, “2017 Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi öğretim programını” çocuk odaklı bakış açısı ile inceledi.

Eğitim Reformu Girişimi, Milli Eğitim Bakanlığı (MEB) Din Öğretimi Genel Müdürlüğü tarafından 21 Temmuz 2017’de paylaşılan “Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi öğretim programını”, çocuk odaklı bir bakış açısıyla inceledi.

2011-12 yılında kullanılmaya başlanan “Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi öğretim programı” ile karşılaştırmalı olarak yürütülen bu inceleme, programın tüm dinlere ve inanç biçimlerine eşit mesafede durmadığını, din eğitiminde tarafsızlık, nesnellik, çoğulculuk ilkelerinin temel alınmadığını saptadı.

“Sünni İslam dışındaki din ve mezhepler tarafsız, nesnel, çoğulcu bir biçimde ele alınmıyor”

Eğitim Reformu Girişimi’nin incelemesine göre, din eğitimi Sünni İslam dışındaki din ve mezhepleri tarafsız, nesnel, çoğulcu bir biçimde ele almıyor. MEB’in hazırladığı taslak programda, birçok kaynak temel alınarak oluşturulması gereken “millî, ahlaki, insani ve kültürel değerler” neredeyse yalnızca Türklük ve İslam üzerinden işleniyor, çoğulculuktan uzak ve dışlayıcı bir tutum sergileniyor.

Taslak programda Alevilik’in eski öğretim programına göre daha geniş kapsamda ele alınması ve İslam dışı dinlere ayrı birer ünite ayrılması incelemede olumlu gelişmeler olarak işaretliyor.

“Türkiye, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’ni ihlal etmeye devam ediyor”

İnceleme, Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi derslerinin 4. sınıftan 12. sınıfa kadar öğrencilere haftada iki kez zorunlu olarak okutulmasıyla Türkiye’nin Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’ni ihlal etmeye devam edeceğine dikkat çekiyor.

Eğitim Reformu Girişimi’nin bu incelemesi, eğitimde din ve vicdan özgürlüğünün korunması için, din eğitimindeki zorunluluğun kaldırılması ya da “inançsızlık da dâhil olmak üzere farklı mezhepler, dinler ve inançların birlikte karşılıklı anlayış ve saygı temelinde yaşamasına katkıda bulunabilecek bir ders” olarak tasarlanması gerektiğinin altını çiziyor.

“Din dersleri, çocuğun yüksek yararı gözetilerek yeniden tasarlanmalı”

Girişim raporunda, Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi dersinin öğretim programı son halinin, ideolojik ve politik kaygılarla değil “çocuğun yüksek yararının gözetilmesi” ve çocukların “tam gelişimini sağlayacak mekanizmaların oluşturulması” ilkeleri ile verilmesini öneriyor.