İnsan Hakları / Eğitim

‘Muafiyet değil, her şeyin erişebilir olmasını istiyoruz’

Perşembe, 24 Ağustos 2017

Eğitimde Görme Engelliler Derneği’nden Merve, Bahar ve Gizem yalnızca örgün eğitimin değil cinsel eğitimin de engelliler için erişilebilir olması gerektiğine dikkat çekiyor.

Görsel betimleme: Sıra ile Merve Erten, Bahar Yavuz ve Gizem Şatır'ın yer aldığı bir fotoğraf.

Merve Erten, "toplumsal cinsiyete dayalı ayrımcılık ve engelliliğe dayalı ayrımcılığın kesiştiği pek çok nokta var" diyor.

Yeni eğitim-öğretim yılının başlamasına kısa bir zaman kaldı. Anayasa “kimse, eğitim ve öğretim haklarından yoksun bırakılamaz” diyor. Ancak çeşitli sebeplerle birçok öğrenci eğitime erişememekte ve bu hakkını kullanamamakta ya da çeşitli hak ihlalleri ile karşılaşmakta.

Engelli öğrenciler, eğitimde hak ihlalleri ile en sık karşılaşan gruplardan biri. Eğitimde Görme Engelliler Derneği (EGED) de bu alanda yaşanan ihlallere karşı kurulduğu 2013 yılından beri mücadele ediyor. EGED’den Merve Erten, Bahar Yavuz ve Gizem Şatır ile buluştuk. Derneğin uluslararası ilişkiler komisyonundan Bahar, hukuk ve iletişim komisyonundan Merve ve dernek bünyesinde yürütülen “Engelli Üniversite Öğrencileri İnisiyatifi Projesi” koordinatörü Gizem, eğitimde engellilerin yaşadığı zorlukları ve çalışmalarının neleri değiştirildiğini KaosGL.Org’a anlattı.

Eğitimde Görme Engelliler Derneği nasıl kuruldu?

Bahar: Biz dernek kurulmadan önce eğitim hayatındaki sorunları birbiriyle paylaşan, onlara çözüm arayan ya da daha önce yöntem bulmuş arkadaşlarımızla çözümü ortaklaştıran bir grup öğrenci olarak mail grubu aracılığıyla Görme Engelli Öğrenciler Platformu (GEÖP) olarak 2009 yılında çalışmaya başladık. GEÖP ile daha ilk aydan ÖSYM'ye yaşadığımız sorunları raporladık... Sonra baktık bazı idari işler için dernekleşmek gerekiyor, çok genç bir kadroyla -ki ben kurucu üyelerinden biri olarak daha teklif geldiğinde üniversiteye yeni başlamış bir hazırlık öğrencisiydim- Böyle gencecik, dinamik, çözüme aç, aktif üretken bir üniversite öğrencisi grubu olarak kalktık bir dernek kurduk.                        

Gizem: GEÖP, görme engelli öğrencilerin eğitim, öğretmenlerin ise çalışma haklarını savunduğu, eğitim alanındaki eşitsizlikleri ortadan kaldırmaya yönelik bu gönüllü birliktelik 2013 yılında dernekleşti.

Türkiye’deki diğer engelli dernekleri eğitimde yaşanan sorunlarla ilgilenmiyor muydu daha önce?

Bahar: Normalde sakat dernekleri, böyle spesifik konularda kurulmamışlar, o yüzden kendi çalışma alanını etine buduna göre ayarlayıp netleştiren, kitle derneği olmaktan çok aktivizmle çalışan bir sivil toplum kuruluşu olarak eğitim meselesini kendimize dert edindik, “içermeci” bir eğitimi tabii, uluslararası anlamda “ınclusive” dedikleri, Birleşmiş Milletler Engelli Hakları Sözleşmesi’nde sıkça geçen, temel bir hak olan eğitimden yola çıktık.

“EGED ile birlikte yetkililer ilk defa kör öğrencileri görmeye başladılar”

“Engelli Üniversite Öğrencileri İnisiyatifi Projesi” nasıl gelişti?

Bahar: Dernek kurulduktan sonra, çeşitli ulusal ve uluslararası çalıştay, toplantı, projeye EGED adına dâhil olduk. bulunduk. Gençlik ve eğitimle alakalı çeşitli gruplara burnumuzu soktuk. Rahat durmadık yani. İlk defa kör öğrencileri görmeye başladılar. EGED ekibi, en başta Emre Taşgın kör gençlerin idolüdür. Çünkü bir ilki başardı ve bu çekirdek kadro, bize “gençler olarak kendi haklarımızı savunmada ve kazanmada kendimiz söz sahibi olacağız bundan sonra” dedirtti. Bu yüzden “Engelli Üniversite Öğrencileri İnisiyatifi Projesi” hep hayal ettiğimiz bir şeydi. Proje öncesinde Ayşegül Derin ile projeyi önceleyen birçok etkinliğe katıldık. Yani fikri kafamızda olgunlaştırdık ve Proje sonunda Sabancı desteğini aldı ama onun 2014'ten önce neredeyse bir beş yıllık belki de daha fazla hayal geçmişi var.                       

Gizem: Bu projenin aynı zamanda Dernek’in ilk projesi olduğunu da ekleyeyim.

Bu proje ile neler değiştirdiniz eğitim alanında?

Gizem: Projenin en önemli katkısının, farklı engelli grupları arasındaki iletişimsizliği ortadan kaldırması olduğunu düşünüyorum. Örnek vermek gerekirse öncesinde bedensel engelliler, görme engelliler ile bir araya gelmiyordu. Herkes kendi gettosunda yaşıyordu körler körlerle, sağırlar sağırlarla iletişim kuruyordu yalnızca. Bu da engellilerin yaşadığı sorunları net tespit edemememize sebep oluyordu. Bu proje kapsamındaki çalışmalar sayesinde, farklı engelli grupları bir araya gelip eğitimdeki sorunların tespit edebildi.

Bahar: Gizem’in ifade ettiği gibi, biz daha önce körlerle nasıl çalışırız biliyorduk da diğer sakat gruplarıyla nasıl çalışılır pek deneyimiz yoktu. Araştır, tanıdıklardan bilgi toparla filan bir şekilde başladık. Çok şey öğrendik. Hani sanki hepimiz sakatız diye, körü de sağırı da birbirini anlar sanılır ya, hiç de öyle değil. Sanırım kendi sorunumuzdan, başkalarının gerçekliklerini bilmiyorduk. Bu proje bize ilk önce bunu öğretti.

Gizem: Bir diğer kazanımımız, eğitimde engelliler için hak temelli eğitimleri verebildik ve lobi faaliyetleri ile üniversite öğrencileri okulları dönüştürmeye başladılar.

Merve: Evet, engelliler okullarını bu proje ile dönüştürmeye başladılar. Birçok engelli üniversite öğrencisi mekânsal erişilebilirliğin sağlanmaması, ders kaynaklarının uygun formatlarda sunulmaması gibi sebeplerle üniversitelerinde ayrımcılığa uğruyor, çoğu zaman bunları dile getirebileceği mekanizmaları kullanamıyor. Proje; katılımcılarına kendi sorunlarını, bu sorunların parçası olan bireylerle konuşabileceği, tanımlayabileceği ortamlar sundu. Bu sorunları dile getirebilme yöntemlerini kazandırdı. Çözüm üretme ve karar alma mekanizmalarında etkili olmamıza yardımcı oldu. Ayrıca, proje, üç yıl boyunca üniversitelerdeki erişilebilirlik hususundaki mevcut durumun izlenmesini ve raporlanmasını sağladı.          

Körler bunu yapamaz, denilen her şeyi yaptık”        

Uygulamalarda değişen neler oldu?

Gizem: Eğitimde Görme Engelliler Derneği olarak; yoğun girişimlerimiz sonucunda, Elektronik Yabancı Dil Sınavı'na (E-YDS) artık görme engellilerde girebiliyor. E-YDS, ÖSYM tarafından yılda 12 defa bilgisayar ortamında düzenlenen bir yabancı dil sınavı. Üç yıldır bu sınava engelliler giremiyordu. Bu duruma ilişkin dava açtığımızda önce davamız Danıştay tarafından reddedildi ardından da ÖSYM'ye 1.800TL ödemek zorunda kaldık. Bu süreçte, EGED’in Bilişim Komisyonu, ÖSYM yetkilileriyle, sistemin ekran okuyucu yazılımlara uyumu konusunda, 10 ay süren bir çalışma yürüttü.  Çalışmalar belli bir aşamaya geldikten sonra da, iki defa sistem engelli öğrenciler tarafından test edildi. Artık engelli öğrenciler E-YDS’ye girebiliyorlar.

Ayrıca Milli Eğitim Bakanlığı ile düzenli görüşmelerimiz oluyor. E-Okul mobil uygulamasında karşılaşılan sorunlar bizim tespitlerimiz sayesinde giderilmeye çalışılıyor. Benzer şekilde YÖK’ün Mayıs ayında düzenlediği "Engelsiz Erişim Çalıştayı"na katıldık.

Merve: Ayrıca üniversitelerde farkındalık yaratmanın bir aracı olan öğrenci topluluklarına dair bir izleme faaliyeti gerçekleştirdik ve engelli öğrencilerin kendilerini değerlendirebilecekleri ve geliştirebilecekleri bir veri oluşturduk. Kısacası proje, hak temelli savunuculuğu geliştirmenin yanında bu savunuculuk sonucunda pek çok verinin de ortaya konmasını sağladı.

Bahar: Ben, bu projenin kişisel bir katkısından bahsetmek istiyorum. Hem GEÖP hem de EGED ile çok yol kat ettim, büyüdüm, bir üniversite okudum, başka arkadaşlarımla dayanışabildiğim için gidip kendimi aşmaya çalıştım, o güçle farklı işler yapmak istedim, yurtdışına çıktım, “körler bunu yapamaz” dedikleri her şeye bulaştım. Ve bunu yalnız ben yapmadım diğer arkadaşlar da yaptılar. En güzeli de ardımızdan gelen nesil bizden daha bilgili, cesur, güçlü geliyor. Bu yüzden çok umutluyum ben. Bu alan bana güç veriyor, ülkeye dünyaya, varoluşsal problemlerimize rağmen.         

“Muafiyet bir çözüm değil yeni bir soruna kapı aralamak”             

Eğitime erişimde, engelliler hangi sorunlarla karşılaşıyor?

Gizem: Bedensel engellerin temel sorunu tahmin edebileceğiniz gibi mekânsal erişime dair oluyor daha çok. Görme engelliler en çok sınavlarda sorun yaşıyorlar, görme engellilere sözlü sınav öneriliyor. Oysa görme engelliler daha kolay sınav ya da aracı ile sınav değil, herkes gibi yazılı ancak erişilebilir sınav talep ediyorlar. İşitme engelli öğrenciler eğer dudak okuyucu ise öğretmenin ya da akademisyenin öğrenciye dönük ders anlatmaması ya da anlatacağı konuları, ders dokümanlarını bir gün önceden öğrenci ile paylaşmamak yaşadıkları sorunlar arasında. Benzer şekilde görme engellilere uygun ders dokümanları olmaması, derslerde işaret dili kullanan kişiler için işaret dili tercümanı bulunmaması ya da sadeleştirilen not tutan kişilerin bulunamaması çok sık yaşanan sorunlar arasında.

Aslında, üniversite tanıtım videolarında hiç engelli öğrenci olmaması bile sorun. Temsil edilmiyorsanız yok sayılırsınız.

Engelli öğrencilere erişimin sağlanamadığı ders ve konulardan muaf tutulması hakkında ne düşünüyorsunuz?

Gizem: Muaf tutmayı doğru bulmuyoruz, bir çözüm değil ki. Önemli olan her şeyi erişebilir kılmak. Görme engelli bir akademisyen Osmanlı tarihi alanında çalışmak istiyorsa, Osmanlıca erişilebilir olmadığı için bu kişinin çalışmasını dolaylı engellemiş olursunuz. Muaf tutmak bir hak kazanımı sayılamaz bu sebeple.

Merve: Muafiyet bir çözüm değil yeni bir soruna kapı aralamak diye düşünüyorum. Önemli olan ve yapılması gereken o dersin herkesin erişimine uygun hale getirilebilmesi için bazı uyarlamalarda bulunmak; görsel bir derste görme engelli bir öğrenciye dokunsal materyaller hazırlanması gibi. Fırsat eşitliğinin sağlanması da bunu gerektirir.

"İnisiyatif alan engelli gençler, üniversitelerde erişilebilirlik için çeşitli mekanizmaları harekete geçiriyor"

Gerçek anlamda erişilebilir bir üniversite var mı Türkiye şu anda?

Gizem: Türkiye’de tam anlamıyla erişilebilir bir üniversite yok ne yazık ki. Herkes için erişilebilir olabilmesi evrensel tasarımdan geçiyor. Ayrıca erişilebilir üniversite demek, yalnızca dersliklerin erişilebilir olması anlamına gelmiyor, kampüsteki sosyal hayatında buna göre düzenlenmesi gerekiyor. Yani mekân tasarımından dersliklere, eğitimin içeriğinden uygulamasına dek tamamen erişilebilir bir ortamdan bahsediyorum. Otizmlilerin hayatını zorlaştıran tasarımlar olmayacak, ıslak zemin olmayacak, asansörler işlevsel olacak, kampüs içinde görme engelliler için yerlerde kılavuz çizgiler mevcut olacak…

Ancak bu yönde olumlu çabalar var. EGED ile Engelsiz ODTÜ Topluluğu ortaklığında “Engelli Üniversite Öğrencileri İnisiyatifi Projesi” bünyesinde oluşturulan Açık Öğretim ve Uzaktan Eğitim Çalışma Grubu ile Anadolu Üniversitesi’nde çalıştay düzenledik. Bu çalıştayın sonunda Anadolu Üniversitesi Açık Öğretim Fakültesi Erişilebilirlik Gözlem Raporu hazırladık. Bu konuda Anadolu Üniversitesi’nde çalıştay düzenledi. Benzer şekilde Hacettepe Üniversitesi ile görüşüyoruz.

Merve: Gerçek anlamda erişilebilirlik bunun üniversitenin bir sayfasında yazan ifadelerden değil o web sayfasının engelli bir öğrenci tarafından ne kadar erişilebildiğinden tutun da üniversitenin kapısından tuvaletlerine, konferans salonlarından dersliklerine her ihtiyaca uygun şekilde tasarlanmasından anlaşılır. Türkiye’de gerçek anlamda erişilebilir olan bir üniversite henüz yok ama gerek bu proje gerekse inisiyatif alan gençlerin varlığı üniversitelerde bu koşulların oluşması için çeşitli mekanizmaları harekete geçiriyor.

“Engellilerin tamamı cinsiyetsiz ve heteroseksüel varsayılıyor”

EGED bünyesinde toplumsal cinsiyet eşitliği, LGBTİ farkındalığı konusunda çalışmalarınız oluyor mu?

Gizem: EGED, cinsiyet kimliği ve cinsel yönelim dâhil her türlü ayrımcılığa karşı, hak temelli çalışan bir dernek. Mayıs ayında, görme engelli gençlerin toplumsal cinsiyete dair fikirlerini paylaşma, bilgi edinmesi amacıyla, Uluslararası Çocuk Merkezi işbirliği ile "Toplumsal Cinsiyet Eğitimi" düzenledik.

Toplumsal kabul, engellilerin cinsellikleri yokmuş gibi davranmakta ısrarcı benzer şekilde toplum tüm engellileri heteroseksüel olarak kabul ediyor. Engellilerin cinsel eğitime erişmelerinin de oldukça zor olduğunu düşününce, tek bir eğitimin yeterli olmadığını görmek zorundayız, bu yüzden eğitimlere devam etmek istiyoruz.

Merve: Uluslararası Çocuk Merkezi işbirliği ile gerçekleştirdiğimiz görme engelli gençlere yönelik toplumsal cinsiyet eğitiminde fark ettik ki, toplumsal cinsiyete dayalı ayrımcılık ve engelliliğe dayalı ayrımcılığın kesiştiği pek çok nokta var. Bu konudaki eğitimimizi gerçekleştirdikten sonra bu konuda ortak çalışmaların gerçekleştirilmesi gerektiğini vurguladık. EGED her tür ayrımcılığın karşısında yer alan bir dernek ve bu konuda geliştirilecek mücadeleler farkındalığı güçlendirecek ve her iki ayrımcılığın da daha çok görünür kılınmasını sağlayacaktır.