Gökkuşağı Forumu

Kelime, işaret

Cuma, 25 Ağustos 2017

Dikkatli nefeslerin telaş yüklü adımlarında kaybolanları artık o bile bulamıyor.

Kâbuslarıma gece iniyor. Bilmediğim numaraların kan telaşı başladı. Gölgesine vurulan bedenlerin inkâr tonlaması, çığlıklarını dolap arkasında bırakır olmuş. Bu gece hayata tutulan gözlerin kapanışına tanıklık edenlerle doldu sokağım. Işıklar altında sevişmiyor iri kemikli kadın, ay ışığının hile kar dokunuşları bedenini sararken adama gözyaşlarını içiriyor… Dikkatli nefeslerin telaş yüklü adımlarında kaybolanları artık o bile bulamıyor.

Parmak arası terliklerime atılan tokatlar topuğumu vuran ayakkabımdan daha zalimce! 
Göğüs arana hafifçe dokunuyorum senin göğüs uçların hep hassastı bakışlarındaki ihanet öylece susardı o zaman. Masumsun aslında sen. Seni sen diye nitelerken bile günah pencereme nefes verme zorunluluğum var. Giderken parmak aralarımdan dört çizik götürmüştün bunlar sana hiç bir zaman lazım olmayacak diyerek. Evet, aslında yumruk atmayı sadece sende benimsediğimi zaman dilimine yayarak öğretmek için almıştın, artık ellerim kimsenin avuç içinde yankılanmıyor… 


Körü yine gecenin ellerime vuran adın anahtarımı duvarıma sürtüyor. Kalın kalıcı bir ad değil bırakılan iz ince karalanan yaşanmışlık… Özlenen, bildiklerimde yanılma hissi… Kendimi sana giydiğimden beri zaaflarıma öfke kusuyor birileri…
Bir nefes daha kazandım. Açıklama yapmadan hayata kulaç atabilirim artık… Canıma hayat veriyor nefesin dudaklarım karar kılmadan teslim etme ruhunu bana. Gerçek ol bana varlığını görmemi sağlamadan. Bedensiz öznelerin nesne intiharı yarın yine kalbimde yankılanıyor olacak duy beni diye yalvardığım kadın neredesin?! Sana dökülmüş eylül yaprakları temmuzun iklim arayışında. Hecelenen uykular var rüyalarımda sevişen kadınların tercihlerinde. İnanç kaybını gösterge kullanıp okeye dönen ortağa atılan çelmede girdi mi rüyana, soruyor öteki?
Yeşilin maviye döndüğü ortama uğrayıp çıkamadığım söylense de kendi dışımda kaldığımı göremedikleri için problem çıkarmıyorum. Sertleşen avuçlarımda yok zaten… Çekişen iki bedenin öncesinde doldurulan akıllarını görememenize de şaşıyorum aslında ben. Cennet, cehennem denilen iki ayrı yolda yürüyen bedenler hariç bedenini kullanmayan dillerin çokluğu bile bu tezi yıkarken sen hangi ikilemin dürtüsüyle aklımı demirlemeye çalışıyorsun ki?
Toparlanmayacak olan aklımın güllerini demetleştirip sevgilime uzatmamı bekleyen akıllar ben anca Umay’ın devrilen bardağına kan akıtabilirim! 
Sıfat kazanan bir bedene alkış veren on bedenden yirmi el arasında yer almayan birine kusacak olduğunda nefretin boyutuna tükürmeden önce boyunun en azından düşüncelerini geçmesi gerektiğini unutma... 
Gölgesini üzerime yansıtan bir aşkta dudağım burkulmuştu,
 ...
Gülüyorum artık!

*KaosGL.org Gökkuşağı Forumu’nda yayınlanan yazılardan yazarları sorumludur. Yazının KaosGL.org’ta yayınlanmış olması köşe yazılarındaki görüşlerin KaosGL.org’un görüşlerini yansıttığı anlamına gelmemektedir.

Son Yazıları