Gökkuşağı Forumu

I love rock’n roll but it should be queer, baby*

Pazartesi, 28 Ağustos 2017

Eğlenemediğim, memelerim fora dans edemediğim, güvende hissedemediğim konser, yeterince rock'n roll konser değildir aslında.

Yaz sadece kum, güneş, deniz, yaz aşkı, yaz takılmacası, yaz kolisi (öyle bir şey var mı, şu an uydurdum çünkü) demek değil ayrıca gençlik, rock konserleri demek. Haydi, bebeğim rock'n roll yapalım, biraz da oynayalım yandan yandan, çünkü seviyoruz bu hayatı, huhuuuu!

Bir yandan "Yasaaaak Ne Ayol" denirken diğer yandan "Yuh, yuh soyanlara..." söylenirken öteki taraftan "Ben bir kadın sevdim ki evim artık gül kokar" dinlerken kendinizi olmak istediğiniz yerde, olmak istediğiniz biçimde, hani derler ya özgürce hissedebilirsiniz.

Taaa kiii sahneden yükselen "Mus-ta-fa Ke-mal'in as-ker-le-ri-yiz" marşıyla birlikte izleyicilerin bir ağızdan İzmir Marşı'nı söylediği tam o ana kadar. O nasıl bir andır ya? Mahşer yeri gibi. O rock'n roll sahası bir miting alanına dönüşür ve siz de yolunuzu şaşırmış bir yabancı gibi çevreyi korka korka izlersiniz ya, işte tam o an... Bir rock'n roll alanı neden savaş çığırtkanlığına dönüştürülür? Yani ne oldu şimdi böyle sloganlar falan atıldı, şarkı bitimi top tüfek toplanıp savaşa mı girilecek? Hadi tamam diğerleri “Türk milliyetçisi, Türk olmak” ulu bir şey onlar için, hatta Amerika böyle baş düşman falan [O rüyalar ülkesinde /Şiddetinle nefretinle/Basma sakın toprağıma/Dur Amerika sözleri olan bir şarkısı gerçekten var Umut Kuzey'in ve 2017 yılında bunu hâlâ söylüyor. Delirirsiiiin] Türkiye topraklarında da rock'n roll sadece Türk dilinde, "Türk" rockçılar hatta lütfen rokçular tarafından mı yapılmalı? Kürt dilinde, Kürt rock yapan bir şarkıcı olamaz mı ya, Çerkez olur, Ermeni olur, Laz olur. Ve gerçekten de göremiyoruz, duyamıyoruz çünkü bu eylemler bu çeşitliliğin önünü kapatıyor. Festivalin organizatörlüğünü yapan rokçu "abimiz" bile birazdan cephaneliğini alıp savaşa girecekmiş gibi sahnede yer aldığı müddetçe bana rock'n roll'dan bahsedilmesin lütfen, rica edeceğim. Sınırların keskinleştirildiği, zaten yaratılmış düşmanlara karşı gençler, insanlar savaşa girmeye teşvik edilip adına rock'n roll denilince rock'n roll yapmış olunmuyor zannımca. Ama Roger Waters'a selam çakıp, onu güya örnek alıp "together we stand, divided we fall" demek iyi becerilir. Yuh ama be! Yuuuhhh yuhhh!! Bu balon hava batsın, rock'n roll da Koma Wetan'dan öğrenilsin biraz…

Rock'n roll'u seviyoruz tabii ama onun da queerleştirildiği, feministleştirildiği bir alan daha makbul işte. Böylece sadece hetero-cis adamların işgal ettiği alan olmaktan çıkar. Mesela neden daha çok ağır rockçı adamlar, rock band boy'lar görüyoruz? (ah bir zamanların Volvox'u be! Ne güzel olurdu seni, senin gibilerini tekrar canlandırsak!) Neden daha çok kadın rock şarkıcı ön planda değil? Kadın rock band'ler neden neredeyse hiç yok? Lubunya rock'n roll'cular, neredesin aşkııııımm? Rock'n roll da cinsiyetlendirilmiş bir alan işte, ne yazık ki. Hayko Cepkin hâlâ sahneye çıkabiliyor mesela! Ve daha kötüsü o sahnedeyken konser alanı dolup taşabiliyor! Bir kadına şiddet uyguladığı ve kendisinin en ufak bir özeleştiri içeren açıklaması bulunmadığı hemmencecik unutuldu. İşin özü, we couldn't break free.

Sahneden festival alanına indiğimizde ise, şöyle bir sorun göze çarpıyor. Kadın-erkek olarak güvenlik görevlileri tarafından aranıyorsun zaten. Bunun bir problem olduğu görülmemekle birlikte organizatörler için tek problem girişte yaşanıyormuş gibi görülüyor. İçeride ancak biri rahatsız olur, onun için yardım ekibi var. Peki ya "yalnız bir kadın" gördüklerinde tanışma, flörtleşme girişimlerine "hayır!" cevabını alan adamların tacizlerine ne yapmalı? Festival alanı gerçekten birtakım adamların av yeri gibi. Ve bunu önleyecek hiçbir mekanizma yok. Tacizciyi alandan uzaklaştırmak için görevlendirilen birileri, bir ekip yok. Tek başına başa çıkmak zorundasın. Ne olsa sahneden hep söyleniyor ya "bizim ümidimiz gençliktedir" diye, "bizim gençler böyle şeyler yeapmaz yhaa" şeklinde düşünüldüğünden herhalde rock konser alanları verili olarak tacizsiz hava sahaları olarak düşünülüyor. Ya da daha kötüsü bu yapılanın taciz olduğu da bilinmiyor, düşünülmüyor olabilir. Oysaki yanlıııışşş! Çünkü rock'n roll, zaten maalesef cinsiyetlendirilmiş bir alan.

O sebeple Bursa'daki Nilüfer Müzik Festivali'nde LGBTİ+ örgütü Özgür Renkler'in girişimi ve yaptığı kesinlikle çok değerliydi. Şehrinde böyle kamplı müzik, rock festivali yapılan LGBTİ+ örgütler, görünür olmak, diğer lubunyaların yalnız olmadığını bildirmek, birlikte atölyeler yapıp lubunya alanı yaratmak, hetero-cis erkek hegemonyasına böylelikle çomak sokmak için belediyeyle irtibata geçip, bu işin peşini bırakmayıp ısrarlı bir şekilde alanlarda olmalılar, o gökkuşağı bayrağı dalgalanmalı dalgalanacaksa. Özellikle flört atölyesi, tacize karşı kendini koruma gibi atölyeler hiç de yabana atılacak atölyeler değil. Flörtle rahatsızlık vermenin, arzu ile tacizin/şiddetin farkının anlaşılmadığı hetero-patriyarkal bir toplumda yaşadığımızdan mütevvellit yine hetero ve "normal" erkek hegemonyasının olduğu alanlardaki daha çok savunmasız görüleceğimiz şiddet içerikli durumlarda, erkek kişisinin kadına, kadın olarak atadığı, kadınsı bulduğu kişilere verdiği rahatsızlığı ortadan kaldırmanın yolu feminist queer/ LGBTİ+ örgütlenmelerin eylemliliklerinden geçiyor. Eğlenemediğim, memelerim fora dans edemediğim, güvende hissedemediğim konser, yeterince rock'n roll konser değildir aslında. O yüzden huzur isyanda, kadın olarak, lgbti+, queer olarak rock'n roll konserinde eğlenmenin yolu ağır rokçu abilere kuir bir çelmede, örgütlenmekte, oldukça fazla feminist queer alanlar yaratmakta! Ütopya olarak kalmasın pilis!

Sonrasında Ceylan Ertem Gezi Direnişi'nde öldürülenleri, Özgecan'ı unutmamamızı söylerken siz de avazınızın çıktığı kadar "Hande Kader'i de unutma! Eylül Cansın'ı da unutma! Katledilen, öldürülen trans kadınları da unutma! Okyanus'u da unutma! Ayaz Utku Karakulak'ı da unutma!" diye bağırmak istiyorsunuz ama sesiniz ne kadar duyulacak diye düşünüp sesinizi çıkaramıyorsunuz. Boğazınızda bir şey düğümleniyor. Sesimi duyuramadığım, o kalabalık içinde kendimi yalnız hissettiğim rock'n roll konserleri, yeterince rock'n roll değildir, çünkü feminist queer değildir!

Fonda Ceylan Ertem çalarken bakıştığımız şugar arkadaşla flörtleşmem daha uzun sürsün, kolileşelim, takılalım ama o tacizci herif 14567897 kez konser alanında karşıma çıkmasın istiyorum. Kişi karşısındakini direkt av gibi görmeden öncesinde gözle tartarak beden dilini anlayarak yanaşmayı düşünse tabii daha iyi olabilir. Farklılıklar bir arada olsun tamam ama bazı şeyler farklılık değil egemen olarak, o şekilde yaşatılarak kabul görmüş şeyler, bu anlaşılsın ki kendimizi ateş altında gibi hissetmeyelim istiyorum, üstelik bir de rock'n roll yaparken. Birilerine "pabucumun rokçusu" demek zorunda kalmayalım bu yüzden. Zira kimsenin askeri olmak istemiyorum, birilerinin başlattığı savaşı devam ettirmek de istemiyorum. Nasılsam, olduğum şekilde, kendimi ifade ettiğim halimle, ne idüğü belirsizliğimle konserde eğlenmek istiyorum. Çok mu şey istiyorum, aşkım? Sen söyle. "Wonder woman varken başka süper kahramana gerek yok" (işin aslı yazıyı çok net hatırlayamıyorum ama böyle bir şeye benziyordu, ingilizce dilinde) ve "girl power" yazılı t-shirtlerle konsere katılmış hatunlara sarılma isteğimi dışarı vurmak isterdim ama hafızamın en güzide yerinde korunuyorlar şimdi.

Yazımı, şansın yüzümüze gülüp de o zaman sansürlenmemiş ve hâlâ sansürlenmeden elimize ulaşmış Volvox'un bir kaydıyla bitiriyorum. Şebnem Ferah'ın "Barış dolu bir yıl" dileğiyle. Bunu istediğimiz, bunun için çaba sarf ettiğimiz için işkence gördüğümüz, kaybettirildiğimiz, hapse atıldığımız, artık rock sahnelerinde bunun yerini savaşın ululaştırılmasının aldığı günümüze rağmen...

*Rock'n roll'u seviyorum ama rock'n roll queer olmalı, bebeğim.

*KaosGL.org Gökkuşağı Forumu’nda yayınlanan yazılardan yazarları sorumludur. Yazının KaosGL.org’ta yayınlanmış olması köşe yazılarındaki görüşlerin KaosGL.org’un görüşlerini yansıttığı anlamına gelmemektedir.