İnsan Hakları

AİHM, trans kadının mekandan atılmasında Türkiye’den savunma istedi

Perşembe, 12 Ekim 2017

AİHM, bir trans kadının bardan atılmasına ilişkin Türkiye’ye, cinsiyet kimliği temelli ayrımcılığı araştırıp araştırmadığını sordu, yükümlülüklerini hatırlattı.

İzmir’de 2012 yılında bir trans kadının cinsiyet kimliği nedeniyle bardan dışarı çıkartılmasına ilişkin dava Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne (AİHM) taşındı.

Ayrımcılığa uğrayan trans kadının avukatı Kerem Dikmen, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin özel hayatın korunmasını düzenleyen 8. maddesi ve ayrımcılık yasağını düzenleyen 14. maddesi üzerinden AİHM’e başvurdu. Anayasa Mahkemesi’nin 3 Nisan 2017’de bireysel başvuruyu reddetmesinin ardından yapılan başvuruya ilişkin AİHM, Türkiye’den savunma istedi.

“Ayrımcılığı araştırdın mı?”

AİHM, sözleşme maddelerini hatırlatarak Türkiye Cumhuriyeti devletine şu soruları yöneltti:

“Sözleşmenin 8’inci maddesine aykırı olarak başvurucunun özel yaşama saygı hakkı ihlal edilmiş midir? Özellikle davalı Devlet, varsa, Sözleşmenin 8. Maddesinden doğan pozitif yükümlülüğünü yerine getirmiş midir?

“Başvurucu, Sözleşmenin 8. Maddesiyle bağlantılı şekilde, Sözleşmede yer alan haklarından faydalanırken cinsel kimliği sebebiyle ayrımcılıktan mustarip oldu mu? Özellikle, Devlet yetkilileri başvurucunun maruz kaldığı muamelenin arkasında muhtemel bir ayrımcılık saiki olup olmadığını yeterince inceledi mi?”

Av. Kerem Dikmen, AİHM’in başvurunun ardından hızlı bir şekilde devletten savunma istemesinin önemli olduğunu belirterek, “Bu başvuru 28 Haziran 2017'de yapıldı, 3 ay olmadan hükümetten savunma istendi. AİHM’in sorduğu sorular çok önemli. Devlete ayrımcılık ve özel hayatın korunması kapsamında neler yaptığını soruyor. Yükümlülüklerini hatırlatıyor. ‘Başvurucunun bardan atılması olayının ardında ayrımcı saik olup olmadığını yeterince araştırdın mı? Araştırdıysan ne yaptın?’ sorularının sorulması ayrımcılığın bu kadar yaygın olduğu koşullarda çok önemli” dedi.

Ne olmuştu?

İzmir’den bir trans kadın 19 Ekim 2012’de cinsiyet kimliği sebebiyle görünüşü bahane edilerek bir bardan dışarı çıkartıldı. Trans kadın barın sahibi hakkında suç duyurusunda bulundu.

Bar sahibi aleyhine hizmet sağlamada ayrımcılık suçuyla yapılan cezai kovuşturma sonunda 5 Aralık 2013 tarihinde İzmir Sulh Ceza Mahkemesi sanık hakkında beraat kararı verdi. Sulh Ceza Mahkemesi başvurucunun “fiziksel görünüşü ve diğer müşterileri rahatsız etmesi” sebebiyle dışarı çıkarıldığını, ancak sanığın eylemi ayrımcı saiklere dayanarak yaptığının kanıtlanmadığını söyledi. 10 Mart 2016’da Temyiz Mahkemesi 5 Aralık 2013 tarihli kararı onayladı.

3 Nisan 2017 tarihinde ise Anayasa Mahkemesi başvurucunun bireysel başvurusunu reddetti. Anayasa Mahkemesi, başvurucunun özel yaşamına haksız şekilde müdahale edildiğini kanıtlayamadığını söyledi. Mahkeme, ayrıca, başvurucunun “ayrımcılık yasağının ihlalini gösteren yeterli kanıt sunamadığı” kararını verdi.

Anayasa Mahkemesi’nin bu kararının ardından Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin adil yargılanma hakkı, özel hayatın korunması, ayrımcılık yasağı ve ifade özgürlüğü üzerinden dava AİHM’e taşındı.