Gökkuşağı Forumu

Yasak elma

Cumartesi, 14 Ekim 2017

25 yaşına geldin. Çoğunlukla zevk almadığını düşündün hayattan. İyi bir çocukluk geçirmedin. Babandan nefret ederek büyüdün. Çocukken hayatla başa çıkamadığın, yalnız ve yetersiz hissettiğin zamanlarda birine kızman gerekirdi ve bu daima annen olurdu. Ona kızmak için neden bulmakta hiçbir zaman zorlanmadın ama en çok başvurduğun sana sorumluluk sahibi bir baba seçmeyişi ya da onu sana babalık yapmaya ikna edemeyişi olurdu. Annene kızardın, annene çok kızardın. Kendine ait bir iş, düzen içinde bir dünya kuracak olanakları olduğu halde bunu değerlendirmediği bu yüzden de seni o adama mecbur bırakan annene çok kızardın. Anlamazdın bir şey, babandan nefret eder annene kızardın. Şu an her şeyden habersiz, içinde bulunduğun durumdan habersiz, kafanın içinden geçenlerden habersiz olan anneni hiç üzmemiş olmak, hiç ağlatmamış olmak, kendini bu kadar ezmemiş, hayatını bu kadar zorlaştırmamış olmak isterdin. Çünkü küçüklük hayalin büyüdüğünde böyle bir insan olmak değildi.

Ben iyi bir insandım. Sonra bazı şeyler olup bitti, yanlışlar yaptım ve sonunda ben de "bu"na dönüştüm. Harikalar diyarını yanlış insanın etrafına inşa ettim biliyorum, biliyordum da. Dünyanın çamurunu, doğru olmayan insanı en yakından tanıyordum. Nasıl nefes aldığını, nasıl baktığını, nasıl yalan söylediğini en yakından izliyordum. Yanlış seçimler yapa yapa doğrusunu bulacaksam eğer, ki bu da bir yoldur, bu seçimi en yanlışıyla en az zararla kurtularak yapıyordum.

Küçükken canım ne kadar acıyabilir acaba diye elimi gizlice demir kapıların arasına sokarak denerdim. Bir insanın canı en fazla ne kadar yanabilir ki? Parmağın kopsa ve kolun kopsa aynı mıdır bunların acısı? Bir acı eşiği yok mudur? Sonrasında hepsi aynı gelmez mi insana? İşte şimdi denediğim de buydu sanırım. Duyarak görerek öğrenemiyorum maalesef, ders alamıyorum kolay kolay. Kocaman kalbim bir de kocaman hayallerim var. En sevdiklerimden hep saklansam da, ki artık saklanmamak için elimden geleni yapıyorum, bu benim nefes alma şeklimdi. Bu sefer ben de bir şey öğrendim. Kalbimi sorgulamama gerek yok. Bakış açım ve yaptıklarım farklıydı biraz, kimseninki gibi değildi. Acaba doğru muydu dedim, değilmiş.

Suç nedir? Suçun tanımı nedir? Sevdiklerinin canını acıtmak suça girer mi? Ya kendi canını acıtmak? Bunu bilerek, isteyerek yapmak? Peki başına gelen tüm o talihsiz olayların, karşılaştığın merhametsiz insanların bu müebbette hiç mi payları yok?

Sen… Hatasız, gururla başı dik, nefretiyle gözü kara… Karşıdakinin kendini ifade etme çabasını küçümseyerek, yardımına en çok ihtiyacı olduğu zamanda sırtını çevirensin. Tüm pişmanlığına, tüm çaresizliğine göz kapatıp “ben haklıyım” düşüncesini sonuna kadar yaşayansın. "Bahşedilen" hetero kimliğinle, başına gelen her kötülüğün acısını suçlu bildiğinden çıkaransın. Öfkeni kusarken en acımasız olansın. Bir insana hatasının bedelini hayatıyla ödetensin. Ne olursa olsun, ne yaşanırsa yaşansın kusursuz olduğunu sanansın. Her şey normal karşılanmalı senin gibi "normaller" için.

Sonunda kazanamayacağını bildiğin bir dava için mücadele etmenin anlamı var mıdır? Sen daha kolunu kaldırmadan mağlupsan eğer yapacak bir şey var mıdır? Karşıdakinin görmek istediğinden ibaret midir her insan? Ruh bir kadın ve bir erkek midir? Bize dayatılan erkeklik ve kadınlık rolleri olmasaydı neye benzemek için uğraşacaktık? Yanlış bir hayat insana neler yaptırabilir? Bir hayattan birkaç hayat nasıl yaratılabilir? Bir adam kendini kaç defa sancılanıp doğurabilir? Sıradaki hayat; hoş bulduk.

*KaosGL.org Gökkuşağı Forumu’nda yayınlanan yazılardan yazarları sorumludur. Yazının KaosGL.org’ta yayınlanmış olması köşe yazılarındaki görüşlerin KaosGL.org’un görüşlerini yansıttığı anlamına gelmemektedir.