Kültür Sanat

Bi’şey Anlatıcam

Cuma, 20 Ekim 2017

“Bi’şey Anlatıcam” diyerek yollara düşen Duygu Şahlar ile konuştuk: Bir özgürlüğe kaçışın hikayesini anlatacağım, uğrayacağım her durakta.

Bir farenin, yaşadıkları kölelik düzeninin farkında olmayan hamsterlara özgürlüğü tarif ettiği oyun “Bi’Şey Anlatıcam – Bir Özgürlük Masalı” Türkiye turunda. Kanun Hükmünde Kararname (KHK) ile ihraç edilen Duygu Şahlar ile oyunu ve anlatısını konuştuk.

KHK ile nasıl ve ne zaman ihraç edildiniz?

Ekim 2016’dıydı. Halkevleri Ahmet Atakan Kütüphanesi’nin yıllık kirasını ödemek için arkadaşlarla 1 ton zeytin almıştık. Bütün gün zeytin kırarak geçti: zeytinleri satacak, kirayı çıkaracaktık. Eee dayanışma bizim inceliğimizdi. Gün sonunda; tam arkama yaslanacakken, bir telefonla öğrendim gece yarısı çıkartılan bir KHK da “sonunda” ismimin yazdığını. İlk defa arkama bu kadar hafifçe yaslandım. İlk KHK’dan beri suçluluk içinde ismimi orda göreceğim günü bekledim, çünkü “suç” dedikleri “çocuklar ölmesin!”i ben de demiştim.

Sonrasında neler oldu?

Sonrası zaten artık hep mesai saatleri dışındaydı. Yani bütün gün teneffüs. Devlet memuru olmak omuzumuzda yük değildi elbet, aksine çocuklara gözünü dikmiş bu sistemde sınıflarımızda nefes alıyorduk. İşin özü şuydu; nerede olursak olalım, içerde dışarda, okulda, kampüste… Her yerde hindiba çiçeği misali tohum olmuş düşmüştük oralara, buralara, her yere…

Ben ve binlerce kişi bu haberi benzer şekilde aldık, benzer şekilde nefes verdik, benzer şekilde arkamıza yaslandık. Daha ilk KHK’da hep birlikte yazdık adımızı o resmi gazete linkine.

KHK gelmiş hoş gelmiş! Umutsuzluk ve mutsuzluk arasında bir fark var. Edip Cansever’in sözü kulağımdaydı: “Gülemiyorsun ya, gülmek bir halk güldüğünde gülmektir. Umudu dürt, umutsuzluğu yatıştır.” Ve evet; mutsuz oldum, dişlerimi sıktım, yumruğumu sıktım ama hiç umutsuz olmadım.

Onlar! Unutmuş olamazlar. Macbeth’de şöyle der “İş kral olmakta değil, kral olup tahtta kalabilmekte.” Bu sarhoşluk hali, uzun sürmeyecek elbet. Haksızlık, adaletsizlik, zorbalık, vicdansızlık gibi uzun bir listeye can verenler var KHK'nın diğer ucunda. Oradan da tarihe uzayan uzun bir nefret yolu. Barış isteyenlere, hak arayanlara, çocukların yanında duranlara, gözü gören, kulağı duyanlara bolca nefret duyan bir tarih. Ama o onların tarihi. Bizimki başka...

Bizimki başka ama nasıl başka?

Biz! Çünkü biz yeryüzünün lanetlileriyiz, biz şehrin asi çocuklarıyız, uslanmayız, dinmeyiz. Çünkü yükselerek geldik okyanuslardan bu kıyılara… Biliyoruz, kayaları aşındıran dalgaların gücü değil, sürekliliğiydi. Ankara’nın merkezinde İnsan Hakları Anıtı’nın önünde bağırıyorlardı: “onlar güçlü ama biz çok haklıyız!”

Frank Herbest’in Dune’da dediği gibi:

“Korku akıl katilidir. Korku toptan yok oluşu getiren küçük ölümdür. Korkumla yüzleşeceğim üzerimden ve içimden geçmesine izin vereceğim ve geçip gittiği zaman, geçtiği yolu görmek için iç gözümü ona çevireceğim. Korkunun gittiği yerde hiçbir şey olmayacak. yalnızca ben kalacağım.”

Korkuyorlar. Korktukları şey bizim attığımız bir “küçük” imza. Evet. Korktukları şey bizim “bu suça ortak olmayacağız” dememiz. Korkuyorlar çünkü betonların arasından filizleniyoruz. Korkuyorlar çünkü engelleri düşürme pahasına koşmaya devam ediyoruz. Korkuyorlar çünkü ölmüyoruz! Okullardan “atılmıyoruz”. Korkuyorlar çünkü ellerimizi bırakmıyoruz.       Korkmakta haklılar, dayanışmamızı bitirecek bir KHK icat edilmedi. Ne yapıyorsak, yapmaya devam ediyoruz. Sessiz ve karanlık değiliz. Biz bu taraftayız. Bediz ve Ulaş Hoca’nın dediği gibi “karanlık tarafa geçmeyeceğiz!”

KHK’dan sonra tiyatro var hayatınızda değil mi?

Şimdi ise birbirimize bir şey anlatma, birbirimizle buluşma zamanı.

KHK’dan sonra tiyatro yetişti imdadıma. “Bi’şey Anlatıcam” dedim önce, sonra da “Eee, kurtulduk mu?” masalını anlatmaya başladım. Önceleri dostlara anlattığım bir masal olmuştu, şimdi ise herkesle buluşmak istediğim bir köprü. Bir özgürlüğe kaçışın hikayesini anlatacağım, uğrayacağım her durakta. Yolculuğumda hedefim Eğitim-Sen’in olduğu bütün illere gitmek; KHK’lı olan-olmayan bütün herkesle söyleşmek, şu üzerimize üzerimize gelen göğü biraz ittirmek.

Hep birlikte söyleyerek, söyleşerek yoluma devam etmek istiyorum. Her durakta güçlü bir nefes alacağız, çaresiz olmadığımızı söyleyeceğiz birbirimize, “hadi kalk!” diyeceğiz. KHK denen naneye bir nanik yapacağız. 

Bu dayanışma boşuna olamaz!

“Dağılın” dediler dağılmıyoruz işte. Bu da bizim ezeli huyumuz. Bu uzun yolculuk nereye varacak bilmiyoruz, ama güzel şeyler olacak güzel…

Turneyi şuradan takip edebilirsiniz.

İLGİLİ FOTOĞRAF GALERİSİ

Bi’şey Anlatıcam