Yaşam / Siyaset

Barış ve müzakere süreçlerinde medya ve taraflar ne yaptılar?

Pazartesi, 23 Ekim 2017

“Türkiye’de medya geleneği, iktidarın terminolojisi üzerinden o gün için uygulanan politikaların çerçevesinde şekilleniyor.”

Halkların Köprüsü Derneği İzmir’de moderatörlüğünü barış akademisyenlerinden Nilgün Toker’in yaptığı Gazete Duvar yazarları Metin Yeğin ve Ali Duran to’un konuk olduğu “Barış ve Müzakere” isimli söyleşiye ev sahipliği yaptı.

Katılım ve ilginin yoğun olduğu söyleşide Metin Yeğin Latin Amerika’daki müzakere süreçlerine tanıklıklarını aktararak başarılı ve başarısız yönlerini Türkiye’deki barış ve müzakere süreciyle değerlendirdi. Ali Duran Topuz ise barış dilinin ve medyada bu dilin yer bulmasının gereklilik ve sonuçlarını katılımcılarla paylaştılar.

“Halkın istediğini sormak barış ve müzakereyi yaygın bir istek haline getirir”

Dünya’nın Ortadoğu kadar karışık bir diğer bölgesi Latin Amerika’da bizzat müzakere süreçlerini takip eden Yeğin müzakere sürecinin başarılı olmasında önemli olduğunu düşündüğü yerlerin özellikle altını çizdi.

Latin Amerika’da halkın talebinin sorulmuş olmasının barışın ve müzakerenin ısrarla üzerinde durulmasında önemli bir meşruiyet kazandırdığını ifade eden Yeğin ayrıca muhalefetin bir araya gelmesini engelleyen unsurların da muhalefet tarafından görülmesi ve engellenmesi gerektiğini aktardı.

Yeğin’in üzerinde durduğu bir diğer konu ise barış ve müzakerenin bir devrim ve zafer olarak algılanmaması gerektiği bu süreçlerin karşılıklı uzlaşma süreci olduğuydu.

“1915’ten beri medya, iktidar terminolojisinin üstüne kurduğu dili kullanıyor”

Gazete Duvar’ın editörlerinden Ali Duran Topuz da barış ve müzakere isteminin geniş ve ısrarlı bir meşruiyete sahip olması gerekliliğinden bahsederek medya dilinin bu meşruiyet üzerindeki etkisinden bahsetti. Son dönem müzakere süreçleri özelinde Osmanlı’nın son döneminden başlayarak Cumhuriyet tarihi boyunca gerçekleşen müzakere süreçlerini değerlendirdi.

Topuz, Türkiye’deki medya geleneğinin iktidarın terminolojisi üzerinden o gün için uygulanan politikaların çerçevesinde şekillendiğini ve bu medya dilini kullanan medya organlarının devlet tarafından anaakım haline getirildiğini vurguladı. Medyanın bu minvalde şekillenişinin 1915 tarihinden bu yana aynı çizgide devam ettiğini ifade eden Topuz, son dönem müzakere süreçlerinde barış dili oluşturmak için yapılan küçük çabaların kronikleşmiş bu tavrı aşamadığını belirtti.

Barış dili kullanımının yaygınlaşması için taraf olan medyaların aynı koşullar göz önünde bulundurularak sorgulanması gerektiği de Topuz’un dikkat çekmek istediği bir başka husus oldu.