Yaşam

Güzel bir gün: Sesim kendi boşluğumda yankılanmıyor artık

Pazartesi, 23 Ekim 2017

31 sene içimde tutup tutup şiştiğim şeyi canımdan çok sevdiğim partnerime nasıl açacağımı bilemeden açtığım gündü.

Güzel bir gün dizisinin ilk yazısında Ares Hür, “Yine de sesim kendi boşluğumda yankılanmıyor ya artık...” diyerek partnerine “31 sene içinde tutup şiştiği bir şeyi” nasıl açtığını anlatıyor:

31 sene içimde tutup tutup şiştiğim şeyi canımdan çok sevdiğim partnerime nasıl açacağımı bilemeden açtığım gündü sanırım.

- Ben kadın değilim. Ama erkek miyim, ondan da emin değilim.

Kendime bile bir türlü açıklayamadığım, tanımlayamadığım, zaman zaman içimde tutamadığım için Google'ı köşe bucak dolaştığım, fakat kendime benzer deneyimi, veya benimkini karşılayan bir terim bulamadığım için (ne arayacağımı dahi bilmediğim için!) katlayıp katlayıp zihnimin sayfalarının arasına sıkıştırdığım bu düşünceyi çiğ gün ışığında ortaya sererken gözlerimden yaşlar boşaldı. Doğrusu ağlamayı beklemiyordum. İnsan kendinden bile sır saklamaya kalkışıyormuş, o anda fark ettim.

Panseksüel olmayı göğsümü gere gere senelerce yaşamışken, kendimi "Haayııııır, insanlar sadece gay veya hetero değiiiiiil" diye defalarca savunmuş, arkadaşlarıma "cesaretimle" örnek olmuşken hem bunu beni utanca boğacak bir sırmış gibi sakladığım için bir daha utandım, hem de yeterince queer olmayan bir sahtekar gibi hissettiğim için.

Halbuki daha ilkokula bile başlamamışken kendimi "erkek gibi" hissettiğim ve kafamın karıştığı anları dünmüş gibi capcanlı içimde taşıyordum, hala da taşıyorum. Tırnak içinde "erkek gibi" diyorum, çünkü bedenimle uyumlu bir şekilde kadın olmalıydım, değildiysem de erkektim. Başka seçenek yoktu çünkü. Ama erkek de değildim? Neydim ben? Susan biriydim, 31 sene boyunca susan biri.

Gözyaşlarımı sildim, yutkundum, gözlerimi korka korka partnerime doğru kaldırdım. O yatağımızın bir yanında oturmuştu, ben de diğer yanında. Yatağın üstünden kolunu bana doğru uzatıp elimi tuttu. Gözleri ihtiyacım olan tüm duygularla doluydu: Anlayış, empati, yıllarca sır sakladığım için hüzün, ve en önemlisi takdir ve onay.

(Bunu ofiste akşamüstü yazdığım için masamın altına doğru eğilip dolan gözlerimi sildim, çünkü profesyonellik bunu gerektiriyor.)

- Göğüslerimi aldırmayı o kadar çok düşündüm ki. Ama daha fazlasını hiç düşünmedim, çünkü ne düşüneceğimi bilmiyorum.

Tekrar gözlerimi kaldırdım. Başıyla 'olur' anlamına gelen bir hareket yaptı. Sarıldık.

- Sen ne diyorsan o, canım, dedi bana.

O günden bu yana kendimi sevmek çok daha kolay. Kendini baştan keşfetmekse kolay olmayan, ama her saniyesine değen bir şey. (Daha sonra non binary diye adlandırılan kimliklerle tanıştım. Şimdi ne olduğumu daha iyi biliyorum. Gibi.)

Partnerim ve tek bir arkadaşımdan başka kimseye açılmış değilim. Belki zamanla. Yine de sesim kendi boşluğumda yankılanmıyor ya artık...

Açılamayan, sorgulayan, kendini "yeterince" hissetmeyen, kafası karışık herkese kucak dolusu sevgiler. Varsınız. Varım. Varız.

Sen de yazmak istemez misin?

Herkesin güzel günü kendi rengindedir. Kimisinin puslu mavi, kimisinin altın sarısı, kiminin ise alabildiğine yeşil, yemyeşil…

Peki senin güzel günün ne renk? Güzel bir gün dendiğinde aklına gelen o gün neler yaşadın? Kimler vardı yanında? Yalnız mıydın, kalabalık mı? Ne giymiştin? Ne yapıyordun? Çekinme yaz bize…

Yok ben hayalimdeki güzel günü yazacağım diyorsan o da olur.

Güzel günlerimizi hatırlamak, hatırlatmak, paylaşmak bir mail uzaklıkta: yildiz.tar@kaosgl.org

KaosGL.org’taki yanı yazı dizimizin parçası olmak için tek yapman gereken yildiz.tar@kaosgl.org adresine güzel geçen bir gününü yazmak. Bir de varsa elinde o günden bir fotoğraf…

Yazı dizisindeki diğer anlatılar:

‘Güzel bir gün’ yazı dizisi başlıyor