İnsan Hakları / Kent Hakkı

"İstanbul salonsa, Ankara mutfaktır"

Pazartesi, 30 Ekim 2017

Altı+Bir Kültür-Sanat İnisiyatifi kent ve sanat mekânlarının ilişkisini tartıştırıyor.

Altı+Bir Kültür-Sanat İnisiyatifinin ev sahipliğini yaptığı "Ankara'da Sanat Merkezi Olmak" başlıklı panel 28 Ekim Cumartesi akşamı gerçekleşti. Ankara'da hali hazırda faaliyet gösteren CerModern, Çankaya Belediyesi Kültür ve Sanat Merkezleri, Erimtan Müzesi ve geçtiğimiz yıl açılışını yapan Müze Evliyagil'in programcılarının katıldığı panelde, mekânlar ve bu mekânların kent dinamiği içinde nerede durduğu masaya yatırıldı.

Ankara'da olmaktan ve işini Ankara'da yürütmekten büyük keyif aldığını dile getiren CerModern'in programcılarından Helün Fırat, kültür ve sanatın salonu olarak nitelendirilen İstanbul'un ötesinde Ankara'nın hakkı yenmeyecek oranda bir mutfak olduğunu dile getiriyor. "Mutfakta pişmezse yiyemezsin" diyen Fırat, 2010'da kurulan mekânın gücünü Ankara'dan aldığının altını çiziyor. "Ankara'dan korkuyoruz" lafının üretim ve iş pratiği içinde güçlü bir yere temas ettiğine değinen programcı, şehrin izler kitlesinin rafine bir izler kitle olduğunu söylüyor.

"Buradan ne güzel AVM olur"

"Bu inanç işte bizim misyonumuzdur. Keza aynı zamanda motivasyonumuz. 1999'da bir yarışmayla başlayan bir süreç CerModern'in öyküsü. Onun öyküsünün yanında bizim kendimize mal ettiğimiz bir başka öykü ise şu an bulunduğumuz noktanın hemen karşısında gördüğümüz Ankara Büyükşehir Belediyesi binası. Biz orayla her göz göze geldiğimizde şunu düşünmeden edemedik, 'Buradan ne güzel AVM olur'. Çünkü şuna eminiz ki, birileri şu an bulunduğumuz alana ve mekâna ilişkin bu hayali kurmuştur" diyor Helün Fırat. Bir kültür adası olarak kayıtlarda yer alan mekân, şu an kullanılagelen halinden önce aralarında tren tamir atölyesinin de bulunduğu pek çok sahaya hizmet veren bir konumda. Restore edilen ancak restore edilirken bir önceki kullanım alanına sadık kalınarak hizmete açılan mekânda gezerken karşınıza tren raylarının çıkması olası. Galeri ya da müze olarak beyanı bulunmayan mekâna ilişkin programcı "biz ara geçiş noktasında bir yerdeyiz" diyor. "Biz iki paydaşız. Ve bu iki paydaş olarak yaşamak istediğimiz hayali gerçekleştirdik aslında. Bir yerden/yerlerden sizin hayallerinize ilişkin bir şey beklerseniz işiniz zor. Zira yürümüyor. Biz CerModern sayesinde her türlü işi yapabileceğimizi, yapmamız gerektiğini keşfettik. Farklı disiplinlerin ortak buluştuğu noktalardan güç aldık" diyor Helün Fırat.

"Çatışmanın ortasında bir yerdeyiz ve bizlerin çıkış yolunu bulacak o zemini yaratması gerekiyor. Baktığınız zaman sürekli bir sirkülasyonun olduğu adliyenin arkasındayız. Polislerle iç içeyiz ancak onlarla çatışma üzerinden değil birlikte hareket edeceğimiz bir saha üzerinden iletişim kurmaya gayret ediyoruz" diyen Fırat, şehir ve şehrin misafirleri ile kurdukları ilişkiye dikkat çekiyor.

Kurulan motivasyona değinen Helün Fırat'ın ardından söz alan Erimtan Arkeoloji ve Sanat Müzesi'nin programcılarından Nazan Gezer, şu sıralar iki buçuk yaşında olan müzeye ve bulunduğu alana değindi. Ulus Kale Meydanı civarında olan müzenin, kurulduğu alan itibariyle bu alanı korumak ve yeniden gündeme taşımak olduğunu söyleyen Gezer, "Bu bölge bir dönem Ankara'nın en gözde ve üretken yeriyken şimdilerde insanların gelmeye çekindiği ya da yoğunlukla kuruyemişçilerin satış yaptıkları bir semt haline geldi." Amaçlarının sadece bir müze kurmak ve işletmek olmadığına dikkat çeken programcı, amaçlarının yaşayan bir kültür marketi kurmak olduğu söylüyor. "Motivasyonumuz insanları Ulus'a yeniden çekmek" diyor Nazan Gencer.

"İnsanları bazen o kadar çok seviyoruz ki. Çünkü tepede ve zor bir alandayız. Mevsimin ve hava şartlarının zor olduğu dönemlerde dahi insanlar yağmur, kar ya da çamur demeden buraya tırmanıyorlar. Bu mekânlar aslında varlıklarını bu şekilde sürdürüyor" diyen Gencer, bir başka amaçlarını ise eğitim olduğunu söylüyor. Öğrenciler ve genç insanların onlar için önemine dikkat çeken Gencer, çocuklar ve yetişkinler için hazırladıkları atölyeler ile sanatın ya da mekânların ulaşması güç, anlaşılmayan bir yer haline dönüşmesinden kaçındıklarını söylüyor.

"Bir projem var ancak geri dönecek diye korkuyorum"

1998'de yapılan Çankaya Belediyesi Çağdaş Sanatlar Merkezi'ne ilişkin söyleşiyi sürdüren Dilan Beysülen ve Döndü Özkök, belediye ile iş birliği içinde olan mekânların işleyiş sürecini merkeze aldı. İlk dönemlerinde, arka planda yer alan politika ile içeriğini oluşturan bir kurum olan mekânın, şimdilerde iş birliğini elden bırakmayan bir yer haline geldiğini söylüyor ikili. "'Benim bir projem var ancak neye göre ya da kim tarafından sergilenmeye değer bulunmadığını bilmiyorum' diyenler sayıca o kadar fazlaydı ki, biz burada kurum olarak nasıl bir zemin kuracağımızı aslında belirlemiştik" diyen Dilan ve Döndü motivasyon ve sürdürülebilirliklerini çok kısa zamanda çözdüklerine dikkat çekiyor.

Söyleşinin katılımcılarından biri olan ve geçtiğimiz günlerde birinci yaşını kutlayan Müze Evliyagil'in programcılarından Can Akgümüş, şehrin merkezi olarak belirlenen alanlardan uzakta bir mekân olmanın avantajı ve dezavantajı üzerine söyleşti. "'Diğer mekânlardan nispeten daha uzaksınız' diye bir yeri nitelendirilmek bence sıkıntılı bir kavram. Bu durumda şu an hali hazırda kurulduğumuz alanda yaşayanlar için de merkez sayılan yerler uzak kalıyor. Bunun zaten orta noktasını bulmamız söz konusu değil. Şehir dediğimiz, dediğiniz şey sizin olduğunuz her yerdir bizce" diyor Akgümüş.

Söyleşi mekân programcılarının ardından izleyicilerin soru ve cevaplarıyla izleyici-mekân ve erişim üzerine devam etti.