Kadın

“Fırsatları iyi değerlendirmeli ve etki alanı yaratmalıyız”

Cuma, 17 Kasım 2017

İmece, “Toplumsal Cinsiyet Eşitliği - Kadın ve Kız Çocuklarının Güçlenmesi” teması için bir araya geldi.

Bu sene ikinci kez dönüştürücü fikirleri desteklemek üzere yola çıkan imece* ekibi ikinci destek buluşmasının ilk ayağı 11 Kasım Cumartesi günü İstanbul-Tarihi Bomonti Bira Fabrikası’nda yer alan ATÖLYE'de yapıldı. Desteklenecek fikirler için bu senenin teması “Toplumsal Cinsiyet Eşitliği - Kadın ve Kız Çocuklarının Güçlenmesi” olarak belirlendi.

Topluluk oluşturma, bir araya getirme ve sürdürülebilir değişimler yaratma hedefiyle çalışan ekibin imece tarihine ilişkin yaptığı sunumun ardından ATÖLYE ekibinden ilk konuşmacı Kerem Alper “Toplumun farklı kesimlerini nasıl bir araya getirebiliriz ve nelere ihtiyacımız var sorusuyla buluştuk. Üç şeye ihtiyaç olduğunu gördük. Topluluklar oluşturmak, bu toplulukları doğru noktalarla birleştirmek ve bu birleşen noktaları desteklemek.”

Sosyal problemlerin olduğu alanlarda farklı problemlere ilişebilecek farklı çalışma alanlarının da doğduğuna değinen S360 ekibinden Kerem Okumuş, “Amacımız yatırımcıların dikkatini çekecek ürünleri daha geniş ölçeklere değecek şekilde modelleme yapmak. Finansmanı iyilik nosyonu ile kullanabilmek için etki alanına bakmanın yanı sıra etkiyi nasıl devam ettirdiğimiz ve ölçtüğümüz önemli” diyor. Türkiye’de o etkiyi yaratacak kaynakların kısıtlı ve bir tür kısır döngü yaratma halinin, inisiyatif modellerin gelişmesini zorunlu kıldığına değinen konuşmacı, “Ek kaynakları süreçlere hep dahil etmemiz gerekiyor. Çünkü etkili ve bir kadar çıkışa odaklanan bir mekanizma kurmak istiyorsanız buna ihtiyacınız var.”

Bu işin nedeni ya da niçini yok

Kadının toplumsal hayat içindeki rolünü, istihdamını ve küresel anlamda bir iyileşmeden bahsetmenin girişimcilerin elinde olduğuna dikkat çeken Zorlu Holding’den Aslı Alemdaroğlu, “Her gün işe başlarken bugün değişim için ne yapabiliriz gündemiyle hareket ediyoruz. Bu meseleleri mesai saati bitiminde masada gün sonunda nerede tuttuğunuza dikkat etmeniz gerekiyor” diye ekliyor. “Ortak bir değer ve kaynak sistemini, faydacılık esasıyla birleştirmeliz” diyen Alemdaroğlu, öğrenebileceğimiz ve birlikte düşünebileceğimiz bir zemin yaratmamız gerektiğine değiniyor.

Bu süreçlerde eşitlik için eğitimin mümkün kılınması gerektiğini vurgulayan Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı’ndan Bharati Sadasivam problemlerin cinsiyet eşitsizliği bazlı konumlanmaların sadece bir noktaya değil küresel bir ölçeye dair olduğuna işaret ederek, “Temel noktanın eğitime katılım olduğuna inanıyoruz. Ancak bunun gerçekleşebilmesi için eğitimde eşitlik ilkesinin benimsenmesi gerekiyor.”

Evdeki iş bölümü de eşitliğe değmeli

Programın ikinci yarısında, Bilgi Üniversitesi’nden Itır Erhart’ın  moderatörlüğünü yaptığı söyleşide, yaptıkları araştırmalarda kadının ilk etapta var olan konumunun erkeklerin statülerinin değişmesi ile birlikte yok olduğuna değinen McKinsey’den Abdülkadir Hacıalioğlu, “Adaların içinde başka adacıkların olduğu ya da yaratıldığı bir düzlemde yaşıyoruz. Kapitalist bir sistemde kadınlar temsil edilebilir ancak temsil edilenlerin statü olarak nasıl temsil edildiği, karar mekanizmasında belirleyicilik rolü oynuyor” ifadelerini kullandı. Türkiye’de hali hazırda faaliyet gösteren pek çok önde gelen özel firma ile araştırmalar yaptığını söyleyen Hacıalioğlu şöyle devam etti: “Mesele ortaya sayılar koyarak, bu rakamların tutarlığı üzerinden kazanım edinmek olmamalı. Nitelik çok önemli. İstihdam edilen kadınların ve erkeklerin bu farkındalığa ne kadar yaklaştığı mühim. Örneğin, yaptığımız araştırmalardan birinde gördük ki kodları değiştirmek hiç de öyle kolay değil. Sistemli olarak eşitlik izlemesi yaptığımız firmalarda araştırma yapılan gruplarda, hiç beklemediğimiz bir aşamada ataerkil kültürün kodlarıyla karşılaşabiliyoruz.”

Toplumsal cinsiyet kodlarının üretildiği mekanlar olarak ev ve sosyal yaşantı alanlarına bakılması gerektiğine dikkat çeken Itır Erhart, eğitimin bir model oluşturmada basamak olduğuna vurgu yaptı. Bu anlamda söyleşinin konuşmacılarından biri olan Eğitim Reformu Grubu’ndan, Yeliz Düşkün eğitimde ulusal bir zeminden hareket ederken bölgesel farklılıkları unutmamak gerektiğine değindi. “Sadece kadın-erkek değil, temel olarak çocukların eğitime ve sosyal yaşama katılırken cinsiyet kimliği, cinsel yönelimi ve etnik farklıklıklar gibi alanlarda nelerle karşılaştığına bakmamız gerekiyor. Değerlendirme ve sonuç odaklı çalışırken çoğunluğun hakları için elbette uğraşalım ama bir birey olarak o çocuğa sunduğunuz bu araştırma hitap etmeyebilir” diyen Düşkün, bir belirleyici olarak öğretmen ve çocuk ilişkisine, bu kalıp yargıları kırarak ulaşılabildiğini söyledi.

Sahip olmaya çalıştığın bir meslek mi, yoksa sahiplendirilmek istediğin bir meslek mi?

“Bir kriz mi yönetmek istiyoruz” yoksa “güçlendirici bir mekanizma için zemin mi gerekiyor” sorularının kadınlar açısından bir girişim modeli oluştururken, bir yandan oldukça belirleyici olduğuna dikkat çeken girişimci Paulina Polak, kendi girişimi olan Onpartu’nun geçmişinden ve bir markanın gelişim sürecinden bahsetti. Kadınların büyük bir çoğunluğunun bulundukları konumu terk ettiğine değinen konuşmacı, bunda etken nedenlerden birinin, hatta belki de en belirleyicisinin kent ve dinamikleri olduğunu söyledi. Rakamların ve belirleyicilerin önemine dikkat çeken Paulina, “Bölgesel ya da ulusal bir dinamik olarak yer edinmek bir kadın için çok güç. Çünkü buna dair sorduğunuz sorular o bölgenin geleneksel kodlarıyla karşılaşıyor. Sürdürülebilir bir metottan bahsedeceksek bunun için aşama aşama derinlere inmeliyiz. Temelde ne olduğunun, neyle karşılaşacağımızın bizim için önemi büyük.”

Buluşma ve söyleşi, proje ön başvuruları ve izlenecek yola ilişkin adımların sunumuyla sona erdi. Ayrıntılı bilgi ve iletişim için burayı ziyaret edebilirsiniz.

*imece, özel sektör ve fon veren gruplar ile fikirleri olan insanları, bu fikirleri gerçekleştirmek üzere buluşturan ve buna alan yaratan köprü bir organizasyon.