Yaşam / Siyaset

Komünist LGBT’ler: Yas tutmayacağız, mücadele edeceğiz!

Perşembe, 23 Kasım 2017
Haber: Kaos GL

Türkiye Komünist Partisi’nin LGBT örgütlenmesi olan Komünist LGBT’ler, 20 Kasım Nefret Suçu Mağduru Transları Anma Günü’nde bir açıklama yayınladı.

​Çözümün diğer emekçi kesimlerle beraber düzeni değiştirmek için mücadele etmekten geçtiğini savunan Komünist LGBT’ler 20 Kasım Nefret Suçu Mağduru Transları Anma Günü’nde bir açıklama yayınladı. Açıklamada Ankara Valiliği’nin yasağına da değinerek LGBT’lerin içine sokuldukları çıkmazın ancak bir arada durularak aşılabileceğini ifade ettiler.

Yas tutmayacağız, mücadele edeceğiz!

Komünist LGBT’lerin Facebook sayfasından yapılan açıklamanın tam metni şöyle:

Hiç trans bir doktora muayene oldunuz mu? Lisede veya üniversitede trans bir arkadaşınız var mıydı? Herhangi bir fabrikada veya ofiste trans çalışan gördüğünüzü hatırlıyor musunuz?

Çoğumuzun bunlara verdiği yanıt, hayır. Trans kadın ve trans erkekler kimliklerinden ötürü eğitim ve istihdam süreçlerinin dışında bırakılıyor, toplumsal yaşamdan koparılıyorlar. Bu da yetmiyor, bazıları canlarına mal olan saldırıların hedefi haline geliyorlar.

Bu tür saldırılarda yaşamını yitirenlere ithaf edilen “Nefret Suçu Mağduru Transları Anma Günü” yas tutma vesilesi değil, tam da bu tabloyu değiştirmek için mücadele etme günüdür.

Transların yaşadığı sorunlar, parçası oldukları emekçi sınıfların yaşadığı diğer sorunlardan bağımsız değil. Sorunun kaynağında kapitalizm, yani insanın insanı sömürmesine dayanan bu düzen yatıyor. Emekçileri birbirine düşürmesi sayesinde ayakta duran kapitalizm, translara yönelik düşmanlığı besliyor.

Bilhassa trans kadınların sorunlarına çözüm olarak sunulan “mevcut çalışma koşullarının iyileştirilmesi” gibi öneriler, onları fuhuş çetelerinin insafına terk ediyor. Trans kadınların bedenleri üzerinden rant sağlayanların, kimlikleri ne olursa olsun, emek sömürüsünden beslenen kapitalistlerden hiçbir farkları yok.

Transların kurtuluşu, diğer emekçilerin kurtuluşundan ayrı değil. Herkesin parasız eğitimden yararlandığı, işsizliğin yasaklandığı, iş hakkının yasal güvencede olduğu bir düzen hayal değil. Trans kadınların ve trans erkeklerin eşit yurttaş olmaları imkânsız değil.

Bundan 100 sene önce gerçekleşen Ekim Devrimi, tüm bunların yaşama geçtiği büyük bir siyasi atılımın ve toplumsal dönüşümün önünü açtı. Biliyoruz ki sömürünün temelleri ortadan kaldırılmadan, ayrımcılığın tarihsel dayanakları da yok edilemez. İnsanlık 100 sene sonra hala bu sorunlarla uğraşıyorsa, sosyalizm de güncel bir çıkış yolu olarak önümüzde duruyor demektir.

Başka bir yol yok. Düzen eşcinsel düşmanlığını yaymadan, gericiliği “toplumsal duyarlılık” diye yutturup LGBT’lerin ifade ve örgütlenme özgürlüğünü gasp etmeden yapamaz. Bu çıkmazı ancak bir arada durarak aşabiliriz.

Nefretin ve bağnazlığın aramızdan kopardığı trans kardeşlerimizin anısını ancak, düzeni değiştirme mücadelesinin bir parçası olarak, örgütlenerek yaşatabiliriz.

Yas tutmayacağız, mücadele edeceğiz!