Gökkuşağı Forumu

Işık adam

Perşembe, 30 Kasım 2017

Okuduğum yer küçük bir kasabaydı, bulmam yarım saatimi almazdı ama ismini bile bilmiyordum ve kimseye onu soracak kadar da güvenmiyordum.

Üniversitede son yılımı okuyordum onunla tanıştığımda, herkesin hayatının bir döneminde yaşadığı (ya da yaşayacak olduğu ) o girdabı yaşadığım dönemdi. Günler sanki benimle yarışıyordu, üstelik istemediğim bir bölüm okumamla birlikte mezun olacağımda ne yapacağıma dair hiç bir fikrim yoktu. Günlerimi boşuna harcadığımı düşünüyor kendime kızıyordum, İstanbul’da kalsaydım bir sürü seçeneğim olabilirdi diye. Bu buhranları yaşadığım günlerden bir gün bunalıp yurdun kafesine inmiştim. Üstelik buraya çok nadir indiğim anlardan biriydi.

Etrafı izlerken birden önümden bir köpek geçti. Öylesine hayat doluydu ki, insanlar ona bakmadan duramıyorlardı. Köpeği izlemeye o kadar dalmıştım ki bir an ondaki yaşam kaynağının, o enerjinin bende olmadığına üzülmüştüm. Şimdi kendimi anlatırken Kafka gibi betimlemiş gibi düşündüm. Köpek önümde türlü türlü taklalar atıp sahibinin yanına koştu. Güneş tam da gözüme denk gelmişti. Sahibine bakmak isterken bir an sendeledim sonra gölgeye geçmeye çalıştım. Köpeği ve sahibini görmek için. Ve nihayet sahibine hayranlıkla bakarken gördüm onu. Belki bu anlatacağım hissi yaşamayanlarınız vardır ve yaşamanızı en içtenlikle temenni ederim, onu gördüğüm anda sanki amacımı bulmuş gibiydim. Bazı insanlar vardır, gerçekten bu yeryüzünde var olduğunu düşünmezsin o da öyleydi. Çevresindeki herkes ona karşı çok kibar yaklaşıyordu ve anlamlı bakıyordu düzgün bir diksiyonu vardı. Köpeğe takıldı gözüm korkmamam gerektiğini sevmek istersem sevebileceğimi söyledi. Korktuğum şey köpek değildi, onu bir daha görememekti. Konuşmak ama saçmalamamak istiyordum. Karşısında içinde bulunduğum durumu anlatıp da onca deneyimden geçmiş bu adamı kendi derdimle de sıkmak istemiyordum ama adını koyamadığım bir his vardı onunla ilgili.

Onu gördüğüm günün gecesi arkadaşıma da anlattım durumu ve onu arayacağımı söyledim. Delirdiğimi düşündü. İçinde bulunduğum durum onun küçük dünyasında ‘aşk’ olarak adlandırılıyordu ama benim hissettiğim bambaşka bir dil, his ve deneyimdi. Okuduğum yer küçük bir kasabaydı, bulmam yarım saatimi almazdı ama ismini bile bilmiyordum ve kimseye onu soracak kadar da güvenmiyordum. Arkadaşım da beyhude bir çaba olduğunu düşündüğü bu arayışımda bana eşlik etmeye son vererek gitti. Devam etmek için daha da hırslanmıştım saatte geçiyordu üstelik gece 22.00 sıralarıydı sanırım, köpeği yolda önüme fırladı. O da arkasından koşmuştu araba çarpmasından korktuğu için. İşte demiştim yine köpeği ve yine beni ona getirdi. Beni uzun zamandır tanıyormuşçasına sevindi beni görünce ve evinin bahçesine davet etti. O kadar mutlu olmuştum ki bahçesine geçtik ve sohbet etmeye başlamıştım kelimeler ağzımdan nasıl dökülüyordu, nasıl bu kadar seri ve anlaşılır konuşuyordum kendime şaşırıyorum. Durum benim için çok ilginçti, o ise tüm dikkatiyle beni dinliyordu, okumak zorunda olduğum okuldan, aile sorunlarından bahsetmiştim. Derken bir anda bahçeye beş, altı kişi girdi ellerinde şaraplarla. Sonradan öğrendiğim ki gelenler tiyatroculardı ve onun çok eski arkadaşlarıydı. Hep bir ağızdan siyaset, sanat, edebiyat konuşmaya başladık. Konuşmamızın yarım kaldığına üzülse de devam edeceğimizi dile getirdi ve ayrıldım evinden.

Eser: Katty Huertas

Yolda düşündüm epey onun hakkında. Kendisi heykeltıraş ve yazardı fakat bana sorarsanız o her şeydi, evrendi, boyuttu bir anda sorunlarımı unutturmuştu. Daha sonra evine tekrar tekrar gittiğimde her gidişimde ayrı bir mucizeyle karşılaşıyordum. Voleybol oynamak isteyen gençlerle kaçak bir şekilde okulun bahçesini kullanırken mi dersiniz, ilkokula giden bir kız çocuğunu bir harfi yanlış yazdı diye süpürgeyle kovalarken mi dersiniz, o beldedeki kadınların sorunlarını dinlerken ya da gençlerle şarkı söylerken benim gibi bir meczupla da uğraşıyordu tüm bu yoğunluğuna rağmen... Onunlayken sabrı ve koşulsuz özveriyi, iyiyi, doğruyu ve sorunun nasıl sorulacağını öğrendim. Kimi zaman sabahlara kadar konuşurduk, tartışırdık, ağlatırdık birbirimizi kimi zamanda yalnızlaştırırdık ama sanırım gözyaşlarını saklayamayan en güzel adamdı tanıdığım o adam. Şimdi bu yazıları yazarken aklıma onu tanıdığım ilk an güneşin tam da ona baktığım sırada gözüme girişini anlamlandırabiliyorum. O ışık adamdı. Evrende tek denebilecek bilgelikte olana bakıyordum o bir ışık gibi aydınlıktı, o bir rehberdi ve biliyor musunuz, kendisinin normal bir öğretmenden daha fazla öğrencisi olmuştur.  Çok nadir kendinden bahseder, çok mütevazı, çok hoşgörülü ve gittiği her yeri yaşanabilir kılan biridir. İyi ki mucizenin kelime anlamısın ve iyi ki rehberimsin. Bu yazı öğrencin olacak daha nice öğrencilerin için sana ithafım olmasını dilerim. Bir gün bana, “kendine bir şans ver korkma ve ilerle, arkana bakma, risk al ve kendine güven. Bunların hiçbirinin karşılığını kötü bir deneyimle almazsın” demiştin. Hala senin öğretilerini özümsüyorum belki benim de bir kaç öğrencim olmuştur onlara bu hikâyeyi hep anlatacağım, “IŞIK ADAM’’

*KaosGL.org Gökkuşağı Forumu’nda yayınlanan yazılardan yazarları sorumludur. Yazının KaosGL.org’ta yayınlanmış olması köşe yazılarındaki görüşlerin KaosGL.org’un görüşlerini yansıttığı anlamına gelmemektedir.