Gökkuşağı Forumu

Sade, akıcı ve etkileyici: Sen İstanbul’dan Daha Güzelsin

Çarşamba, 21 Şubat 2018

Sen İstanbul'dan Daha Güzelsin son zamanlarda izlediğim en iyi oyunlardan birisi. Bugüne kadar benzer konuda birçok oyun izledim, izledik ama bu kadar yumuşak, bir o kadar da sert bir oyun görmedim. Kadın sorunu, kadının toplumdaki yeri vb tarzdaki oyunlar (genelde) ya yeni bir şey söylemiyor yada çok sert ama hiç bir şey düşündürtmeyen yada zaten öyle düşünen seyircinin oyunun sonunda "Eee yani? diye sormasını sağlayan oyunlar oluyor. Şahsen ben bu şekilde onlarca oyun izledim. Oyun sonunda parama, zamanıma acıdığım çok oyun oldu. "Ne demek istedi bu oyun bana?" diye de çok sorguladım. Evet biliyoruz bu sorunu ama önermen nedir? Hangi pencereyi araladın bana? diye de çok sormuşumdur yazara, yönetmene. İçimden tabii… Gerçi fikrimi soranın da yüzüne söylemişliğim vardır.

Neyse asıl konu Sen İstanbul'dan Daha Güzelsin. Öncelikle metin çok etkileyici. Radyo tiyatrosu olsa da alır götürür dinleyeni. Seyirciye o kadar çok alan açıyor ki, her sahneyi, her hikayeyi hem çok yakınen biliyor hem de yepyeni bir hikayeymiş gibi dinliyor/izliyorsun. Sonra reji; sade ama çarpıcı. Tek bir fikir varmış gibi ama çok katmanlı. Hem hiç yormuyor akışkanlığı ile hem de çok yorucu neyi izlesem diye çabaladığın için. Birer sandalyede oturan üç kadın var güya, fakat kurdukları dünya çok hareketli. Murat Mahmutyazıcıoğlu çok teşekkürler, çok iyi iş çıkartmışsın. Ve oyunculuklar; etkileyici. Çok mu kullandım bu kelimeyi bu yazıda bilmiyorum ama gerçekten etkileyici. Oyuna en az üç defa gidip üç oyuncuyu da ayrı ayrı izlemek gerekli. Melis Öz'ü daha önce izledim mi bilmiyorum açıkçası. Ama öğrendim "Kasap" diye bir oyunda da oynuyormuş. Gidip mutlaka başka bir oyunda izlemek istiyorum. Melis, enerjin o kadar gerçek ki minicik bir kız olduğun anları, o anın içindeymişim bir adım ötemde asi bir kız varmış gibi izledim. O hiç kalkmadığın sandalyeye rağmen, koşuşunu, zıplayışını, dans edişini karakterinin o hayatta yaşayabileceği her "hareketi" gördüm, hissettim. Başak Kıvılcım Ertanoğlu bayıldım, bayıldım, ba-yıl-dım sana. Sana baktığım her saniye etkilendim, dikkatle izledim. Bakamadığım anlar için üzgünüm ama yeniden izleyeceğim nasıl olsa. Oynadığın alt metinleri, bakışını, duruşunu, çaresizliği, hayal kırıklığını, başaramamışlığı,ara ara mutluluğu, ve daha nicesini iliklerime kadar işledin bilesin. Ayfer Dönmez'i kamera önünde birkaç defa izlemiştim, ayrıca tanışıyoruz zaten ama ilk defa tiyatro sahnesinde gördüm. İyi ki o sahnedeydin. En çok seni merak ediyordum; yaşlı kadını nasıl oynayacak diye. Tarifi var mı oynadığın şeyin bilmiyorum. Karakterin nasıl yaşlandığını, nasıl unuttuğunu, nasıl sustuğunu aşama aşama gösterdin. Bilmem kaç saniyede yılların geçisini nede güzel oynadın. Senin de her anın ayrı bir güzeldi. Teşekkürler tüm oyunculara. Teşekkürler Murat Mahmutyazıcıoğlu'na. Teşekkürler tüm Bam İstanbul ekibine.

Kadın örgütleri özellikle sahip çıkmalı bu oyuna. Mümkünse her köyde, her kasabada, her ilçede, her şehirde etkinlik düzenlemeli. "Sen İstanbul'dan Daha Güzelsin" çok gerçek bir ayna tutuyor hepimize. Yıllardır anlatmak istediklerimizi sade, akıcı ve etkileyici bir biçimde koyuyorlar önümüze. Hemen arama motorlarına yazın oyunun adını, alın bir bilet gidip izleyin mutlaka. Hatta en az iki bilet alıp arkadaşınızla, dostunuzla, sevdiklerinizle beraber izleyin; oyun sonunda aynı anı paylaşmış kişiler olarak konuşmaya ihtiyacınız olacak çünkü. Ne mutlu iyi tiyatro yapanlara, ne mutlu bizi böylesine sevindirenlere. İyi tiyatro iyidir! Sevgiler.