İnsan Hakları

Af Örgütü yıllık raporundan: LGBTİ etkinlikleri uydurma gerekçelerle yasaklandı

Perşembe, 22 Şubat 2018

İstanbul Onur Yürüyüşü’nün engellenmesi ve Ankara’da halen devam eden LGBTİ etkinlik yasağı Af Örgütü yıllık raporunda yer aldı: “Uydurma güvenlik gerekçeleriyle yasaklandılar.”

Uluslararası Af Örgütü’nün “2017’den 2018’e Dünyada İnsan Haklarının Durumu” başlıklı yıllık raporu bugün yayınlandı. Rapor, 2017 yılında dünyada nefret dolu ve ötekileştiren söylemlerin arttığına ve ayrımcılığı normalleştirdiğine dikkat çekiyor.

159 ülkedeki insan haklarına dair yıllık bir değerlendirme sunan raporda lider ve politikacıların nefret söylemlerinin giderek yaygınlaştığı ve yıkıcı sonuçlara yol açtığı belirtiliyor. Buna karşılık sosyal adalet için ilk kez harekete geçenler ile deneyimli aktivistlerin oluşturduğu ve giderek büyüyen hareketin, baskıya doğru kayan çizginin tersine çevrilmesi yönünde umut verdiği ifade ediliyor.

Onur Yürüyüşü ve Ankara'da LGBTİ+ etkinlik yasağı

Raporda dünya genelinde LGBTİ hakları da ele alınıyor. Türkiye’de Onur Yürüyüşleri’nin yasaklanması, polis saldırısı ve Ankara’da halen devam eden “LGBTİ+ etkinlik yasağı” raporda öne çıkan başlıklar arasında:

“Daha önce her yıl düzenlenen İstanbul Onur Yürüyüşü, uydurma güvenlik gerekçeleriyle bu yıl üçüncü kez yasaklandı. Polis plastik mermi kullanarak, keyfi gözaltılar gerçekleştirerek, gereksiz ve aşırı güç uygulayarak yürüyüş yapmak isteyen küçük grupları hedef aldı. Kasım ayında Ankara'daki yetkililer, lezbiyen, gey, biseksüel, transseksüel ve interseks (LGBTİ) dayanışma örgütleri tarafından düzenlenen etkinlikleri, şehirde gerçekleştirilmesi planlanan LGBTİ temalı film festivali öncesinde sınırsız süreyle yasakladı. Gerekçe olarak yine uydurma güvenlik gerekçeleri öne sürüldü.”

Mısır, Ürdün, Lübnan, Tunus…

Raporun “Ortadoğu ve Kuzey Afrika Bölgesi” bölümünde LGBTİ haklarına ilişkin gelişmeler şöyle sıralandı:

“Cinsel yönelim ve cinsiyet kimliği konuları bölgedeki ana akım insan hakları hareketlerinin gündeminde daha fazla yer alırken, hükümetler LGBTİ+'ların haklarından faydalanmasını kanunda ve uygulamada ağır biçimde sınırlandırmaya devam etti. Mısır’da, 2017 yılının başlarında Ürdün’de sahne alması yasaklanan Lübnanlı grup Mashrou’ Leila’nın Eylül ayında Kahire’de gerçekleşen bir konserinde gökkuşağı bayrağının asılması üzerine, on yıldan uzun süredir görülen en kötü baskı dalgası kapsamında, yetkililer insanları cinsel yönelimleri nedeniyle yakalayarak yargıladı. Güvenlik güçleri en az 76 kişiyi tutukladı ve bunlardan en az beşini işkence kabul edilen bir uygulama olan anal muayeneye tabi tuttu. Mahkemeler “ahlaksızlık alışkanlığını” da içeren suçlamalardan ötürü en az 48 kişiyi altı aydan altı yıla kadar hapis cezalarına mahkum etti”. Ekim ayında milletvekilleri eşcinsel ilişkileri ve LGBTİ+ toplantıları, sembolleri veya bayraklarının halka açık biçimde teşvik edilmesini açık biçimde suç kabul eden son derece ayrımcı bir kanun önerisinde bulundu. Aralarında Fas ve Tunus’un da yer aldığı ülkeler eşcinseller arasındaki rızaya bağlı cinsel ilişkileri suç kabul eden yasalar kapsamında insanları tutukladı ve hapse attı. Tunus’ta polis söz konusu ilişkilerle suçlanan erkekleri anal muayeneye zorlarken, hükümet Eylül ayında BM Evrensel Periyodik İnceleme mekanizması kapsamında bu muayeneleri sonlandırma önerisini kabul etti. Bunun dışında, İran ve Suudi Arabistan gibi ülkelerde rızaya bağlı eşcinsel eylemler hala ölüm cezasıyla cezalandırılabiliyordu.”

“Geleneksel değerler” adı altında ihlal

Af Örgütü, Doğu Avrupa ve Orta Asya’da “geleneksel değerler” adı altında LGBTİ haklarının ihlal edildiğini söylüyor:

“Doğu Avrupa ve Orta Asya'da hükümetler “geleneksel değerler” adını verdikleri olguların ayrımcı yorumlarından oluşan söylemleri artan bir şekilde kullanarak ve teşvik ederek baskı ve ayrımcılığı desteklemeyi sürdürdü. Bahsi geçen “geleneksel değerler” kültürel değerlerin yabancı düşmanı, kadın düşmanı ve homofobik yorumlarıydı. Tacikistan’da bu söylemler ve uygulamalar LGBTİ toplulukları “ahlak dışı” davranışları nedeniyle cezalandırmak ve yeni mevzuatların kabul edilmesi yoluyla da olmak üzere, özellikle kadınlara ve dini azınlıklara karşı kıyafet düzenlemesi, dil ve din konularında “standartlar” getirmek için kullanıldı. Kazakistan ve Rusya’da “aşırıcılık karşıtı” mevzuat kapsamında keyfi gerekçelerle dini azınlıklara açılan ceza davalarında ve diğer türlü tacizlerde artış yaşandı. “Geleneksel değerlerin” bu şekilde yorumlanması Çeçenya’da eşcinsel erkeklerin yetkililer tarafından gizlice işkenceye maruz kalması ve öldürülmesiyle korku verici bir boyuta ulaştı.”

İşkence, tutuklama, mevzuatta ve yasalarda ayrımcılık

Çeçenistan’da eşcinsellerin toplama kamplarında işkence görmesi, Azerbaycan’daki keyfi tutuklamalar ve Litvanya’daki ayrımcı mevzuat raporda şöyle aktarıldı:

“Azerbaycan’da başkent Bakü’de bir günde 100’den fazla LGBTİ keyfi olarak tutuklandı. Özbekistan ve Türkmenistan’da erkekler arasında rızaya dayalı cinsel ilişki hapis cezasıyla cezalandırılmaya devam etti. Gürcistan’da yeni Anayasa ile evlilik tanımı aynı cinsten çiftleri hariç tutacak biçimde sınırlandırıldı. Litvanya parlamentosu LGBTİ'lere karşı ayrımcı bir mevzuatı kabul etti. Rusya’da, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi tarafından ayrımcı olduğu kabul edilmesine rağmen, “eşcinsel propaganda kanunu” uygulamada kalmaya devam etti. Nisan ayında Çeçenya yetkililerinin eşcinsel erkekleri gizlice ve keyfi olarak alıkoyduğu, işkence ettiği ve öldürdüğüne ilişkin raporlar ortaya çıktı. Uluslararası protestolara yanıt olarak yetkililer Çeçenya'da eşcinsel erkeklerin bulunmadığını iddia etti ve federal yetkililer etkili bir soruşturma gerçekleştirmedi.”

Dayanışma örnekleri

Af Örgütü 2017 yılında LGBTİ hakları açısından olumlu sayılabilecek gelişme olarak ise Rus LGBT Ağı’nın bir yardım hattı oluşturarak LGBTİ'lerin Çeçenya ve Kuzey Kafkasya’daki diğer bölgelerden güvenli biçimde ayrılmasına yardımcı olmasını hatırlattı. Ukrayna’da bugüne dek en büyük Onur Yürüyüşü yapılması; Malta parlamentosunun evlilik eşitliğini kabul etmesi, Almanya’da toplumsal cinsiyetinden veya cinsel yöneliminden bağımsız olarak herkese evlilik hakkı ve evli çiftlere eşit evlat edinme hakları verilmesi de olumlu gelişmeler olarak sıralandı.

Trans geçiş sürecinde engeller

“Avrupa ve Orta Asya’da transseksüeller toplumsal cinsel kimliklerinin yasal olarak kabul edilmesinde engellerle karşılaştı” diyen Af Örgütü bu engellere ilişkin şunları kaydetti: “Farklı cinsiyet özellikleri taşıyan çocuklar ve yetişkinler insan hakkı ihlallerine maruz kaldı, özellikle çocukların fiziksel ve psikolojik sağlıkları üzerinde büyük çoğunlukla zararlı sonuçlar doğuran acil olmayan, invazif ve geri alınamaz tıbbi müdahaleler gerçekleştirildi. 18 Avrupa ülkesinde transseksüellerin kısırlaştırılması zorunluydu ve 35 ülkede, toplumsal cinsiyetlerini değiştirmek için bir akıl sağlığı tanısı almaları gerekliydi.

Belçika ve Yunanistan’da ilerleme kat edildi; bu ülkeler kısırlaştırma ve akıl sağlığı tanısı gereksinimlerini uygulamadan kaldıran son Avrupa ülkeleri arasındaydı, fakat her iki ülkede de toplumsal cinsiyetin yasal kabulü konusundaki reformlar, hızlı, şeffaf ve erişilebilir bir idari prosedür geliştirmede yeterli değildi.”