Kadın

Chile Minor’un kadınlarına: İradenin iyimserliği

Pazartesi, 12 Mart 2018
Haber: Kaos GL

Feministlerle bir araya gelip irademizin insanı nasıl güçlü hissettirdiğini bir kez daha anımsadım, anımsamak ne kelime, o duygu yüküyle akşam vakti eve dek yürüdüm.

Zeynep Suat, 8 Mart haftasında Chile Minor’da yapılan Ayizi Kadınlarıyla Sohbetler'in hissettirdiklerini yazdı.  

Şu sözü ilk duyduğumdan beri kalbimi pır pır ediyor: Aklın kötümserliği evet fakat iradenin iyimserliği.

Feministlerle bir araya gelip irademizin, eyleyişin insanı nasıl güçlü hissettirdiğini bir kez daha anımsadım, anımsamak ne kelime, o duygu yüküyle akşam vakti eve dek yürüdüm.

Zihnimde konuştuklarımız at koştururken zihnimin arkasında dün sokakta bağıramadığım cümle yankılanıyordu: Geceleri de sokakları da meydanları da is ti yooo ruz!

Eylemenin esasında sokakta olmak olduğuna dair yerleşik ve çok güçlü bir inancımız var ya. O hep öyle değil. Keşke bunu anlatabilsek kendimize. Bazen mesele tohum olma halinde gizli. Yapılıp edilenlere dönüp bakmak, yanındakinin varlığını hissedip sesini, önce alçaktan gelen fakat sonra neşelenen sesini duyup “Bunca olan bitenin karşısında küçülüp daralıp içine kaçan, yok olan, eriyen bir varlık olarak yalnız değilim”i hissetmek. Güçlenmek bu.

Bir kere olunca da öyle güçlü öyle tam olunup kenara kaldırılıp, “Aha da bu güçlenmiş insan varlığı, daha da bir şey olmaz buna, hep burada parlayıp duracak” olunmuyor. Her birimiz bu anları tekrar tekrar yaşamak ihtiyacı içindeyiz aslında.

Aksu Bora’nın Feminizm Kendi Arasında ve İradenin İyimserliği kitapları üzerine bir buluşmaydı söz konusu olan. Feminizm ve temsil meselesi üzerine konuşuldu öncelikle. Bu temsil kavramı, kimin kimi temsil ettiği, edebileceği sorusu, siyasetin katılım değil temsile indirgenmesinin yarattığı problemler gibi başlıklarla konuşulurken aslında 2000’lerdeki tartışmaları hatırlattı Aksu Bora. Politika yapmanın bizlere dayatılan haliyle dünyayı kabullenmemek, hakikati dönüştürmek iddiası ve hayali olarak tanımlandığının hatırlatılması diyelim dinleyicileri heyecanlandırdı doğrusu ve buradan bereketli bir ortaklaşa tartışma doğdu.

Politik özne kolektif bir öznedir, değiştirmeyle ilgili bir iradeyi çağırır varlığı. Bir önceki kuşağın içinden çıkamadığı tartışmalar bir sonraki kuşağa yeniden tartışılacak yollar açabiliyor, katkı yapan feministler bu bağlamda kendi sorularının peşinden nasıl gittiklerini paylaştılar.

Korku atmosferini dağıtmanın bir yolu olarak geriye dönüp neler yapıldığını, biriktirildiğini düşünmenin ve paylaşmanın da iradenin iyimserliğini beslediğini keşfetmek ayrıca güzeldi. İrade, eyleyerek, hatırlayarak, yan yana olabildiğince gelerek kendinin farkına varıyor. Bugünden bana değen, kalan bu koca hisler…

Varlığım varlığınızla varlığımıza su olsun karışsın sevgili feministler! 8 Mart; irademizi berkitsin, neşemizi çoğaltsın, inadımızı daim kılsın!